Ana səhifə

Bitkilerde ve Meyve Bahçesi Bitkilerinde Donma Hasarları Nasıl Engellenir? Dona / Donmaya Karşı Korunma Prensipleri


Yüklə 233.78 Kb.
səhifə5/7
tarix06.05.2016
ölçüsü233.78 Kb.
1   2   3   4   5   6   7

Su Baskını

Su taşması yüzey sulamasını içeren donmaya karşı korunma yöntemlerinden biridir. Su baskını yöntemi, arazi alanını mümkün olduğunca kapsayacak şekilde açılan bir dizi hendek ve su kanalları aracılığıyla arazi yüzeyinde büyük miktarda suyun hareket etmesini içermektedır. Bu yöntem ısı enerjisinin, çevreleyen hava kütlesine radyasyon yoluyla aktarılmasına dayanmaktadır. Bu yötemin maliyeti, yüzey sulaması için zaten açılmış olan hendek ve su kanallarının bulunduğu yağmurlama yöntemi ile benzerlik göstermektedir. Fazladan eklenen tek masraf, suyu araziye yönlendirecek olan enerji masrafıdır.

Bu yöntemin en büyük dezavantajları, büyük miktarlarda suya gereksinim duyması, kullanım sırasında su kalitesinin azalması ve uzun zaman dilimleri süresince su altında kalmalarından dolayı bitkilerin dayanıklılığındaki azalmadır. İhtiyaç duyulan su miktarı büyüktür; çünkü maksimum radyasyona ulaşabilmek için arazinin mümkün olduğunca büyük bir bölümü su ile kaplanmalıdır.


Bitkiler genellikle kısa süreli su altında kalma sürelerine dayanıklıdırlar; ama donmaya karşı korunma için gerekli olan zaman süreci genellikle bu dayanıklılığı aşmaktadır. Su altında kalma süresi, dondurucu sıcaklıklardan önce arazinin su altında kalmasını sağlamak için ve dondan sonra suyu ortadan kaldırmak için gereken süreden dolayı, donma sıcaklıklarının gerçek sürecinden daha uzundur. Suyun kalitesindeki düşüş, yeni böcek ilacı, gübre, fungisit vb. gibilerinin uygulanmasına bağlı olarak oldukça yüksek olabilir. Bu saydığımız üç faktör bir çok bitkide donmaya karşı korunma olarak su baskınının kullanılmasını engellemiştir.
Sulama sistemleri aracılığıyla su kullanımı, don sıcaklıkları sırasında tüm bitkilerin ya da meyve bahçesinin kaybı ya da düşük hasarlarla atlatılması arasında farklılıklar anlamına gelebilir. Sulama sistemi tasarlanırken, sistemin tüm kullanım çeşitleri göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer donmaya karşı korunma için tasarlanmamış bir sistem bitkileri düşük sıcaklıklardan korumak için kullanılırsa, kapsam zayıflığı ya da kesikliği yüzünden daha fazla zarara sebebiyet verebilmektedir.

Donmaya Karşı Korunmada Suyun Rolü
Su birçok açıdan dünyadaki yaşam üzerinde büyük rol oynayan önemli bir maddedir. H2O olarak bilinen maddenin, su, buz, buhar gibi fiziksel özelliklerinin çeşitliliği, onun çevresel değişim şemaları aracı olarak kullanılmasına olanak sağlamakta ve onu, özellikle donmaya karşı korunmada çok yararlı kılmaktadır. Onun bu rolünü açıklamak ve anlamak açısından, bu fiziksel özelliklerini anlatmak çok yararlı olacaktır.

Enerji

Enerji birçok formda depolanabilir. Bu tartışmada bizi en çok ilgilendiren, enerjinin bir formu olan ısıdır; çünkü ısı ile bitkilere zarar verebilecek soğuk ya da düşük sıcaklıklarla savaşılabilir. Isı, koşullara bağlı olarak suya ilave edilebilir, suda depolanabilir ya da su tarafından serbest bırakılabilir. Kapsamlı olarak, bu prosesleri önceden bilebilir, kontrol edebilir ve ısı ile ilgili hedelerimize ulaşmak için suyu kullanabiliriz.



Isı Depolanması

Bir maddeye ilave edildiğinde ısı, iki yol ile depolanabilmektedir. Isının bir kısmı, maddenin yapısına ve moleküller arasındaki ortalama uzaklıklarına bağlı olarak, potansiyel enerji olarak depolanmaktadır. Örneğin, katı bir maddeye ısı eklendiğinde, potansiyel enerji artar, moleküller arasındaki uzaklık artar ve madde (genellikle) genleşir.


Sıvı maddeler için genel olarak aynı şey geçerlidir. Gazlar için durum biraz daha karışıktır; çünkü gazlar mevcut hacmi doldurmak için doğal olarak genleşmektedir. Maddeye eklenen kalan ısı, maddenin moleküler hızına bağlı olan, kinetik (kinetik ~ dinamik ~ hareket halinde) enerji olarak depolanacaktır. Sıcaklık olarak algılanan, bu kinetik enerjidir. Kinetik enerji olarak depolanan bu ısı bazen bu yüzden “hissedilir ısı” olarak adlandırılmaktadır. Isı katı ya da sıvı maddelere eklendiğinde, moleküller arasındaki hız artışının ve kinetik enerji artışının bir göstergesi olarak, sıcaklık genellikle yükselmektedir.

Bu fiziksel karakteristikleri tartışmaya başlamadan önce, “faz değişikleri”ni tanıtmak gerekir. Maddenin “fazı” maddenin katı, sıvı ya da gaz fazlarından birinde olması anlamına gelmektedir. Katı bir madde sıvıya dönüştüğünde (ya da tersi) veya bir sıvı madde gaza dönüştüğünde (ya da tersi) faz değişikliği meydana gelir. Buzun buz olarak kaldığı ya da suyun su olarak kaldığı sıcaklık değişiklikleri, faz değişikliklerinin oluşmasını sağlamaz.



Faz Değişimleri



FAZ DEĞİŞİMİ OLMADAN – Buz, buz olarak kaldığı sürece buza ısı verilmesinin gözlenen ilk etkisi sadece sıcaklığındaki artış olacaktır. Verilen ısının bir kısmı, moleküller arası uzaklıkları ve buna bağlı olarak da buzun yoğunluğunu etkileyen potansiyel enerjiye dönüşür. Ancak bizim göreceğimiz asıl özellik buzun sıcaklığındaki değişimdir. Su için de aynısı geçerlidir: su, su olarak kaldığı sürece de suya verilen ısının gözlenen ilk etkisi sadece sıcaklığındaki artıştır. Sudan ısı alındığında ise sıcaklığı düşecektir. Verilen ya da alınan ısı ile sıcaklık değişimi arasındaki ilişki şudur: 3,7 lt. (1 US galon) suyun sıcaklığını 1°F değiştirmek için 8,3 BTU ısı verilmeli ya da alınmalıdır. 3,7 lt. (1 US galon) suyun sıcaklığını 4°C (10°F) artırmak için 83 BTU ısı verilmelidir; 4°C (10°F) azaltmak için ise suyun aynı miktarda ısıyı alması gereklidir (suyun bu arada faz değişimine uğramadığı varsayılarak).




Su faz değiştirirken (sudan buza ya da buhara), sıcaklığı değişmez. Su sıcaklığı faz değişimi olmadığında değişir.


FAZ DEĞİŞİMİ OLDUĞUNDA – buz/su – H2O olarak bilinen bileşik 0°C (32°F) sıcaklıkta, potansiyel enerji formunda içerdiği ısının miktarına bağlı olarak, su ya da buz fazında bulunur.
Suyun doğası şöyledir ki, 0°C (32°F) sıcaklıkta buza ısı verildiği zaman bu, buzun kinetik enerjisini değil potansiyel enerjisini etkiler. Belirli miktarda ısı verildiğinde, bu buz erir, suya dönüşür ve oluşan suyun sıcaklığı halen 0°C (32°F)’dır.
Aynı miktarda ısı 0°C (32°F) sıcaklıktaki sudan alınırsa su tekrar donar, buz olur ve sıcaklığı 0°C (32°F)’da kalır. Bu faz değişiminde gerekli olan ısı “erime ısısı” olarak adlandırılır (bazen “gizli erime ısısı” da denir) ve 3,7 lt. (1 US galon) su için bu değer 1.200 BTU’dur. Bu miktarda ısı 0°C (32°F)’daki buzu aynı sıcaklıkta su yapmak için buz tarafından absorblanmalı, aynı miktarda ısı 0°C (32°F)’daki suyu aynı sıcaklıkta buza çevirmek için sudan uzaklaştırılmalıdır.
Su deniz seviyesinde 100°C (212°F) sıcaklıkta kaynar ve buhar fazına geçer; ancak su her sıcaklıkta buharlaşarak buhar fazına geçebilir. Su, donmaya karşı korunma taslaklarının hiçbir yerinde kaynama sıcaklığına yakın bir noktada bulunmamasına rağmen, suyun buharlaşması sebebiyle su buharı her yerde oluşabilir.
FAZ DEĞİŞİMİ OLDUĞUNDA – su/buhar – Suyun bulunduğu sıcaklıkta buhar fazına geçmesi için gereken ısı miktarı, 3,7 lt. (1 US galon) su için 9.000 BTU’dur. Buharın suya dönüşmesi sırasında (içinde soğuk bir içecek olan bardağın dış yüzeyinde olduğu gibi), sıcaklık değişimi olmaksızın, 3,7 lt. (1 US galon) buhar için 9.000 BTU ısı salınır. Bu faz değişiminde gerekli olan 9.000 BTU/3,7 lt. (1 US galon)’lik ısıya “buharlaşma ısısı” denir (bazen “gizli buharlaşma ısısı” olarak da adlandırılır).

1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət