Ana səhifə

Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Z›llî evliYÂ Çelebi seyahatnâmesi VI. Kitap


Yüklə 6.32 Mb.
səhifə1/72
tarix02.05.2016
ölçüsü6.32 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   72

EVLİYÂ ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ

SEYİT ALİ KAHRAMAN - YÜCEL DA⁄LI



Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Z›llî


EVLİYÂ ÇELEBİ

SEYAHATNÂMESİ
VI. Kitap
Topkap› Saray› Kütüphanesi Revan 1457 Numaral› Yazman›n

Transkripsiyonu - Dizini


Haz›rlayanlar

Seyit Ali KAHRAMAN - Yücel DAĞLI



Yapı Kredi Yayınları

ISBN 975-363-........

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî

VI. Kitap
Topkapı Sarayı Kütüphanesi Revan 1457 Numaralı Yazmanın

Transkripsiyonu - Dizini

Hazırlayanlar :

Seyit Ali Kahraman - Yücel Da€lı


Proje Yöneticisi : İ. Günda€ Kayao€lu
Redaksiyon : Robert Dankoff
Kapak Tasarımı: Pınar Kazma Çınar
1. Baskı: İstanbul, 2002
Ofset Hazırlık: Yücel Dağlı
Baskı : Altan Matbaacılık Ltd. fiti.


sunuş

Seyahatnâme'nin VI. cildi Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Revan Köşkü 1457 numarada kayıtlıdır. Aharlı ince bir kâğıda yazılmış olup 310 mm. boyunda ve 200 mm. eninde 188 yaprak olup, kötü bir nesihle kaleme alınmıştır. Sayfadaki yazı uzunluğu 165 mm.'dir. Cetveller kırmızıdır. Miklepli, kahve renkli deri ve ebru ciltlidir. Az da olsa bazı sayfalarda çıkmalar (derkenar) bulunmaktadır.

fiüphesiz okuyucularımızın dikkatini çekmiştir; Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nin bu cildi de tıpkı II., III., IV. ve V. ciltlerde olduğu gibi basit çeviriyazı sistemiyle ve tartışmalı (okuna­ma­yan, karalanmış veya silinmiş vs.) kısımları yazmanın başka bazı kütüphanelerdeki nüsha­la­rıyla karşılaştırılarak hazırlanmıştır. Dizin, bazı zarurî dipnotlar ve içindekiler listesi de ayrıca ilâve olunmuştur, devam eden ciltlerde de aynı sistem korunacaktır.

Bu vesileyle, eseri hazırlayan Seyit Ali KAHRAMAN ve Dr. Yücel DAĞLI ile her zaman yardımlarına başvurduğumuz hocalarımıza burada teşekkür etmeyi zevkli bir görev sayıyorum.

V. ciltten başlayarak bize yardımcı olmayı seve seve kabul eden ve büyük bir dikkatle redaksiyonu yapan Prof. Dr. Robert DANKOFF’a da özellikle teşekkür ederim.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nin yayımlanmasının zaruretine bizim kadar inanmış olan ve bu konuda her türlü teşvik ve desteği sağlayan Enis BATUR'a, Yapı Kredi Yayınları yöneticilerinden Aslıhan DİNÇ ile Yapı Kredi Yayınları kitap editörü M. Sabri KOZ'a da ayrıca teşekkür ederim.

Seyahatnâme'nin VI. cildi Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Revan Köşkü 1457 numarada kayıtlıdır. Aharlı ince bir kâğıda yazılmış olup 310 mm. boyunda ve 200 mm. eninde 188 yaprak olup, kötü bir nesihle kaleme alınmıştır. Sayfadaki yazı uzunluğu 165 mm.'dir. Cetveller kırmızıdır. Miklepli, kahve renkli deri ve ebru ciltlidir. Az da olsa bazı sayfalarda çıkmalar (derkenar) bulunmaktadır.

fiüphesiz okuyucularımızın dikkatini çekmiştir; Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nin bu cildi de tıpkı II., III., IV. ve V. ciltlerde olduğu gibi basit çeviriyazı sistemiyle ve tartışmalı (okuna­ma­yan, karalanmış veya silinmiş vs.) kısımları yazmanın başka bazı kütüphanelerdeki nüsha­la­rıyla karşılaştırılarak hazırlanmıştır. Dizin, bazı zarurî dipnotlar ve içindekiler listesi de ayrıca ilâve olunmuştur, devam eden ciltlerde de aynı sistem korunacaktır.

Bu vesileyle, eseri hazırlayan Seyit Ali KAHRAMAN ve Dr. Yücel DAĞLI ile her zaman yardımlarına başvurduğumuz hocalarımıza burada teşekkür etmeyi zevkli bir görev sayıyorum.

V. ciltten başlayarak bize yardımcı olmayı seve seve kabul eden ve büyük bir dikkatle redaksiyonu yapan Prof. Dr. Robert DANKOFF’a da özellikle teşekkür ederim.

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'nin yayımlanmasının zaruretine bizim kadar inanmış olan ve bu konuda her türlü teşvik ve desteği sağlayan Enis BATUR'a, Yapı Kredi Yayınları yöneticilerinden Aslıhan DİNÇ ile Yapı Kredi Yayınları kitap editörü M. Sabri KOZ'a da ayrıca teşekkür ederim.

İ. Gündağ KAYAOĞLU

giriş

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, herkesin bildiği gibi 10 ciltten oluşmaktadır, elinizdeki bu VI. cilt ile artık yarının bir adım ötesine geçilmiştir.

Ahmed Cevdet tarafından hazırlanan ve İkdam matbaası tarafından Rumi 1318 [Miladi 1902] yılında İstanbul'da basılan matbu Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin VI. cildinin baskısına Macar Encümen-i Daniş'i yardım etmiştir. Bu yardımdan dolayı diğer ciltlerde olmayan bir özellik burada yer almış ve Macar Türkolog Armin Vambery (1832-1913) bu cilde bir "Dîbâce" yazmıştır. Macarlar ile Türklerin tarih boyunca seyrini gözler önüne seren ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin önemini de vurgulayan bu önsözün bir bölümünü bu cildin başında vermeyi biz de uygun gördük.

"Milletlerin yek-diğeriyle muaşeretlerinde bazen pek acaib münâsebâta tesadüf ederiz. Ma‘lum olduğu üzere bin sene evvel, menba‘ ve menşe-i müşterekleri olan Asya-yı Vusta'dan memâlik-i garbiyeye muhaceret eden Osmanlı ve Macar milletleri Avrupa kıt‘asının hudud-ı şarkiyyesinde iki yüz seneden ziyade tehârüb etmişlerdir. O vakit yani kıtal ve cidâl ile meşgul iken karâbet-i cinsiye ve irtibât-ı ihvâniyeden bî-haber olup şiddetle kin ve garaz içinde bulunmuşlardır. Mu‘ahharan harb nâiresi söndükten sonra birbirine ettikleri zarar ve ziyana âgah olup dostluk ve muhabbet semtine dönmüşlerdir. Bugünkü gün biz Macaristan'da Osmanlılar ile o muhaseme-i kadîmeyi ve rekabeti büsbütün ferâmûş ettik. Türklerin vukû‘at-ı hâzıra ve mâziyesine sarf ı dikkat ile kendi tarihlerimizi münâsebat-ı coğrafiyemizi izah ve istîzâh şuğlunda Osmanlı edebiyatından nev nev faide ve iâne görürüz.

Ez-cümle pek kıymetli iki menba‘-ı ulûm Osmanlılara hissiyât-ı şükrâniyemizi müstelzimdir. Bunların biri Osmanlıların Macaristan'ı zabt ve tasarruf vaktinden kalma vergi, bâc vesâ’ir hâsılât-ı mîriye defterleridir ki ol tahrirât-ı resmiyye memleketimizin iki yüz seneden evvelki ahvali, nüfusu, ziraatı, ticareti ve san‘atı hakkında takrirât ve tafsilâtı hâvî olup geçmiş zamanların bir âyinesidir ki emsâli âlemde kolay bulunmaz. O vakit Türk me’murları her şehrin, her köyün ve hamûnun büyûtunu, aded-i nüfusunu, hubûbatın cins ve mikdârını kemâl-i dikkat ve takayyüd ile derc ve irâe edip evkat-ı maziyemizin fevkalâde kıymetli istatistikini bırakmışlardır.

Türklerden bize kalan yâdigar-ı edebînin ikinci kısmı tevârih-i Âl-i Osman ve ez-cümle Evliya Çelebi Seyahatnamesi'dir. Osmanlı müverrihlerinin ifadâtıyla o zaman Türklerin efkâr-ı siyasiyelerinden, seferlerinin tafsilatından usûl-i harblerinden haber alıyoruz. Kaldı ki Macaristan'ın asakir-i Osmaniye'nin yed-i tasarruflarında bulunduğu hengâmda ahvâl-i coğrafiyesinin ve münasebât-ı nüfusiyesinin muhakkak ve mufassal evsâf ve ta‘rifâtını Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden öğreniyoruz. Zann-ı âcizaneme göre Evliya Çelebi'nin âsârını şimdiye kadar gereği gibi takdir ve tahsîn eylememişlerdir."

Seyahatnâme'nin VI. cildi, en çok bilinen ve güvenilir kabul edilen Topkapı Sarayı Kütüphanesi Revan Köşkü 1457 numaralı nüsha esas alınarak hazırlandı. XVII. yüzyıl Anadolu Türkçesi ile birlikte biraz da Evliya'nın bizzat kendisine has üslûbunu yansıtan böylesine hacimli bir eserin, yeni Türkçe harflere aktarılmasının ne denli zor bir iş olduğu bütün bilim çevrelerince kabul edilmektedir. Böyle bir işe başlandığında şüphesiz neşir ilkeleri açısından; metnin eksiksiz yansıtılmasının yanında, dil özellikleri, ses yapısı ve dönemin öbür dil hususiyetlerinin yanısıra, ortaya okunabilir ve anlaşılabilir bir metnin konulması gerekmektedir.

Hazırlanan bu çalışma ne tenkitli bir neşir; ne de özgün bir "dil" çalışmasıdır. Bu çalışmada tarih, edebiyat, sosyoloji, antropoloji vb. sosyal bilimlerin hemen her dalı ile uğraşan kişilerin rahat okuyup istifade edebilecekleri eksiksiz bir metnin ortaya konulması hedeflenmiştir. Dolayısıyla tenkitli bir metnin neşrinde istenen değerlendirme ve özellikler bu metinde aranmamalıdır. Bu kitap hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmiştir:

Metnin kolay okunmasını sağlamak maksadıyla okuyucuyu gereksiz biçimde yoran çeviriyazı işaretlerine, zarurî hâller dışında yer verilmemiştir.

Metin içinde /é/ (kapalı /e/)'ler /e/, /ñ/ (geniz /n/)'leri /n/ olarak okunmuştur.

Asıl metinde aynı kelimeler, zaman zaman farklı imlâ ile yazılmışlardır. XVII. yüzyıl dil zenginliğini korumak için bu kelimelerde hiçbir tasarrufta bulunulmamış ve aynı imlâların yansıtılmasına özen gösterilmiştir.

Evliya'nın özellikle harekelediği ama bugün farklı bir imlâ ile yaşayan kelimelerde, asıl imlânın aktarılmasına özen gösterilmiştir. Ayrıca yer ve kişi adlarında da Evliya'nın imlâsı esas alınmıştır.

Eserde mevcut çıkmalar (derkenar), öbür yazma nüshalar da gözden geçirilerek metnin içine yerleştirilmiş ve {} işaretiyle çıkma olduğu gösterilmiştir.

Metinde onarma yoluna gidilmemiş, metnin anlaşılırlığını sağlamak için bazı kelimelere harf ilâvesi yapılmış ve bu da [ ] köşeli parantez içinde gösterilmiştir. Metnin anlamını bozan fazlalık olarak yazılanlar da ( ) parantez içinde yer almıştır

Metinde geçen âyetlerin Arapça asılları dizilerek, dipnotta sure ve âyet numaraları ile anlamları konulmuş; ancak diğer Arapça ve Farsça ibare, deyim, vecize vb. metin içinde çeviriyazısı ile verilmiştir.

Hazırlanan eserin kolay kullanılması için baş tarafına, aslında bulunmayan geniş bir "İçindekiler" ile sonuna da "Dizin" ilâve edilmiştir. Yazma nüsha ile karşılaştırma yapmak isteyenler için asıl yaprak numaraları metin içinde "[15a; 15b; 16a; ...]" biçiminde verilmiştir.

Çalışmanın muhtelif aşamalarında konunun uzmanı pek çok ilim adamı ve araştırmacıya da müracaat edildi. Büyük bir titizlikle eserin son redaksiyonunu yapan Prof. Dr. Robert DANKOFF'a, Macarca konusunda yardımlarını gördüğümüz Prof. Dr. Geza DAVİD'e, Macaristan'da uzun yıllar kalması sonucu elde ettiği tecrübeleri bizimle paylaşan Doç. Dr, Mustafa S. KAÇALİN' e teşekkür ederiz.

Bütün yardım, dikkat ve gayretlere rağmen bu büyüklükteki bir metnin neşrinde hataların olması kaçınılmazdır. Bizden kaynaklanan bu hatalara getirilecek eleştirilerin, ileride yapılacak yeni neşirlere rehberlik edeceği inancını taşımaktayız.



Seyit Ali KAHRAMAN - Dr. Yücel DAĞLI

İÇİNDEKİLER


BAZI İfiARETLER


(   )

Metinde boş bırakılan bir kelimelik yerlerde kullanılmıştır.

(...)

Okunamayan ya da silik bir kelimelik yerlerde kullanılmıştır.

(?)

Tereddütlü okunan kelimelerde kullanılmıştır.

[ ]

Tamamlanan kelimelerde kullanılmıştır.

( )

Fazlalık olarak görülen kelimelerde kullanılmıştır.

{ }

Derkenâr/Çıkmaları göstermek için kullanılmıştır.

[12a], [12b]

Yaprak numaralarını göstermek için kullanılmıştır.

... (12 satırlık yer boş)...

Boş satır sayısını göstermek için kullanılmıştır



Gerekli durumlarda ayn ( Ÿ ) harfini göstermek için kullanılmıştır.



Gerekli durumlarda hemze ( ¡ ) harfini göstermek için kullanılmıştır.

'

Özel adlarda kesme işareti ( ' ) için kullanılmıştır.

ALTINCI CİLT


[Altıncı Cilt]



[1b] Elhamdülillâhi ale'l-âye ve sallâllâhu alâ seyyidi hayrü'l-beriyye. Evvelâ ulular ulusu ol Çalap Tanrı Ta‘âlâ'ya bilâ-aded hamd [ü] senâ olsun. Ol sertâc-ı sâhib i mi‘râc yalavac Resûl i mübîne durûd ı bî-add salât [u] selâm olsun kim ol hazrete ve ümmetine âyet-i sûre i (---) nass ı kâtı‘ı üzre gazâ fermân olunup bu abd i kemter dahi gazâya tâlib [ü] râğıb olup,


Sene 1071 mâh ı Zilka‘desi gurresinde Tımışvar sahrâsından Erdel gazâsına teveccüh edüp seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kılâ‘ları ve şehr i mu‘azzama ve deşt [ü] hâmûnları ayân u beyân eder

Evvelâ Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa eyâleti aske­riyle çarkacı olup Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli askeriyle gerüde dümdâr ta‘yîn olunup çarkacı talî‘a i asker olup cümle vüzerâ ve mîr i mî­rânların tuğları kalkup gitdiler. Ertesi gün Serdâr Ali Paşa Tımışvar altından göç edüp,



Menzil i sahrâ yı Jebel: Re‘âyâsı cümle Ef­lak'dır. Bu menzilde Siyâvuş Paşa birâderi Sarı Hü­se­yin Paşa dahi İsmâ‘îl Paşa ile çarkacı ta‘yîn olundu, zîrâ küffâr Seydî'nin şehîd oldu­ğun istimâ‘ edüp küffâr tarafından mûhîş ha­ber­ler geldi. Andan

Menzil i Ordu cisri: Andan 5 sâ‘atde,

Menzil i Sersik: Re‘âyâsı cümle Eflak kefe­re­leridir ve üç yüz hâneli ma‘mûr ze‘âmet köyüdür kim bu da bir sahrâ yı azîme vâkı‘ olmuşdur. Bunda olan erik kadar göğem bir diyârda yokdur. Andan 5 sâ‘atde,

Evsâf ı kal‘a i Lugoş

Lisân ı Macar'da (   ) demekdir. Bânîsi Süley­mân Hân asrında Erdel Kralı Betlen Gabor'dur. Sene (   ) Murâd Hân ı Sâlis asrında Ulama Paşa feth edüp yine küffâr istîlâ etdikde dest i küffârda (   ) sene kalıp âhir i kâr sene (   ) târîhinde Sultân Mehem­med Hân ı Râbi‘ fethidir, be-dest i Köpürlü Me­hem­med Paşa. Hâlâ Tımışvar eyâletinde başka san­cakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 300.000 akçedir. Ze‘âmeti 12 ve tîmârı 300'dür. Alaybeği ve çeribaşı vardır. Beği'nin askeriyle cümle bin aded asker olur. Ve yüz elli akçe kazâdır, ammâ dahi nâhiyeleri tah­rîr olunmadı, zîrâ yeni feth olmuş bir dâr ı diyâr­dır ve üç oda yeniçeri çorba­cı­ları ve bir oda topçu ve bir oda cebeci ve kal‘a dizdârı ve altı yüz aded mer­düm i hisârı ve kethudâyeri ve muhtesibi ve bâcdârı vardır.



Eşkâl i kal‘ası: Bir vâsi‘ fezâda nehr i Jebel kenârında şekl i murabba‘ bir palanka kal‘adır. Etrâfında handakı leb-ber-leb nehr i Jebel'dir. Bu nehir, Erdel'in Demirkapu dağlarından cem‘ olup nehr i Tımış'a mahlût olur bir ayn ı sağîredir.

Ve kal‘anın bir kapusu var. Ve handağı üzre bir musanna‘ asma cisri var. Her gece cisri kaldırırlar. Ve derûn ı kal‘ada cümle üç yüz Macar evleri var, kimi saz ve kimi tahta örtülüdür.

Bu kal‘a yeni feth olmağile dahi câmi‘ ve hân u hammâm ve dükkânlar yok idi, ammâ iç kal‘a­sı şekl i murabba‘ kârgîr binâ bir küçük kal‘a­dır. Bunun dahi başka handakı vardır. Ve câ­nib i şarka nâzır bir ağaç kanatlı kapusu var bunun dahi han­dağı üzre asma cis­ri var. Ve bu şehrin cânib i erba‘ası sâfî bâğlı mahsûllü yerlerdir. Ve cümle re‘âyâları Eflakân'dır.

Memdû­hâ­tından eriği ve elması ve beyâz kebesi meş­hûr­dur. Ve cümle re‘âyâsı Varat kulu aklâ­mı­dır. Ve on yük akçesi Mekke ve Medîne'ye vakf olun­muş­dur kim Ravza i Mutahhara tarafından her sene Kızlar Ağası âdemi gelüp on yük akçeyi Tımışvar defter­dârından alup gider, hayrât ı azîme oldu. Andan kalkıp 3 sâ‘atde,



Evsâf ı kal‘a i Redvar

Bu dahi sene (   ) de Köpürlü fethidir. Lugoş sancağı hük­münde nehr i Tımış kenârında dağlar içinde şekl i murabba‘ bir ağaç palankadır. Dizdârı ve nefe­rât­ları vardır. Yeni feth olmağile imâreti yokdur. Andan cânib i şarka 2 sâ‘atde,



Evsâf ı kûh-ı Laboş, ya‘nî kal‘a i fiebeş

Lisân ı Macarca (   ) (   ) demekdir. Bunun dahi bâ­nîsi Betlen Gabor kraldır. Sene (   ) târî­hinde Sultân Mehemmed fermânıyla Köpürlü vezîr ile Seydî Ahmed Paşa fethidir.

Tımışvar eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 300.000 akçedir ve ze‘âmeti 15 ve tîmârı 305, alaybeği ve gayri iş erleri vardır. Cümle askeri bin aded âdemlerdir ve yüz elli akçe nev peydâ kazâdır. Ve kal‘a dizdârı ve beş yüz neferâtı ve üç oda kapu­kulu ve topçu ve cebecileri ve subaşı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc ağası var, bunun dahi harâcın­dan on yük akçe Medîne'ye surre gider. Cümle re‘âyâsı Eflak'dır.

Eşkâl i kal‘ası: Nehr i Tımış kenârında fied­dâdî binâ bir kal‘a i ra‘nâdır. Cirmi dâ’iren-mâdâr 400 adımdır, ta‘mîr olurken mi‘mârbaşı nakletdi. İki kapusu var handakı alçakdır. Derûn ı hisârda cümle 200 aded tahta örtülü Macar ev­leridir. Ancak bir câmi‘i var, Defterdâr İbrâhim Paşa'nındır, ammâ gâyet mahallinde binâ olunup cemâ‘at i kesîreli ve kiremitli ve bir serâmed minâ­reli câmi‘ i zîbâdır. kapusu üzre târîhi budur:

Gûş eden evsâfını Zârî dedi târîhini,

Kıble i ebvâb ı hâcet câmi‘ i zîbâ makâm.

Sene (   )

Ve bu sûrun tâ ortasında fieddâdî binâ bir şekl i muhammes sa‘b ve metîn iç kal‘ası var, dizdârdan gayri birisi yokdur. Mâl-â-mâl cebehâne ve musan­na‘ altın gibi mücellâ Macar ı füccâr topları ve bu iç kal‘anın ancak şimâline nâzır bir küçük kapusu var. Göle kal‘asının iç kal‘ası gibi bunun dahi kapusuna otuz ayak taş nerdübân ile çıkılır bâb ı âlîdir. Üs­tün­deki bacalardan aşağı taş atacak baca delikleri ve kapunun yemîn ü yesârında mazgal de­likleri ile ârâste olmuş gâyet metîn u muhkem ka­pudur, ammâ [2a] taşra varoşunda çârsû yı bâzârı müzey­yendir. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mah­bûbe­leri he­nüz gelüp imâr olmada­dırlar. Mem­dû­hâtından eri­ği ve elması ve alaca at ke­besi meş­hûr­dur. Ve yay­la dibi olmağile bâğ u bâğçesi çokdur. Andan 2 sâ‘atde,



Evsâf ı kal‘a i Desne

Sene (   ) târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa'nın deryâ-misâl asker i bî-pâyân ile [geldiğin] bu kal‘a küffârı görüp savlet i Âl i Osmân'a tâkat getirmeye­cek­lerin bilüp kal‘ayı boş bırağup firâr etdiklerinde, içine yedi yüz aded asâkîr i İslâm ko­yup Tımışvar eyâle­tin­de fiebeş sancağı hükmünde nehr i Tımış kenâ­rın­da bir dağlık ve ormanlık içre çâr-kûşe ma‘mûr kal‘adır kim fiebeş kadısı niyâ­be­tidir, ammâ yeniçeri odaları konmayıp ancak diz­dâr;ı ve neferâtları var, çârsû yı bâzârı yokdur.

Bu kal‘adan 2 sâ‘at ba‘îd meks olundu. Andan 3 sâ‘atde,

Menzil i Büyük Tabur

Bu taburu Betlen Gabor kazup Âl i Osmân ile azîm ceng edüp münhezim olmuşlardır. Hâlâ tabur yerinde kâfirin üstühân-ı murdârları hâr [u] hâşâk içinde pâymâl i rimâl olup yatır. Andan 3 sâ‘atde,



Menzil i Eski Tabur

Bu mahalde Rakofçi Kral, Seydî Ahmed Paşa ile ceng etmek içün bu Eski Tabur yerin yeniden handak ı azîm kazup cenge âmâde olup dururdu. Gâzî Seydî'nin deryâ-misâl asker ile geldiğin Ra­kofçi la‘în istimâ‘ edüp karârı firâra mübeddel olup licâm ı mahabbetin Demirkapu'dan içeride çekip anda dahi havfından bir tabur ı azîm kazdı. Ve bu mahalde sa‘âdetlü padişâhdan bir haseki ağa ile hatt ı şerîf gelüp,

"Elbette ve elbette Erdel diyârına girüp bir yeni kral nasb edüp Kemen Yanoş kralım diyenin hak­kından gelüp sene i sâbıkalardaki hazînemi tahsîl edüp hatt ı şerîfime amel edesin!" deyü hatt ı şerîf geldikde Eski Tabur yerinden kalkılup 4 sâ‘atde,

Menzil i Musik Deresi

Musik nâm su çıkar, bu Musik dağlarından tulû‘ edüp nehr i Tımış'a mahlût olur. Bu dere içre çektiğimiz bârân ı rahmeti Hudâ bilür. Cümle asker mâldan ve cândan bîzâr olup yatacak ve duracak yerler kalmayup bârân ı rahmet askere matar ı la‘net oldu. Andan 5 sâ‘at yine cânib i şarka,



Menzil i Kınbe

Bir öz içinde bir ormanlı çemenzârda sehel gü­neşler olup pür rahmet olur. Ve cümle esbâbla­rı­mız ve hayme vü hargâhlarımız yâbis oldular. Bu ma­hal­de bir Macar avreti bir çadır içre yedi nefer âdem­leri katl edüp sabâhısı ol mel‘ûneyi gâzîler âteş i Nemrûd'a yakdılar. Ve bu menzilde niçe yüz aded at arabaları kırıldı, zîrâ sa‘b yol idi. Ve bunda müşâ­vere olup ol gece Demirkapu'ya beş bin tü­feng-en­dâz yiğitler gönderilüp pusuya girdiler. Bu askerin akîblerince Tımışvar eyâleti ile Abaza Sarı Hüseyin Paşa talî‘a i asker ta‘yîn olundu. Ve andan Çarkacı İsmâ‘îl Paşa kalkup Demirkapu'yu gitdi ve Demir­ka­pu'yı mülk etdiği haberi gelüp asker tâze cân buldu. Andan 3 sâ‘atde,



Evsâf ı menzil i kûh ı vilâyet i Erdelistân ı Macaristân, ya‘nî Demirkapu yı kûhistân [u] çengelistân

Bu Demirkapu nâmıyla müte‘âref olan zemîn kûh [u] çengelistân eyle bir kûhistân ı dırahtis­tân­dır kim rûy ı arzda misli yok bir sedd-i sedîd ve bir bâb ı hadîd idi,



Be-kavli müverrihân ı Macar: Bu mahalde İskender i Zülkarneyn üç kat demir kapular inşâ edüp bu mahalden cânib i cenûba dörd konak yer dağlar içre tâ nehr i Tuna Demirkapusuna varınca üç kat dîvâr ı rasîf ve üç kat handak ı amîk ve nazîf kazmışdır. Hâlâ handaklarının ve esâs-ı rasîfleri âşi­kâ­re durur. Ve bu Demirkapu'dan cânib i şimâle yi­gir­mi konak yer dağlar içre tâ nehr i Tise'ye va­rınca yine üç kat dîvâr ve hafrlar kazmış, anda dahi cümle âsâr ı binâlar nümâyândır.

Bu hisâb üzre diyâr ı Erdel'in garbî ve cenûbî tarafların sûr içine alup diyâr ı Ungurus ile diyâr ı Erdel'e hudûd vaz‘ etdiği mahalde bu Demirkapu vâkı‘ olmuşdur, ammâ mürûr ı eyyâm ile bâblardan eser yok, ammâ esâs ı binâlarından sedd i İsken­der-vâr âsâr ı binâlar vardır.

Hikmet i Hudâ bu Demirkapu dağları evce be­râber kûh ı bâlâlardır kim üç aylık yol Erdel diyârı­nın dörd bölük olan Hayduşak diyârın ve Erdel di­yârın ve Saz diyârın ve Seykel diyârın ihâta etmiş dağlardır kim ancak şâhrâh ı Erdel'e girmeğe dörd yol vardır. Biri cânib i garbda Osmânlı tarafında bu Demir­kapu, ulu yoldur.

Biri cânib i şimâlde Tise kenârında Orta Macar'a girecek Namin yoludur.

Biri de cânib i şark ile şimâle meyyâl Seykel vilâyetinden Leh vilâyetine girecek Seykel yoludur.

Ve dördüncüsü cânib i kıblede Eflak vilâyetine girecek kal‘a i [2b] Praşo yoludur.

Bu diyâr ı Erdel'e bu dörd aded yoldan gayri şâhrâh yollar yokdur. Cümle etrâfın bu Demirkapu dağları ihâta etmiş sengistân ve kûhistân dağlardır. Anıniçün gâhîce bu Erdel küffârı Âl i Osmân'a is­yân [u] tuğyân eder. Ve bu Demirkapu'nun batı ta­rafları Tımışvar ve Göle vilâyetleridir ve şimâl tarafı henüz feth olmuş Yanova ve Varat kal‘aları tarafla­rıdır. Ve maşrık ve kıble cânibleri cümle Erdel vilâ­yet­leri­dir dahi kıble ve cenûb tarafların diyâr ı Erdel'in Eflak ve Boğdan vilâyetleri ihâta edüp an­lar da nehr i Tuna kenârına vâkı‘ olup hudûdları nehr i Tuna'dır kim Eflak ve Boğdan'ın cânib i şi­mâli ve yıldızı ve garbîsi Erdel vilâyetleri olmuş olur, ammâ diyâr ı Erdel azîm vi­lâyetdir. İnşâ’allâhu Ta‘âlâ alâ kadri'l-imkân man­zûrum olduğu üzre tahrîr olunur ve bihi-müste‘ân.

Evvelâ bu Demirkapu'da cemî‘i asâkir i İslâm ile dağlar ve ormanlar içre iki gün meks olunup üç bin iki yüz araba ve bu kadar bin seyishâne ve bâr­hâne develeri güc ile ubûr edüp andan cânib i maş­rıka yokuş aşağı 5 sâ‘atde nüzûl edüp dıraht ı azîm­ler temâşâ ederek diyâr ı Erdel'e kadem basup,



Menzil i Kuru Kilise

Bu mahalde bir deyr i azîm var idi. Mukad­de­mâ Seydî Paşa ile bu mahalle geldikde bu deyri ıh­râk bi'n-nâr edüp hâlâ harâb idi.

Bu sahrâda cümle asker i İslâm ile cenâhat tınâb tınâba konulup cümle mîr i mîrânlara karavullar fermân olunup şeb [ü] rûz cümle guzât pür-silâh âmâde durmağa başlandı. Andan nîm sâ‘at bir sahrâ yı bî-pâyân içre gidüp,

Menzil i sahrâ yı Hasek

Serhad gâzîleri Haçek ve Hasek derler. Bu sah­râ yı çemenzârda bir ordu yı İslâm kurulmuşdur kim,

"Bir pâdişâh ı cem-cenâb böyle asâkir i bî-hisâb ile konulmamışdır ve misli sebkat etmemişdir" deyü serhad gâzîleri nakl etdiler.

Ve bu sahrâda on gün meks olunmağa nâdîler nidâ edüp yine karavullar azîm vezni üzre tenbîh ü te’kîd olundu. Zîrâ Kemen Yanoş kralın hareketi haberi alındı, ammâ ne çâre dahi Tatar askeri gel­medi ve Seydî Paşa olmadığından askerin yüzü gül­me­di. Hattâ bu sahrâda Seydî Ahmed Paşa ile Budin ve Eğre ve Tımışvar ve Kanije ve Sirem ve Semen­di­re asker­le­riy­le sene (   ) târîhinde Rakofçi kralın seksen yedi bin askerin bu sahrâda bozup kı­rup esîr et­diği­miz mahal­dir kim asker i İslâm hâlâ ceng ma­hal­linde meks edüp ordu yı İslâm içinde on yerde kubbe-misâl küffâr kelleleri gülleler-misâl püşte püşte yığılmışdır.

Hulâsa i kelâm ceng i azîm olmuşdur. Ve cümle müverrihler bu cengi hakîkati üzre yazmışdır. Hak Ta‘âlâ da bu sene i mübârekede eyle bir sa­vaş ı perhâş olmağı müyesser ede, âmîn.

Zîrâ Seydî cenginde seksen yedi bin Nemse ve Macar ve İslavin ve Korol ve Leh ve Çeh kâfirlerin ol şiddet i şitâ[d]a bu sahrâ içre beyâz kar üzre küf­fârın kızıl kanların on iki bin yiğit ile dökmüşüzdür. Ve kral ı la‘în Rakofçi üç yüz aded küffâr ile mec­rûhan firâr edüp gitmişdir. Eğer bu Seydî gazâsın mufassalan tahrîr eylesek tatvîl i kelâm olur, ammâ hâlâ asker i İslâm ile bu sahrâda otururken elli bin Tatar ı sabâ-reftâr-ı adüv şikâr altı kerre yüz bin güzîde ağırmak kazaklanmış ve kazılanmış atları [ile] yalı ağası olan fiâh Polad Ağa gelüp serdâr ı mu‘az­zam­dan hil‘at i fâhireler geyüp Çarkacı İsmâ‘îl Paşa'dan bir sâ‘at ileri meks edüp ol gün ordu yı İslâm ganîmet oldu. Ve ol ân yalı ağasına fermân gidüp Kemen Yanoş kral taburun­dan haber alup diller getirmeğe me’mûr olup kırk bin askerle ol ân ılgar edüp tabura gitdiler. Ve yine ol gün Cerrâh Kâsım Paşa Kemen Yanoş kralın tabu­ru ke­ferele­rin­den on aded dil kâfirler gelüp huzûr ı ser­dârda söyledüp ba‘de'l-haber serâperde önünde cellâd ı felek kellelerin galtân eyledi.


  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət