Ana səhifə

Protozoaları Diğer Tek Hücrelilerden Ayıran Belli Başlı Özellikler


Yüklə 66.99 Kb.
tarix13.05.2016
ölçüsü66.99 Kb.





PROTOZOA'LAR
Protozoalar, euglana gibi bazı tipler hariç genelde hayvanlar gibi beslenen, hareketli tek hücreli canlılardır. Boyutları birkaç mikrondan birkaç milimetreye kadar değişebilir.

Gelişmiş olan tiplerinde iki veya daha fazla çekirdek bulunur.


Tatlı sularda ve kullanılmış su tasfiye işlemlerinde bolca rastlanan protozoaların bazı önemli hastalıklara sebep olduğu bilinmektedir. Bazı türlerinin insan ve hayvanlarda dizanteri, vajina iltihabı, şark çıbanı ve sıtma gibi hastalıklara neden olduğu bilinmektedir.
Sularda hem serbest hemde parazit olarak koloniler halinde yaşarlar. Bazen bir koloniyi oluşturan hücreler arasında iş bölümüne rastlanabilir.

Protozoaları Diğer Tek Hücrelilerden Ayıran Belli Başlı Özellikler



 

BAKTERİ

MAVİ-YEŞİL ALG

ALGLER

PROTOZOA

Hücre Zarı

-

-

+

+

Hücre Duvarı

+

+

+

-

Hareketlilik

Bazıları

Bazıları

Bazıları

+

Klorofil

-

+

+

-

Kloroplast

-

-

+

-

Besin

Heterotrofik

Ototrofik

Ototrofik

Heterotrofik



PROTOZOA’LARIN YAPISI
Protozoalar, şekil itibariyle oval, yuvarlak, uzun veya polimorfik olabilirler. Protozoaların hareket organları ve morfolojik yapıları ayrılmış oldukları ana gruplara göre değişiklik arzeder. Protozoaların yapısında hücre duvarı bulunmaz.
Bütün protozoalarda mevcut stoplazmik zar, yarı geçirgen yarı geçirgen özellikte, dış dünya ile teması sağlıyan bir kısımdır. Aynı şekilde, enerji üretiminde kullanılan mitochondria'lar ile hücre metabolizmasını ve üretimini kontrol eden çekirdek protozoaların en önemli kısımlarını oluşturur. Protozoaların çoğunda 1 adet olan çekirdek, siliatlarda iki adet ve opalinata'larda bir çok adet olarak yer almıştır.

Hücre içindeki suyun dışarı atılmasına yarayan kontraktil vakuoller ile besin maddelerinin sindirilmesine yarayan beslenme vakuolleri, protozoaların yapısında bulunan diğer önemli kısımlardır. Ayrıca, beslenme ve hareket fonksiyonlarını sağlayan flagella ve cilia ile hücreye belli bir şekil veren fibril'ler de protozoaların diğer yapı unsurlarını oluştururlar.


Kirpiklilerin çoğunda, bir çok flagella'da ve amiplerde bulunan kontraktil vakuollerin birinci görevi, hücre içindeki suyu deşarj ederek osmotik regülasyonu sağlamaktır. Aksi takdirde, protozolar hücre duvarına sahip olmadığından süratle ölürler.
Tatlı su protozoları, denizdekilere oranla daha aktif konraktil vakuollere sahiptirler. Küçük bir siliat, bir kaç dakika içerisinde, kendi hacmine eşit hacimdeki suyu dışarı atabilir.
Protozoaların, metabolik faaliyeti sonucu ortaya çıkan erimiş artıklar, vücuttan kontraktil vakuollerden ziyade difüzyon yolu ile kendiliğinden atılır. Erimiyen atık maddeler ise, ciliophora'nın besin vakuollerinden küçük bir delik yardımı ile dışarı atılır.
PROTOZOA’LARIN SINIFLANDIRILMASI
Protozoalar, başlıcaları sarcomastigophora, sporozoa, cnidospora ve ciliophora olmak üzere 4 ana gruba ayrılarak, incelenirler.
Sarcomastigophora

Hem bitki ve hem de hayvansal organizmaların özelliklerini taşır. Kamçı ve yalancı ayak ile hareketlerini sağlarlar. Önemli temsilcileri Euglana, Monas, Bado, Giradia, Trypanosoma,

Amoeba, Arcella, Entamoeba ve Actinophrys'lardır.
Sprozoa

Parazit özellikte olan bu grup, dayanıklı sporları üreten sporozoitlere sahiptir ve en önemli temsilcisi plasmodium'dur.


Cnidospora

Parazit özelliktedir ve polar filamentli sporlara sahiptir. myxosporidia ve microsporidia


Ciliophora

Heterotrofik beslenirler ve çoğu serbest yaşar. Birleşme ile seksüel olarak çoğalırlar. İki tip çekirdeğe sahiptirler. Sahip oldukları cillia'ları hem beslenmede, hem de hareket etmede kullanırlar. En önemli temsilcileri Balantidium, Chilodehella, Colpidium, Colpoda, Paramoecium, Opercularia, Podophryd, Aspidisca ve Spirostomum'dur.



PROTOZOA’LARDA HAREKET
Protozolar,hareket şekillerine göre 3 gruba ayrılarak sınıflandırılabilirler.
Ameboid hareket
Protozoa, amip gibi hareket eder. Buna göre, stoplazma hareket yönüne doğru bir veya birkaç uzantı çıkarır ve değişik şekillerde oluşabilen bu uzantıların içine doğru kayarak, hareket sağlanır. Ameboid hareket, özellikle sarcodina üst sınıfında ve bazı mastigophora ile

sporozoa 'larda görülür.


Flagellalar ve ciliar hareket
Protozolar sahip oldukları kamçıları ile veya siliarlariyle hareket ederler. Bu tür harekette, kamçı ve ciliarların çeşitli hareketleriyle vücut ya sudan itilerek yada vücuda su çekilerek hız kazanılır. Mastigophora 'lar kamçılariyle, cilliephora'lar ise siliarlariyle hareket ederler.
Gregarine hareket
Protozoa ince bir zarın dalgalanması ile harekete geçer. Sporozolar bu şekilde hareket eder.


PROTOZO’LARDA BESLENME
Holozoik, saprozoik, ototrofik (holophytik) ve heterotrofik olmak üzere başlıca 4 şekilde gerçekleşir.
Holozoik beslenme :

Canlı organizmalar sindirilir.


Saprozoik beslenme :

Suda eriyebilir hale gelmiş olan protein ve karbonhidratlar hücre cidarı yardımıyla doğruca emilirler.


Ototrofik (holophytik) beslenme :

Organizma klorofil yardımıyla güneş ışığının enerjisini alır ve ihtiyaç duyduğu besi maddesini yapar.


Heterotrofik beslenme :

Protozoların çoğunda olduğu gibi, organizma yukarıda bildirilen beslenme şekillerini birleştirerek kendi için gerekli olan besin maddelerini hazırlar.


Diğer bir deyişle, protozolar phagotrophs ve osmotrophs tarzda beslenirler.


Phagotrophs beslenme

Protozoa yalancı ayaklar ile besi maddesini çevirir ve stoplazmaya alarak, sindirir.


Osmotrophs beslenme

Protozoa, kendi için gerekli organik maddeleri absorbe ederek bünyesine alır ve kullanır.



PROTOZOA’LARDA ÜREME
Hemen hemen bütün protozolarda çoğalma ya çift bölünme (Binary fission) veya bir hücreden birden fazla hücrenin meydana gelmesi (Schizogomy) şeklinde olur. Çift bölünme, kamçılı protozoalarda boyuna, siliatlarda ise enlemesine olarak gerçekleşir. Protozoaların çok küçük bir grubunda ise, erkeklik ve dişilik şeklinde eşeysel bir çoğalma söz konusudur.

PROTOZOALARA ETKİ EDEN ÇEVRE FAKTÖRLERİ
Oksijen

Serbest yaşayan protozoaların çoğunluğu oksijensiz ortamda yaşayamaz, diğer bir kısmı ise çok düşük oksijen konsantrasyonlarına dayanabilir. Protozoaların büyük çoğunluğu, aerobik solunumu tercih etmelerine rağmen, bir kısmı anaerob solunum yaparlar.


Bağırsak protozoaları gibi diğer bir kısım ise fakültatif anaerobtur. Yüksek karbondioksit konsantrasyonları pek çok protozoa için zehirleyici etki yapar. Ancak, kirlenmiş nehirlerde bulunan, paramoecium putrinum ve pdytoma uvella gibi bazı protozoalar yüksek CO2 konsantrasyonuna dayanabilirler.
pH

Protozoaların çoğunluğunun dayanabildiği pH aralığı 6.0-8.5, optimum pH ise 6.5-7.5 arasıdır. Ancak, paramoecium caudatum ve colpidium compylum gibi bazı türler pH 4 gibi asidik ortamlarda yaşayabilirler.


Sıcaklık

Protozoların çoğunluğu 0-20C ile 25-300C sıcaklıklar arasında büyüyebilir. Optimum büyüme aralığı 15-250C olup, nassula elegans ve cyclidium glaucoma gibi bazı siliatlar 550C'nin üstündeki sıcaklıklarda da yaşayabilirler.


Tuz

Protozoalar genel olarak ya tatlı sularda veya tuzlu sularda yaşarlar ve bir ortamdan diğer ortama geçiş yapamazlar.



ALGLER
Algler, fotosentez yapma özelliğine sahip olan ve daha çok içme suyu kaynaklarında önem taşıyan bir mikroorganizma grubudur. Alglerin fotosentez olayı ile oksijen üretme özelliği; organik olarak kirlenmiş suların oksijen dengesini sağlaması açısından çok önemlidir.
Prokaryotik özellikte olan mavi -yeşil algler dışındaki bütün algler eukaryotik özellikte

organizmalardır ve bunlar nükleik asidi çevreleyen bir nükleik zara sahiptirler.


Alglere, karakteristik rengini veren çeşitli pigmentler, güneş ışığından enerji alabilen ve onu absorblayabilen özelliktedirler. Mavi- yeşil algler hariç diğerlerinde pigmentler, karakteristik bir kloroplast ile çevrelenmiştir.
Su ortamının ilk üreticileri olan algler, proteinleri ve diğer organik bileşikleri yapabilmeleri için ortamda, çözünmüş nitrat ve fosfat kaynaklarına ihtiyaç gösterirler. Bu nedenle su ortamında bu maddeleri oluşturan bakterilerle birlikte sinerjik bir şekilde yaşarlar.
Algler ototrofik olarak yaşarlar yani fotosentetik pigmentleri ile güneş enerjisi sayesinde kendileri için gerekli olan CO2 ve çeşitli nutrientleri kullanarak protoplazmalarını sentez ederler. Güneş enerjisinin olmadığı durumlarda algler, bakteriler gibi kemosentetik yoldan veya kendi bünyelerindeki organik maddeyi oksitleyerek enerji temin ederler.
Su ortamında ve su- zemin ara kesitinde oldukça dağılmış bir şekilde bulunan alglerin bir kısmı serbest ve yüzer halde (Planktonik), diğer kısmı ise sabit şekilde (Bentik) görülürler.
Sabit şekilde görülenlerin, kayalara tutunmuş tiplerine “ Epilitik”, bitkilere tutunmuşlara “ Epifitik” kumlara tutunmuşlara “ Epipsamik” ve çamurlara tutunmuş olanlara ise “ Epipetik “ adı verilir.
Flamentli algler, sahip oldukları tutma mekanizmaları ile veya müsilaj denilen ayakları ile kaya ve bitkilere tutunurlar. Tek hücreli ve koloni algler ise, genellikle planktonik formlarda, su yüzeyinde ve yosun kütleleri içinde yüzmeye çalışırlar.
Algler, bölünerek veya karşılıklı üreme hücrelerinin birleşmesi şeklinde ürerler.

ALGLERİN SINIFLANDIRILMASI
Algler, pigmentlerine göre çeşitli sınıflara ayrılırlar
1- Mavi- Yeşil algler (Cynaphyta):

Prokaryotik organizma grubundadır ve cyanobacteria olarak bilinir.


2- Yeşil algler (Chlorophyta):

Chlorophyte serisine bağlı Euglenophyta, Chlorophyta, Parasino

phycease ve Charophyta türleri vardır.
3- Kahverengi Algler (Phaeophyta):

Chromophyte serisine bağlı Cryptophyta, Pyrrophyta,Chrysophyta,

Haptophyta, Xanthophyta, Bacillariophyta ve Phaeophyta türleri vardır.
4- Kırmızı algler ( Rhodophyta)
5- Sarı yeşil ve altın rengi kahverengi algler ( Chrysophyta)
6- Hareketli, sarımsı yeşil kahverengi algler ( Pyrophyta)
7- Hareketli yeşil algler ( Euglenophyta)
Alglere renklerini veren fotosentetik pigmentlerin başlıcaları klorofil (Yeşil renk), Karoten (Altın rengi), Ksantofil (Kahverengi) ve Psikrofil ( Mavi renk)’ dir.
Algler içinde biyolojik olarak önem taşıyanlar Dinoflagellat denilen fotosentetik kamçılı alglerdir. Bunların çoğu biribirinden farklı iki kamçıya ve selülozdan yapılmış kompleks bir duvar veya kabuğa sahiptirler. Bunlarda çoğalma, eşeysiz hücre bölünmesiyle veya hücre içi çekirdek bölünmesiyle ve zoosporların oluşmasıyla meydana gelir.
Dinoflagellatların diğer önemli bir özelliği diğer algleri, bakterileri ve protozoalar gibi katı besin partiküllerini fagositosis şeklinde sindirmeleridir. Peridinium ve Gymnodium gibi bazı Dinoflagellatlar çoğalmalarına uygun olan bazı durumlarda sayıca çok fazla artarlar ve denize belirgin bir renk kazandırarak kırmızı gelgit denilen bir durum oluştururlar.
Bu durumda algler, birçok balığın ölümüne sebep olabildikleri gibi midyeler içine giren bazıları ise, midyeleri çok zehirli hale getirebilirler.

Fotosentetik Flagellatların diğer bir grubu Euglonoidler, hem bitki hemde hayvan olarak nitelendirilebilen bir özelliktedir. Bunlar içinde euglanalar, bir veya daha çok kloroplast içermeleri, ökaryotik bitki klorofilleri taşıyan serbest hücreler ile birlikte ışık absorblayan

pigmentler taşımaları ve de nişasta sentezleyebilmeleri açısından tipiktir.

ALGLERİN HÜCRE YAPISI
Alglerin hücre şekli rijit ( Katımsı) veya değişebilir özelliktedir.Hücre, koloni, flament ve boyutlar karekteristiktir. Alglerin çoğunda mevcut olan hücre duvarı genellikle selüloz

ve pektin, bazen silikat ve CaCO3 içeren yapıdadır. Örneğin; yeşil algler selüloz mikrofibriller diatomalar ise silikat depoları ihtiva ederler.


İnce ve rijit özellikte olan hücre duvarında, fibril iplikler amorf bir matriste yer almıştır.

Bütün alglerde zar ile çevrili bir kloroplast mevcuttur. Bu kısım, düz plakalardan oluşmuş ve taneli matris şeklindedir.


Vizkos ve akışkan tabiattaki sitoplazma, nükleus, mitokondria, taneli yapılar, vakuol ve trikosist gibi kısımları içerir. Bunlardan nükleus DNA ve RNA ihtiva eder.
Protein yapısında olan mitokondrialar enerji üretim ve hücre sentezi işlemlerinde rol oynar.
Vakuoller sıvı veya gaz (N2) ile doludur ve mavi- yeşil algler gibi bazılarında yüzebilmek için kontraktil bir özellik alabilirler.
Protein yapısındaki plazma zarı, alglerin çoğunda fleksibıl formundadır.
Polisakkarit yapısında olan müsilajlar ise jelatinli, çoğu zaman fibrilli ve katlanabilen özellikte olup, pek çok alg tarafından yürümek veya tutunmak için üretilir kullanılırlar.
Sayısı, uzunluğu ve titreşimi ile alglerin tanınmasında yardımcı olan flagellalar 2 merkezi tüp ve kaygan veya tüylü zar ile çevrili 9 özel tüpten oluşmuştur.
Bunlardan başka, alglerin yapısında muhtevası yoğun geniş hücreler şeklinde akinetes’ ler ile kalın hücre duvarına sahip heterocystsler’de mevcuttur.

ÇEVRE FAKTÖRLERİNİN ALG’LER ÜZERİNE ETKİSİ
IŞIK
Fotosentez yapma özelliğine sahip olan algler için ışık önemlidir. Uygun dalga boylu (400-700 nm) güneş ışığının bulunduğu ortamlar alglerin büyümesi için çok elverişlidir.
Göllerde su, fotosentez olayının geçerli olduğu photic (aydınlık) ve geçerli olmadığı euphotic (karanlık) bölgelere ayrılır. Bu iki bölgenin ara derinliği , ışık dengeleme seviyesi olarak bilinir ve burada solunumun fotosentez üretimine eşit olduğu kabul edilir.
Algler ışık şiddetine ve rengine göre reaksiyon gösterirler. Alg türlerinin kendine özgü optimum ışık şiddeti ve ışık dalga boyu vardır. Bazı chlorophyta'lar sığ sularda, rhodophyta'lar derin sularda ve phoeophyta'lar ise ara derinliklerde yaşamayı tercih ederler.
Alglerin çoğu, kamçı veya fototaksis yardımı ile hareket ederler. Düşük ışık şiddetleri genellikle, pozitif fototaksis'e yani ışığa doğru harekete, yüksek ışık şiddeti ise negatif fototaksis'e neden olur.
BESİN MADDELERİ
Algler esas olarak büyümelerinde ana inorganik elementlere ihtiyaç duyan ototrofik organizmalardır. Fotosentez olayında kullanılan karbondan başka protein, nükleik asit ve

diğer kompleks moleküllerin üretimi için, azot, fosfor, silikon, demir, manganez gibi inorganik elementlere ve bazı alglerde olduğu gibi ilave organik bileşikler ile vitaminlere ihtiyaç gösterirler.


Euglana gibi bazı algler ise ; ışıkta fototrofik, karanlıkta heterotrofik olarak metabolize olduklarından amfitrofik özelliktedirler.
Algler, karbon ihtiyacını CO2 , karbonatlar, bikarbonatlar veya organik bileşiklerden karşılar. Algler, fotosentez için genellikle serbest CO2 'i tercih ederler .
Azot ihtiyacı alglerin çoğunda nitrat, amonyum tuzları ve bazen nitrit şeklindeki azot bileşiklerinden sağlanır. Cyanophyta gibi bazı türler ise azotu direkt olarak kullanabilirler.
Genellikle planktonik algler, bağlı-tutunmuş alglere oranla daha az miktarda azota ihtiyaç duyarlar. Fosfor ise, alglerin büyümesini sınırlayıcı bir besin maddesidir. Fosfora olan ihtiyaç, azota olan ihtiyaçtan her zaman daha azdır.
Diatomlar, bir kısım Chrysophyteoler ve Xanthophyte'ler için silisyum esas elementi oluşturur.
Kalsiyum, stoplazmik zarın ve hücre duvarının yapısında önem taşır. Mağnezyum, klorofilin bir maddesi olduğu için bütün pigmentli alglerin ihtiyaç duyduğu bir mineral maddedir.
Sodyum özellikle, mavi-yeşil algler için, potasyum ise alglerin çoğunda önem taşır.
Demir ve manganez, fotosentez, solunum ve azot metabolizmasındaki rolleri nedeniyle algler tarafından ihtiyaç duyulan maddelerdir. Ayrıca molibden, bakır, vanadyum ve kobalt gibi iz elementleri de alglerin ihtiyaç duyduğu maddelerden sayılabilir.
Kobalamin (B12) , Tiamin (B1) ve Biotin gibi vitaminler büyük bir alg grubu tarafından tek tek veya birlikte kullanılan besi unsurlarıdır. Bakteriler tarafından tabii sularda üretilen bu vitaminler alglerin çoğu tarafından kullanılır.
Chlorella ve bazı mavi-yeşil algler ise ihtiyaç duyduğu B12 vitaminini kendileri sentez ederler. Sahil sularında kırmızı akıntı olarak bilinen dinoflagellate'lara ait "bloom"'ların

B12 vitamininin zeminden taşınmasının bir neticesi olduğu ileri sürülmüştür.



OKSİJEN
Alglerin fotosentez işlemi esnasında oksijen üretilmesine rağmen pek çok alg türü, sulardaki oksijen miktarına hassasiyet gösterir. Sürekli akan ve havalanmış sularda yaşayan Batradospermum gibi algler, durgun sularda yaşayan Cladophora gibi alglere oranla oksijen eksikliği açısından daha fazla etkilenirler. Sudaki çözünmüş oksijen konsantrasyonu %100 doygunluğun altına düştüğü anda Batradrospermum miktarında azalma tesbit edilmiştir.
Chlorella ve Scenesdemus gibi bazı algler, anaerobik solunum (fermantasyon) yapabilir ve bu sırada CO2, alkol ve asitleri üretebilirler.

SICAKLIK
Fotosentez olayı nispeten sıcaklıktan bağımsızdır. Ancak, solunumla ilgili enzimler sıcaklıktan etkilenirler ve bu nedenle her bir akuatik alg grubunun tercih ettiği bir sıcaklık değeri vardır. Örneğin; Diatos'lar 18-300C, Chlorophyceae'ler 30-350C ve Cyanophyceae'lar 35-400C arasında en iyi gelişme gösterirler.
Algler üzerine sıcaklığın etkisi, birincisi alg büyümesine direk olarak, ikincisi ise termal olarak olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Alg gruplarının farklı sıcaklık tercihleri, göllerde alg bloom'larının oluşmasına neden olur. Örneğin; yılın ilk ay bloomu Nisan-Mayıs aylarında diatomlar, arkasından Haziran-Temmuz aylarında yeşil algler ve Eylül ayında

mavi-yeşil algler tarafından meydana getirilir.


pH
Agler üzerinde etkisi büyüktür ve özellikle CO2-bikarbonat-karbonat dengesi üzerine tesir eder.
pH'ı 4'ten küçük sularda;

Cosmarium, Staurastrum, Frustulia ve Pinnularia



pH'sı 4.5-6.5 arası olan daha az asidik sularda;

Desmids, Closterium, Cosmarium ve Diatomlar



nötr ve az alkali sularda ise;

Euglana, Phacus, Trachelomonas, Scenedesmus ve Chlorella türleri yaşar.



TUZLULUK
Tuzlu su, stoplazmanın plazmolizine neden olduğundan tatlı su alglerinin çoğunda olumsuz etki yapar.Bu nedenle, Desmid'ler tamamen tatlı sularda yaşar. Buna karşılık Phaeophyta ve deniz yosunları yalnızca denizde bulunurlar.
Diatom ve Dinoflagellate türleri ya tatlı, ya da tuzlu sulara adapte olurlar ve tuzluluktaki ani değişmelere dayanıksızdırlar.






Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət