Ana səhifə

K a ğ ithan e


Yüklə 40.76 Kb.
tarix09.05.2016
ölçüsü40.76 Kb.
K A Ğ I T H A N E

İstanbul’un son dönemlerde gözde ilçelerinden biri olan Kağıthane, Avrupa yakasının en önemli merkezlerine yakınlığı ile ön plana çıkan ilçe, çehresi her geçen gün daha çok değişen ve gelişen bir konumda. Eski sanayi bölgesi imajından sıyrılan Kağıthane, ulaşım altyapısı ve kent merkezine yakınlığının sağladığı avantajlarla yatırımcıların ilgi odağı olma yolunda.

‘3D Projesi’ Kağıthane; “Deniz Suyu-Demiryolu-Dönüşüm”den oluşan ‘3D Projesi’ ile nefes alacak. Hedef Haliç’i temizlemek, Kağıthane-Silahtarağa demiryolu taşımacılığını başlatmak ve Cendere Vadisi dönüşümünü sağlamak. ‘3D Projesi’ deniz suyu-demiryolu ve dönüşümden oluşuyor. Kağıthane deresine deniz suyu getiren projenin bitirilmesi, tarihi demiryolunun yeniden inşası, Cendere Vadisi'nin dönüşümü. 3D’nin ilk hedefi ise Kağıthane Deresi’ne deniz suyu getirmek. Boğaz'ın suyunu Çayırbaşı’ndan Ayazağa’ya pompalayacak ve bu noktada Kağıthane Deresi deniz suyu ile buluşturacak proje kapsamında; Ayazağa’dan itibaren dereden akacak olan deniz suyu, hem derenin suyunu hem de Haliç’i temizleyecek. Aynı zamanda sürekli maviliği ile dereden daima su akışını sağlayarak yeni bir imaj oluşturacak. 3D’nin ikinci ayağında ise tarihi Kağıthane Demiryolu’nu yeniden inşa etme planı var. Buna göre tarihi demiryolu, hem nostaljik-turistik bir tren hattı oluşturacak hem de yerleşim yerleri, mesire alanları ve deniz kıyısına toplu ulaşımı sağlayacak alternatif bir hat olarak şehir yaşamının bir parçası olacak. Projenin 3. ayağı ise; Cendere Vadisi. Silahtarağa’dan başlayarak Karadeniz’e uzanan romantik bir demiryolu böylece pek çok işlevi aynı anda yerine getirecek. Bu amaçla bölgedeki imar düzenlemeleri, alanı sanayi bölgesi olmaktan çıkarıp, konut ve ticaret alanları ile kültür ve fuar alanlarına dönüştürülüyor.

Kağıthane’de ağır sanayiden, turizm-kültür ve teknopark vadisi dönüşümü ile İstanbul’un merkezinde kalan ve Haliç Kültür Vadisi halini alacaktır.

Nüfus yoğunluğu bakımından İstanbul ilçeleri arasında 6’ıncı sırada yer alan Kağıthane, loksayon avantajı ile yükselişte. Bölgeye ilginin artmasında ulaşım ağlarının gelişmesi ve Cendere projesinin önemi büyük. Proje 350 hektar alanı kapsayan, Cendere Vadisi’ndeki fabrikaların kaldırılarak, bölgeyi bilişim, eğitim, Ar-Ge ve ticari tesisler ile 70 bin kişinin yaşayacağı konut alanlarının inşa edilmesi planlanıyor.

TARİH

Bizans’taki Barbyzes olan derenin kenarına Pissa ismiyle kurulur. Köy ve civarında yapılan çeşitli kazılarda çıkan taşlardan köydeki yerleşimin roma dönemine uzandığı söylenebilir. Bu bölgenin Roma dönemi mezar taşları çıktığı gibi, derenin Haliç’le birleştiği ve Alibeyköy deresi ile üçgen bir tepe yaptığı bir temel kazısı sırasında antik çağa ait büyük bir mabet ortaya çıkartılmıştır. Söz konusu eserler halen İstanbul Arkeoloji Müzesindedir.

Kağıthane tarihinin temel özelliği görkemdir. Bu görkemli geçmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nun hemen hemen bütün dönemlerini kapsar. Bu geçmişte Osmanlı İmparatorluğunun batılılaşma serüveninin bütün izleri de görülür.

Kağıthane'nin tarihi İstanbul'un tarihi kadar eskidir. Haliç, özellikle Kağıthane deresi ve çevresi, Bizans döneminden başlayarak, İstanbul'un önemli coğrafyalarından biri olmuştur. Ne var ki Kağıthane'nin adı daima Haliç ile birlikte anıla gelmiştir. Bugün İstanbul'un ilk çekirdeği olan Byzantiyon kurulmadan önce Haliç üzerinde ki ilk yerleşmenin bu günkü adlarıyla Alibeyköy ve Kağıthane derelerinin Haliç'e döküldüğü yerde Semystra altarı yanında kurulduğuna dair Bizanslı Dionisos'un naklettiği bir söylence vardır ve tarihi kaynaklar Bizanslı Dionisos'un naklettiği söylentiyi doğrulamaktadır.

İstanbul surlarının yakın çevresinde kurulan köylerden biri olan Kağıthane'nin tarih sahnesine çıkışı ilk kez 626 yılına rastlar. Bu tarihte Avarlar'ın İstanbul'u kuşatması sırasında avar hanı daha çok slav kavimlerinden oluşan birliklerini Kağıthane'de konuşlandırmış, Kağıthane deresinin halice döküldüğü yerde kayıklardan kurulu bir hücum filosu oluşturmuştu. İstanbul'u savunan Patricius Bonus, Avar halkının bu planını öğrenince ani bir baskınla bu filoyu yok etmişti.

Bazı tarih kaynaklarında ise buradaki kağıt imalathanesinin çok daha eskilere dayandığı, İstanbul'un fethi sırasında burada zaten bir kağıt değirmeninin var olduğu ve bu değirmenin II. Beyazid dönemine kadar çalıştığı yazılıdır. Evliya Çelebi 17. y.y.'da Kağıthane ve çevresine tanıklık ederken, burada harap durumda bir Kağıthane'nin bulunduğunu yazmıştır. Öte yandan İstanbul'un fethinden sonra Kağıthane sarayın ve İstanbul halkının gereksinimi olan sebze ve sütün bir bölümü buradaki ağıl ve bostanlardan sağlanmıştır.

Kanuni sultan Süleyman Kağıthane'nin mesiresini görünce çok beğenmiş, avlanmak ve dinlenmek için sık sık buraya gelmeye başlamış. II. Beyazid döneminde yapılan Baruthaneyi kagir olarak yeniletmiştir. Kağıthane suyunun bol oluşu nedeniyle Kanuni ile birlikte hem bir mesire , hem toplantı yeri, hem de o döneme göre bir sanayi bölgesi oldu. XV. yüzyıldan başlayarak, doğal güzellikleri ve koruları ile ünlenen Kağıthane, çok sevilen bir eğlence yeri haline gelmiş ve bu özelliğini uzun yüz yıllar korumuştur. XVII. yüzyılın ünlü şairi Nefi'nin şu beyti Kağıthane’nin o yüzyıldaki kimliğini sergilemektedir:

" Mahşer olmuş sahn-i Kağıthane Dünya buradadır. Cennete dönmüş güzellerle temaşa bundadır."

O yıllarda Kağıthane’de; Lale tarlaları,Havuzlar,Fıskiyeler ve renk renk görünen Köşkler birbirini tamamlayan unsurlardı. Göz kamaştıran Kağıthane bahçe ve Kasr’larının öyküleri, halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, bilhassa eğlencelerin alıp yürümesi ,hoşnutsuzluklara,eleştirilere neden olmuştur. Edebiyatımıza da konu olan bu görünüm ve yapıtlar Patrona Halil İsyanı’nda yıkılarak düz bir alan haline getirilmiştir. Kağıthane eğlence merasiminin zamanı İlkbahardı. Hıdırellez’den itibaren Halk kayıklarla, arabalarla tatil günlerinde bu yöreyi doldururdu.

Nitekim Haliç’e doğru Kağıthane ve Alibeyköy dereleri kıyılarında devletçe parsellenerek, devrin ileri gelenlerine verilen arazide yaptırılan ve sayıları 170’i aşan birbirinden zarif Köşk ve güzel bahçelerle Kağıthane bir yazlık dinlenme sitesi haline gelmişti. Halkın kullandığı geniş mesire çayırlıklarıyla kuşatılan bu kasırlar topluluğu, Sadabad Sarayı ve bahçesiyle birleşerek Haliç’ten Kağıthane köyüne kadar birbirinden güzel bir dizi peyzajı içeren bir bahçe ve su şehri oldu.

Böylece Osmanlı tarihi içinde peyzaj mimarlığı yönünden kentin belli bir kesimi planlı bir biçimde ve kısa bir zaman süresinde rekreasyon amacıyla geliştirilmesi gibi bir olgu ile karşılaşmaktayız. Bu gelişmenin olduğu “Lale Devri”nde doğa ve bahçe tutkusu sınırlarını aşarak halka kadar ulaştı. O devirde genel kültürümüzün çeşitleri sanat bölümlerindeki gelişmeler bahçe sanatı da önemli bir yer almıştır.

Kağıthane’nin en önemli tanıklarından biri de Şair Nedim olmuştur. Onun meşhur şiirinden bir dörtlük şöyledir: “Bir sefa bahşedelim gel şi Dil-i naşade, Gidelim serv-i revanım yürü Sa’dabad’a, İşte üç çifte kayık iskelede amade, Gidelim serv-i revanım yürü Sa’dabad’a.”

Doğal bir çayırlık olan Kağıthane vadi tabanı su kıyısı ve vejetasyonun da ,bir kordon gibi dere boylarını takip etmesi ile ortaya çıkan bir görünümdeydi. Gürgen, çınar, kızılağaç, söğüt, ardıç ağaçlıklarının doğal olarak kümelenmiş vadiyi kuşatan dik sırtlar ve tepeler,maki vb. toplulukları ile kaplı idi. Bodur, yaprağını dökmeyen meşe, yabani sakız, funda, defne, Laden, kocayemiş,katır tırnağı, ateş dikeni,erguvan, çeti vb. çoğunluğunu her dem yeşil makiler teşkil ettiği bu gümrah dokuya yer yer Belgrat ormanlarının uzantısını oluşturan yapraklı orman ağaçları hatırlatılırdı.

Derenin adı ise Barbyzes'tir. Bizans döneminde Kağıthane vadisi ormanlıkları av sahası, dere kıyılarındaki geniş çayırlıklar ise mesire alanı kullanılmaktadır. Ayrıca Pissa köyü ile Haliç arasında kalan bölgede dere kıyısında bir kaç tane kağıt imal atölyeleri bulunmaktadır. Osmanlı döneminde de Kağıthane vadisi, av sahası ve mesire alanı olarak kullanılmaya devam eder. Buradaki Bizans kağıt atölyelerinden dolayı köy ve dere "Kağıthane" diye anılmaya başlar. Kağıt atölyelerinin II. Beyazıt dönemine kadar kullanıldığı sanılmaktadır. Yine II. Beyazıt tarafından Kağıthane'ye (dere kenarına) bir baruthane kurulur. Geniş ve niteliği yüksek çayırları nedeniyle sarayın atları burada otlatılmaya başlanır.

Saray ahırlarının ve hayvanlarının sorumlusu "Mir-i Âhur" un makam köşkü Kağıthane'ye kurulur. Saray ahırları ve saraya ait çayırlıklar da buraya alınır. Atların çayıra çıkma mevsiminde Mir-i Âhur köşkünde padişaha ziyafet verilmesi kanun gereğidir. Kağıthane Baruthanesi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yangına karşı önlem olması açısından kagire çevrilir, kubbesi de kurşunla kaplatılır.

İstanbul üzerine çeşitli eserler yazmış olan Doğan Kuban, özellikle İstanbul'un tarihi yapısı eserinde kentin gelişimini genel çizgileriyle betimlemekte, bu arada Kağıthane'yi de bu tarihi gelişimin içine oturtmaktadır. Üçüncü Ahmet devri bu gün ancak çok soluk hatıralarını görebildiğimiz bir İstanbul yaratmıştır. İmparatorluk nıspi bir sulh devresine girmişti. Osmanlı dünyasına batıya şimdiye kadar olmayan bir ozmosun havası hakim olmaya başlıyordu. Gerçekte batıyla ilişkiler sadece Osmanlılar için değil fakat, daha doğuda İranlılar için de bu devirde artmıştır. Batıda 14. ve 15. Louis devirleriyle doğuda Safavi saltanatının haşmetli mimari ve şehircilik uygulamalarının aşağı yukarı eş zamanlı bir örneğini İstanbul'da Lale devrinde buluyoruz. Yüz yılın bu ilk çeyreğinde büyük imar hareketi Kağıthane'de Sâdâbâd kompleksinin temelinin atılmasıyla başlıyordu.

Kağıthane deresinin mecrası değiştirilmiş ve Halicin doğu yakasında baruthaneye kadar uzanan mermer rıhtımlar yapılmış ve bu yeni suni kanal etrafına bahçeler,havuzlar,küçük köprüler arasına kasırlar yerleştirilmiştir. Ayrıca, çevreye diğer devlet büyüklerinin yaptıkları köşk ve kasırların batıya bahariye sırtlarına kadar çıktığını A. Refik bey belirtiyor. Alibeyköyü yakında başka bir kasr-ı hümayun , hüsrevabad vardı. Halicin iki yakasında da saray mensuplarına ve diğer devlet erkanına ait başka köşkler inşa edilmişti. Yüzyılın diğer iki karakteristik gelişmesinin de şehir tarihi ve fizyonomisi açısından önemi büyüktür. Bunların birisi Lale devrinden itibaren Türk bahçesinde belgelerden edinilen izlenime göre Fransız saray bahçelerinden esinlenen bir mimari düzen fikrinin girmesidir. Şüphesiz İslam uygarlığında bölgenin iklim koşullarının da etkisi altında suyun hakim rol oynadığı büyük bahçe fikri batıdan önce vardı. Osmanlı devrinin ilk zamanlarından itibaren İstanbul çevresine yayılan büyük has bahçelerin varlığı bir gerçekti. Fakat, Sadabad'ta olduğu gibi büyük su kanalları bunların iki tarafını bir birine bağlayan köprüler, bunlar arasına serpiştirilmiş kasırlarla yabancı seyyahlarla Fontainebleau veya Marly'yi hatırlatan bahçe fikrinin İstanbul'a Lâle devrinde girdiği anlaşılıyor. Üzüntüyle belirtmek gerekir ki bu bahçelerinde en ufak bir izi kalmamıştır. Bunun sebebi bahçeleri süsleyen yapıların az ömürlü malzemelerden yapılmış olmasıdır.

SADABAD SARAYLARI

III. Ahmed döneminde sarayda başlayan halka açılma ve mimaride sivilleşme hareketi sonucu Kağıthane deresi üzerine bir yazlık saray yaptırılır. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın bizzat üzerinde durarak yapılan çalışma neticesinde saray üç ayda bitirilir. Açılış sırasında şairler padişaha söyledikleri methiyelerde sarayın adını "Sadabad" olarak koyarlar. 1722'de kurulan Sadabad Sarayı ve önündeki Çadır Köşkü, su mimarisine yönelik olarak derede yapılan değişiklikler ile kurulan havuzlar ve çağlayanlar, (Cetvel-i Sim=Gümüş dere, Gümüş Cetvel) 1730'a kadar bütün görkemiyle yaşar. Bu sekiz yıllık dönem içinde saraydan Haliç’e kadar her iki yamaca toplam 173 adet kasır kurulur. Kaynaklara göre vezirlere ve paşalara ait bu kasırların her biri birbirinden güzel ve göz alıcıdır. 1730'da patlak veren Patrona Halil isyanında kasırların tamamı önce yağmalanır sonra tamamen yakılır. Sadabad Sarayı'nın yakılmasına ise o sırada 3. Ahmed'in yerine geçen I. Mahmud izin vermez. Fakat tahrip edilmesine de ses çıkarmaz. Uzun süre bu haliyle kalan Sadabad Sarayı'nı 3. Selim tamir ettirerek yeniden kullanmaya başlar. Bazı çevrelerin tepkilerinden çekindiği için önce bazı askeri manevraları ve talimleri Kağıthane'de yaptırır, bunları seyre gitmeye bahane olarak göstererek sarayı kullanır. II. Mahmud, 1809 yılında, birinci Sadabad Sarayı'nı artık iyice eskidiği için tamamen yıktırır ve döneminin mimarisine göre yeniden inşa ettirir. Sarayın tam anlamıyla bitirilmesi 1816'ya kadar sürer. II. Sadabad Sarayı ise yaklaşık 50 yıl ayakta kalır. Bu defa Sultan Abdülaziz tarafından 1862-1863'te ikinci saray yıktırılır ve yine aynı yere 3. Sadabad Sarayı (diğer adıyla Çağlayan Sarayı) yaptırılır. Sadabad Camii, 3. Ahmed döneminde yapıldığı gibi Sultan Abdülaziz dönemine kadar gelir. O da zamanın tahribatını yaşadığı için sarayla birlikte cami de tamamen yıktırılır ve yeni baştan yaptırılır. Bu nedenle Sadabad Camii'ne Aziziye Camii de denilir. Çadır Köşkü ise 2. Mahmud döneminde yeniden inşa edildiği haliyle1940'a ulaşır. O yıl, bir çınar ağacının üzerine devrilmesi nedeniyle yıkılır. Sadabad Sarayı 1943'te resmi eller ile yıktırılır. Yerine 1952’de tarihi yerin korunması koşuluyla askeri Levazım Okulu inşa edilir. Bina halen Kağıthane Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılmaktadır.



Atiye Sultan Sarayı

Sultan Abdülaziz zamanında II. Mahmud 'un kızı Atiye Sultan için yaptırılmıştır. Birbirinden bağımsız 5 ayrı binadan oluşan bir bütünsel yapıdır. İttihat Terakki döneminde Küçük Zabit Mektebi yapılır. Cumhuriyet döneminde 66. Piyade Taburu binası olur. 1970'lerin ilk yarısında askeriyenin boşalttığı kasır binası civar halkı tarafından peyderpey sökülür. Halen Kağıthane otobüs duraklarının arkasında taş kalıntılarının bir kısmı ayaktadır.



Poligon Sarayı

2. Abdülhamid tarafından Almanya’dan alınan mavzer tüfeklerinin denenmesi için Kağıthane'ye kurulan poligon sahasının başına atışları seyretmek üzere kurulur. İki odalı küçük bir saraydır. İttihat Terakki'nin ünlü celladı Yakup Cemil 1916'da burada kurşuna dizilir. Tamamen ayakta iken 1956'da yerine Gazhane yaptırılmak üzere yıktırılır. Halen yerinde İETT Poligon Otobüs Garajı vardır.



İmrahor Kasrı

Kanuni Sultan Süleyman tarafından Sadabad'ın sarayın has bahçeleri içine alınması ile birlikte dere kenarına sahili olacak biçimde iki katlı olarak kurulur. Ahşap bir yapıdır. Sadabad'daki her inşai faaliyet zamanında tamir ettirilerek Sultan Abdülaziz dönenime kadar gelir. Sultan Abdülaziz, 3. Sadabad Sarayı'nı yaptırırken İmrahor Köşkü'nü de tamamen yıktırarak yeniden yaptırır. 1943'te Sadabad Sarayı ile aynı günlerde aynı kaderi paylaşır. Aynı işlem ile yıktırılır. Günümüzde yerinde Lale Sitesi bulunmaktadır.



ÇEŞMELER

II. Murat Çeşmesi

III. Murat, Mirahur (İmrahor) ziyaretinde alanda gezinirken bir çeşme yapılmasını emredince; III. Murat Çeşmesi ya da Mirahur (İmrahor) Çeşmesi denilen çeşme Mirahur Nuh Ağa tarafından yaptırılır. Sadabad alanının günümüze kalabilmiş en eski mimari yapısıdır. (Çeşme günümüze kadar ayakta kalabilmiş, geçtiğimiz yıl Sadabad Projesini yapan firma tarafından yeniden kurulmak üzere sökülmesine rağmen halen yerine konmamıştır. Yeri göçmen bloklarının karşısında TEM viyadüğünün altıdır)



Poligon Çeşmesi

Poligon Sarayı'nın üç subayı tarafından 1915'te maliyeti ceplerinden karşılanarak yaptırılır. Soğan kubbeli, selsebilleri bulunan çeşme 1970'li yıllara kadar kullanılır. Sonrasında tahrip olur. Halen İETT Poligon Garajı'nın yan tarafından viyadük ayağının dibinde, yol kenarında kalıntısı mevcuttur.



3.Ahmed Çeşmesi (Çeşme-i Nur)

1722'de birinci Sadabad Sarayı ile birlikte sarayın karşısına mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından inşa edilir. Çift yüzlü ve çatılıdır. Diğer adıyla Çeşme-i Nur da denir. Günümüze kalıntıları gelebilmiştir. Halen Kağıthane Belediye Binası önünde çatısız şekilde durmaktadır.



2. Abdülhamid Çeşmesi

Diğer adıyla Yeni Çeşme de denilen bu çeşme, Atiye Sultan Sarayı önünde "Kağıthane Mesiresi" denilen çayırlığın orta yerine 2. Abdülhamid tarafından yaptırılır ve buradan Kağıthane Ayazması'nın suyu akıtılır. Dört yüzlü ve saçaklı bir çeşmedir. Günümüzde oldukça kötü 1987 restorasyonu ile sadece iki mermer aynası durmaktadır. Diğer iki ayna ise Kağıthane Merkez'de bulunan çeşmenin üzerindedir.



KÖPRÜLER

Sünnet Köprüsü

İmrahor Kasrı ile Poligon Sarayı'nın arasında, 3. Murad Çeşmesi'nin yakınında dere üzerindedir. 20. yüzyıla kadar çeşitli tamirlerle gelebilmiş, 1940'lar sonrasında yıktırılmış, yerine beton bir köprü yapılmıştır. Bu köprü de 1998'de kaldırılmıştır.



Doğancılar Köprüsü

Aziziye Camii'nin önünde yer alan saçaklı, süslü bir köprüdür. 20. yüzyıl ilk yarısında yok olmuştur.



Ahşap Köprü

Kağıthane Köyü’ne giriş için kullanılan köprüdür. Günümüzde yerinde eskisinden daha geniş beton bir köprü bulunmaktadır.



NİŞANTAŞLARI

2. Mahmud Nişantaşı

2. Mahmud'un Okmeydanı sırtlarından bir testiye yaptığı top atışı neticesinde atışın hatırasına dikilmiştir. Padişahın testiye vurması nedeniyle methiyelerin yazılı olduğu bir kitabesi vardır.Nişantaşı’nın üzerinde döneminde konulan 2. Mahmud tuğrası 15-20 yıl önce çalınmış, daha sonra Kağıthane Belediyesi tarafından bulunarak belediyeye kazandırılmıştır.



Kağıthane Merkez'deki nişan taşları

Günümüzde Nişantaşlar Mahallesi olarak bilinen bölgede yer alan fakat gecekondulaşma döneminde çoğu içinde altın bulma ümidiyle parçalanan nişan taşlarında arta kalanlardır. 1074'te dönemin belediye başkanı Celal Altınay tarafından yıkıldıkları yerlerden toplanarak korunmak amacıyla merkezdeki parka dikilmiş, böylelikle kurtulmuşlardır.



TUİK 2013 YILI verilerine göre NÜFUS

Kağıthane : Toplam: 428 bin 217 bin Erkek, 211 bin Kadın

İstanbul : Toplam 14,16 milyon, 7,11 Milyon Erkek, 7,04 milyon Kadın

Türkiye : Toplam: 76,66 milyon, 38,47 Erkek, 38,19 Kadın



Kağıthane Belediyesi Projeleri

Demiryolu Projesi

1914-1916 yılları arasında Karadeniz kıyısındaki linyit madenlerinden İstanbul'a kömür çekilebilmesi için hizmete konan Kağıthane-Kemerburgaz-Ağaçlı-Çiftalan dekovil hattı yeniden hayat buluyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı donanmasının ve Silahtarağa Termik Santralı'nın kömür ihtiyacının karşılanması amacıyla döşenen hattın savaşın ardından kullanılmaz olmasını ve bir süre sonra da sökülmesini konu alan ve Kağıthane Belediyesi'nin de desteğiyle hayat bulan filmi yer alan dekovil hattı, Cendere Vadisi Projesi içinde yer alıyor.



Deniz Suyu Projesi

Çayırbaşı - Ayazağa güzergâhında 5050 metre uzunlukta inşa edilen bir sistem ile deniz suyu Kâğıthane deresine verilecektir. Çalışmanın 4307 metresi 2200cm çapında bir tünel ile 749 metresi ise boru sistemi ile gerçekleştirilecek. Çayırbaşı ile Ayazağa arasındaki kot farkı 9 metre. Bu iki nokta arasında su pompalanmasında bir sorun olmasın diye güzergâh üzerine 2 adet terfi istasyonu kuruldu.



Sadabad Projesi

Doğru bir tarih bilinciyle korunamayan Sadabad tarihi alanı, askeri bölge olmaktan çıktıktan sonra tamamen sahipsiz kalmış ve mezbeleliğe dönüşmüşken (1987’de yapılan çalışmalar neticesinde projelendirilmesine rağmen) 1997’de devreye alınan "Sadabad Mesire Alanı" projesi ile tarihteki aslına sadık şekilde yeniden düzenlenmesi yoluna gidilmiştir. Halen süren çalışma neticesinde Sadabad Sarayı'nın ön yüzü, havuzlar, çağlayanlar ve Cedvel-i Sim III. Ahmet mimarisine göre yeniden hayat bulacak. Bölge içinde kalan III. Ahmet Çeşmesi, ihya edilecek. Sünnet Köprüsü yeniden yapıldı. Bütün alan ise mesire yeri olarak düzenlenerek. Alan Kâğıthane ve tüm İstanbul halkının hizmetine sunulmuştur. Cedvel-i Sim inşaatı da tamamlanarak projenin önemli bir aşaması geçilmiş oldu. Bu aşamalardan sonraki en önemli adım Kâğıthane Deresini, İstanbul Boğaz suyunun Kâğıthane deresine pompalanması projesi ile (Çayırbaşı - Ayazağa tünelleri ile) yaz aylarında kurumayan ve artık çok daha mavi akacak bir dere haline getirilmesi olacak.



Kağıthane Şehir Müzesi (Açıldı)

Kağıthane’nin tarihi yapılarından biri olan Sıbyan Mektebi binası, uzun yıllar yaşadığı sahipsizliğin ve gördüğü işgallerin ardından Kağıthane Belediyesi tarafından müze ve kütüphane işlevli olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde restore ettirildi.

Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri, Anıtlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra başlatılan fiziki çalışma sonucu bina, çevresiyle birlikte işlevsel ve nezih bir yer haline getirildi.

İçinde İSMEK kurslarını da barındıran binanın Kağıthane Belediyesi Şehir Müzesi ve Bilgi-Belge Merkezi bölümü, Kağıthane tarihi ile yapılan derleme çalışmalarının merkezine dönüştürüldü. Kağıthane Şehir Müzesi’nde, bölgede bulunan tarihi eser örneklerinin yanı sıra tarihi fotoğraf örnekleri, ilçenin tarihi noktaları ile ilgili dökümantasyon da ilgilisinin hizmetine sunuldu.

Giderek tarihi ve kültürel etkinlik sayısını arttıracak olan Kağıthane Şehir Müzesi, kendi alanında şehrin özgün mekanlarından biri olma özelliği de taşıyor. Müze, pazartesi günleri haricinde her gün sabah 09.00 ile 16.00 saatleri arasında gezilebilir.

MİLLİ ARŞİV

Osmanlı Arşivleri'ni tek çatı altında toplayan Milli Arşiv Sitesi Kağıthane’de bulunuyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet teşkilatında 2 hazine bulunuyor, bunlardan ilki "devlet gelirlerinin elde tutulduğu" diğerinin ise Hazine-i Evrak denilen belgelerin muhafaza edildiği hazine idi. Arşiv; Altı yüz beş yıllık Osmanlı Belgeleri ve Cumhuriyet Türkiye’si belgeleri ile toplamda yedi yüz yirmi beş yıllı, yüz milyondan fazla belgeyi barındırıyor.

Kağıthane’de inşa edilen Milli Arşiv Sitesi, 13 bloktan oluşuyor. Arşivde idari bina, 350 kişilik araştırma salonu, araştırma enstitüsü, kütüphane ve müze, dijital arşivleme ünitesi, restorasyon ünitesi, yayın hizmetleri ve tanıtım hizmetleri ünitesi, tasnif çalışmaları üniteleri ve sosyal hizmetler ünitesi de bulunuyor.

Yaklaşık 800 kişilik kongre merkezinin bulunduğu Arşiv Sitesi'nde 200 çalışma odası, 120 depo alanı, üç büyük genel amaçlı toplantı salonu, 5 seminer odası ve 10 toplantı odası bulunuyor. Site içinde yer alacak müzede ziyaretçiler, Avrupa topraklarındaki ilk insan hakları bildirgesinden biri olan ''Fatih'in Bosna Fermanı'nı'', ''Karlofça Antlaşması'nı'', ''Baltalimanı Sözleşmesi'ni'' ve diğer devletlerle yapılan ve anlaşmaların birer nüshasını görebilecek.



Otel

Kağıthane’de Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli 5, Belediye belgeli 4 olmak üzere toplam 9 adet otel bulunmaktadır.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət