Ana səhifə

Bİr madalyon bir tariH. Ali koç baba ve yaşayan erkani


Yüklə 243.58 Kb.
səhifə1/4
tarix06.05.2016
ölçüsü243.58 Kb.
  1   2   3   4
BİR MADALYON BİR TARİH. ALİ KOÇ BABA VE YAŞAYAN ERKANI.

15-16 Mayıs 2003 tarihinde Edirne ilinin Keşan ilçesinde yapılan Uluslararası Keşan Sempozyumu’na bildiri sunmak için gittiğimde, Bulgaristan’dan bildiri sunmaya gelen Kaynak Dergisi Baş yazarı Sabri Alagöz’ün verdiği dergide bir yazı dikkatimi çekti.

Yazı, Kaynak Dergisinde, Georgi Neşev adlı bir Bulgar tarafından Şeyh Bedreddin adıyla yayımlanmıştı. Önce bu yazı araştırma yaptığım Şeyh Bedreddin’iliği içerdiği için dikkatimi çekmişti. Konu daha sonra halen Bulgaristan’da kökenleri bulunan Ali Koç Baba toplumunun ilk liderinin mezarı ile Bulgar yazarın bir iddiasını da içermekteydi. Yazıda Bedreddin’i yakalayan kişinin son Bulgar kralı Şişman’ın oğlu İskender Bey’den bahsetmekte idi. Bu kişi İslam’ı kabul etmeden evvel Aleksandr adını taşımakta imiş. Burada Şişman ile Ali Koç Baba arasındaki bağ ise, halen Ali Koç Baba’ya bağlı muhiplerin anlatımlarına göre Niğbolu savaşında Kral Şişman’ı öldüren kişinin Ali Koç Baba olduğu söylentisidir .

27 Nisan- 3 Mayıs 2001 tarihleri arasında çıkan Pro-Anti Gazetesinde: “Şişman Çarın Mezarı Bulunacak mı ?” “Nikopol (Niğbolu) Ali Koç Baba Tekkesinin Sırları Çözülecek mi ?” başlığı altında yazıları buluyoruz. Son zamanlarda Nikopol kalesinin güneyinde bulunan Ali Koç Baba tekkesinde gerçekten Çar İvan Şişman’ın yattığı tahmin edilmektedir. Yazının müellifi L.Toşev’in de belirttiği gibi sözünü ettiğimiz tekke Feliks Kanits’in dikkatini çekmiştir. Tekkenin ortasında yarı kapalı iki metre uzunluğunda toprağa kazılmış taştan bir lahit mevcuttur .

Ali Koç Baba Tekkesi Müslümanlar tarafından olduğu gibi Hıristiyanlar tarafından da saygıyla ziyaret edilmektedir. Müslümanlar: “Ali Koç Baba Tekkesi”, Hıristiyanlar ise “Tanrı Mezarı” adını vermişlerdir. Tekke’yi ziyaret etmenin bir çok derde deva olduğu yolunda yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Tekkenin tamirinden sonra mezar taşına şu kayıt düşülmüştür: “Al-i Resul Hacı Bektaş torunu Rumeli fatihi Seyit Alioğlu Ali Koç Baba Paşa Ruhuna Fatiha 25.09.1396.” Bu tarih Niğbolu savaşına yakın bir tarih olarak görünmektedir. Mezar üzerindeki ay ve gün ise onun soyundan gelen Hamza Koçerdin1 tarafından belirlenmiş ancak belgelenmemiş bir tarihtir.

Georgi Neşev’in Pro-Anti gazetesinde yayınladığı makalede yer alan bilgilere göre Çar Şişman’ın mezarı olduğu iddia edilen mezarın Ali Koçlular tarafından Ali Koç Baba olarak gösterilmesi bize 1930’lu yıllarda bazı Bulgar yazarların Hasan Demir Baba’nın aslında Omurtag Han’a ait olduğunu söylemeleri ile örtüşmüştür. Bilindiği gibi Hasan Demir Baba Tekkesinde bulunan mezar açılmış ve içinden çıkan kemiklerin 400 yıl kadar eskiye gittiği anlaşılmıştır.2 Bu durum Hasan Demir Baba’nın yaşadığı tarihle örtüşmektedir.

Bu gelişmeler üzerine elimizde bulunan Ali Koçlulara ait bilgilerin yayınlanmasının bir gereklilik olduğunu düşündüm. Ali Koçlularla ilgili olarak yıllardır yaptığım derleme çalışmalarında Bulgaristan’dan göç eden ve halen Anadolu ve Trakya’da bir çok bölgede yaşayan Ali Koçluların sözlü geleneklerinde bulunan bilgileri topladım. Ayrıca Ailenin elinde bulunan belgeleri bir araya getirdim. Çar Şişman’ın mezarının tanımının yapıldığı bir mühür üzerindeki Bulgarca yazıyı da yazımızda bulacaksınız. Ayrıca Bulgaristan’dan göç eden Ali Koçluların Anadolu’daki dağılımlarını yazımızın sonundaki listede bulacaksınız.

Bilindiği gibi Bulgaristan’dan Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra dalgalar halinde göçler olmuş, bu göçler sırasında değişik tarihlerde Bulgaristan’da Ali Koçlular ve Ali Koç Baba’nın soyundan gelen aileler Türkiye’ye göç etmişlerdir. Bunlar Bulgaristan’da geleneklerini büyük bir çaba ile halen sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ali Koçlular içinde aileye ait bilgi ve belgelerin canlı olarak yaşadığı kişi İbrahim Ercan’dır.

İbrahim Ercan Ali Koçluların Türkiye’de uzun yıllar Ali Koç babalıların temsilcisi olan Hamza Koçerdin’in damadıdır. İbrahim Ercan bize kayınpederinden kalan emanetleri de gösterdi. Bu emanetler halen Hamza Koçerdin’in küçük kızı Fatma Koçerdin’de bulunmaktadır. Aralarında Ali Koç Baba’ya ait olduğu söylenilen tac, mızrak ucu , yüzük, tennure ve ayakkabıdan ibarettir.

Ali Koç Baba soyundan olanlar halen MOLLA lakabıyla anılmaktadır . Ali Koç babalıların muhiplerine geçmişleri ile ilgili bir tarih sorduğumuzda kökenlerinin Erdebil Tekkesine dayandığını söylemektedir .Tarikat ve köken ile bir şey sorulduğunda Ali Koç muhiplerine “ Erdebil gör de bil” sözü hatta ata sözü gibi bize söyleniyor. Ali Koç babalıların nefeslerinin % olarak çoğunluğu Şah Hatai nefeslerinden oluşması ayrı bir inceleme konusudur . Aynı nefeslerin pek çoğu Kızıl deli Bektaşilerinde farklı makamlarda icra edildiğini gördük . Kızıldeli nefesleri ise Ali Koç babalıların aksine Serezli Pir Sultan’ın nefeslerine yer vermektedir .Değişimin zaman içinde oluştuğunu tahmin ediyoruz .Her iki toplumun iç erkanını görmeden bir kıyasla yapmak istemiyoruz.

Çar Şişman ile Ali Koç Baba arasındaki ilişkiyi araştırırken aynı aileden Hamza Koçerdin’in yeğeni fotoğrafçı Mustafa Marangoz’un elinde bulunan bir madalyona ulaştık. Bu madalyon Ali Koç Baba ile bir ilişkisi olmayan Veli Küçük tarafından Mustafa Marangoz‘a ulaştırılmıştır. Bu madalyonun üzerinde bulunan yazı Çar Şişman’ın ölümü ve gömüldüğü yerle ilgili olarak bize ayrıntılı bir bilgi vermektedir. Bu yazının çevirisini ve orijinalini yazımızın içinde okuyucularımıza sunuyoruz.

*****


Hamza Koçerdin Baba’nın Ali Koç Baba ile ilgili olarak şahsıma anlattığı ve elimizde bant kaydı da bulunan bilgileri buraya aktarıyoruz:

“Bursa’nın 1388 yılında fethedildiği zaman Hakk’a şükür ifadesi için koç kesmek isteniyor. O an Ali Koç Baba’nın elinde olmayarak: “Beni kurban edin ben kurban olayım.” dediği için orada bulunan bir yetkili kişinin:”Ali Koç sen bize daha lazımsın.” deyip onun bu gönüllü kişiliğini güzel sözle almış. Bu Koç lakabı Ali Baba’ya oradan kalmış. Ali Koç Baba’nın mezarı şimdi Bulgaristan’da Niğbolu’da bulunmaktadır.

Ali Koç Baba’nın oğlu Hüseyin Koç ise bu günkü adı Yablanova Türkçe adı Alvanar köyüne yerleşmiştir. Alvanar köyünden gelenlerin anlatımına göre bir çiçek bahçesini andıracak şekilde doğal güzelliğe sahip olan bölgenin ismini buradan aldığı söylenir.

Alvanar’a yerleşim sonrası diğer toplumlarda inanç ve giyim bakımından ayrı olan Ali Koç Baba muhiplerinin kadın ve genç kızlarda şalvarların paçaları ayrı bir şekilde imiş. Diğer toplulukların şalvarlarından daha farklı ve renkli olduğu için Aldonlar, Aladonlular, Aladonlar yakıştırması bu yerleşimin adı olmuş. Köyün ilk yerleşimi bu günkü yerden farklı yerde kurudanlık kuganlık (Kurgan, mezarlık anlamında )Sarıkaya altı denilen yerdeymiş. Bu yerde kutsal yer olarak kabul edilen “Sofra Yeri” diye bir makam vardır. Bu yerin alt yanında yine kutsal sayılan bir de “Erenler Pınarı” varmış. Bir de buranın Ali Koç Baba’nın yerleşimi evveli bulunan “Topuz Baba” vardır. Topuz Baba’nın oğlunun adı da Alvandır. (Elvan) Köye adını çiçekler mi yoksa Topuz Baba oğlu Alvan mı verdi bilinmez .

Niğbolu kalesinin alınmasından sonra, bu günkü Alvanar civarına yerleşmiş bulunan Türk köylerini, etrafta bulunan Bulgar halkı rahatsız etmektedir. Niğbolu’daki Ali Koç Baba, oğlu Hüseyin’i Alvanar köyü civarlarında yerleşen yeni halkı organize etmek için buraya göndermiştir. Hüseyin Baba buraya çoban kıyafetinde, bir koç sürüsü ile göçebe olarak gelmiştir. Bu yöredeki halka rahatsızlık veren gruplarla arkadaşlık kurarak onların iç yüzünü öğrenmiş ve diğer taraftan da köylüleri teşkilatlandırıp Bulgar eşkıyalarını yok etmek için hazırlamıştır. Hazırlıklar belli bir olgunluğa eriştiğinde Hüseyin Baba köylülere: “Bulgarların bir bayram gününde onlara dostluğun pekişmesi adına bir yemek vereceğim. Yemekte çok fazla içki içip Bulgarlar sızdıktan sonra size haber gönderirim.” diyor. Bulgarlar gerçekten de yiyip içtikten sonra sızıyorlar. Hüseyin Baba köylülere haber veriyor ve Bulgarları bölgeden çıkarıyorlar. Topuz baba bu bölgeyi Ali Koç Baba oğlu Hüseyin Baba’ya bırakarak kendi talipleri ile birlikte Topuzlar köyüne yerleşiyor. Günümüzde Alvanar(Yablanova) köyünde bulunan Topuz Baba nazarlama dediğimiz gerçekte esas mezarı haricinde bir mezarı bulunmaktadır..”

Hamza Koçerdin babanın bize anlattıkları arasında bir başka iddia da henüz bilimsel olarak tam olarak kanıtlanamamış olan bir tartışmaya dayanmaktadır. Bilindiği gibi Hacı Bektaş Veli soyundan geldiği kabul edilen kolun Seyit Ali Sultan’a dayandığı, Seyit Ali Sultan’ın da (Kızıldeli) Hacı Bektaş Veli’nin çocuğu olduğunu kendilerinin bu koldan geldiklerini kabul etmektedirler. İkinci varsayım ise Babagan kolunun görüşüdür. Bu da Hacı Bektaş Veli’nin Fatma Nuriye Hanımla evlendiğini ondan iki çocuğunun olduğuna inanırlar. Bu iki iddia da henüz kanıtlanmış belgelere dayanmamaktadır. Alevilik ve Bektaşilik araştırmalarının çok yeni olması, henüz bütün bilgi ve belgelerin yayınlanmamış olması sebebiyle bir gün bu karanlık noktanın aydınlanacağını sanıyoruz. Ancak Hamza Koçerdin Baba kendilerinin birinci iddiaya bağlı olarak Seyit Ali Sultan’dan geldiklerini ve Ali Koç Baba’nın Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğunu söylemektedir.

Ömer Lütfi Barkan’ın Kolonizatör Türk Dervişleri isimli makalesinde karşılaştığımız bir bilgi de olayın bir başka boyutunu ortaya koymaktadır. Bu bilgiyi aynen buraya alıyoruz:

“ An evkaf ’ı Zaviye-merhum Ali Koçi.

Karyie-i dervişan nam-ı diğer Bulgarine-i Küçük tabi’i Niğebolu .

Merhum Koyun Baba dervişlerinden Ali Koçi nam sahib-i vilayet derviş ki nefs-i Niğebolu da olan zaviyenin asla ve kat’a bir akçe varidatı olmamağın ve bir akçe hasıl olur vakfı yoktur. Mezkur derviş fevt olduktan sonra kendü ehibbasından ba’zı dervişler cem olunup kendülerini kedd-i yemini ve arak-ı cibinler ile diktikleri bağlarda ve bahçelerden hasıl eylediklerini zaviye-i mezkureye gelen ayende ve revendeye harc eyleyüp ve zikrolan mezra hali hariç ez defter yer olup merhum Yahya Paşa Hazretlerinden tapulayup ba’dehu der-i devletten hükm-i hümayun alub sâbıka Niğebolu kadısı olan Alaeddin sınurın tecdid idüp ba ba’dehu merhum ve mağfirunileyh sultan Bayezid Han’dan mukarrernâme-i hümayun almışlardır.

Sonradan ,Niğebolu Beğ’i Hasan Paşa hazretlerinden ve ba’dehu Mehmed Bey’den bedel’i öşür yılda 200 akçe vaz ‘ittirüb ellerine mektub-ı şeriflerin almışlardır.

Ve mezra-ı mezkure üzerinde iki göz bir değirmen binâ eylemişlerdir. Ve zaviye-i mezkûreye hidmet etmek içün haymana ve haric-ez defter olan kafirden 14 nefer kafir cem eyleyüb ispençesin ve sair rüsûmların almayub karye-i mezkure üzerinde bina itdükleri değirmenlerine ve âyende ve revende mahsulatı içün bağlarına ve sair mesâlihine hidmet iderlermiş .

Hâliya vuku’ı üzre tahrir olunup Padişah-ı alempenah hazretlerine arz olundukta mezrayı mahdut olan sınıru ile resm-i ağnam ile ve öşr-i günan ile fil cümle hukuku şer’iyesi ile ve rüsûm-ı örfiyesi ile ve içinde olan 14 nefer keferesi ile zaviye-i meskûreye vakf eyleyüp vâki olan mahsulatı âyende ve rendeye har eylemek emr olunmağın. Haliye vilayet kitabet olunup vakf-ı mezkur der-i devlete ‘arz olundukta vakfiyeti kemâkân mukarrer dutulup (defteri cedide) kaydolundu diyü mukayyeddir (defteri atik) Haliye dahi vuku’ı üzere arz olundukda gizü kemâkân vech-i meşruh üzere buyrulub (defteri cedid)e kaydolundu (30 numaralı köy)

Balkanlarda araştırma yapan değerli araştırmacılarımızdan merhum Nejat Birdoğan da farklı bir iddia öne sürmektedir. Birdoğan, Otman Baba Velayetnamesi üzerine yaptığı araştırmada Güneydoğu Bulgaristan’da bulunan ikinci büyük Bektaşi Tekkesi olan Ali Baba Tekkesinin Otman Baba’ya bağlı olduğunu söyler. Devamla Kırklareli iline bağlı Kofçağız ilçesinde bulunan Ali Koçluların da Otman Baba’ya bağlı Ali Babalılar olduğunu iddia eder. 3



Bulgaristan’da Ali Baba veya Ali Dede adı geçen 15 adet tekke yatır, zaviye var.Bunlar benim sadece tespit ettiklerim .

  1. Ali Baba

Alvanar

Bulgaristan

  1. Ali Baba

Kırcaali

Bulgaristan




  1. Ali Baba

Tekke Köy(Broş) Kırca Ali

Bulgaristan

  1. Ali Baba

Y.Zağra/Tekke Mahalle (Grafitovo)

Bulgaristan

  1. Ali Baba tekkesi

Silistre /Denizler.(Varnentsi)

Bulgaristan

  1. Ali Baba Tekkesi (Şeyh Ali Baba)

Hasköy(GüneyDoğu Bulgaristan)

Bulgaristan

  1. Ali baba Türbesi

Kavak mahalle/ Haskova

Bulgaristan

  1. Ali Baba Zaviyesi

Çirmen /Seyit Can Köyü

Bulgaristan

  1. Ali Baba Zaviyesi

Yeni Pazar

Bulgaristan

  1. Ali Baba zaviyesi.

Niğbolu

Bulgaristan

  1. Ali dede

Kovancılar.

Bulgaristan

  1. Ali Dede Zaviyesi

Kızanlık

Bulgaristan

  1. Ali Koca Baba tekkesi

Rusçuk

Bulgaristan

  1. Ali Koç Baba zaviyesi Ve Türbesi

Niğbolu

Bulgaristan

  1. Ali koçlu baba tekkesi ve yatırı

Alvanar

Bulgaristan

Değerli araştırmacının öne sürdüğü varsayımlarda yer alan Ali Baba ile Ali Koç Baba arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu tam olarak bilemiyoruz. Ancak Ali Koç Babalılar kendilerini erkanca Kızıldeli Ocağının evladiye koluna bağlı olduklarını kabul etmektedirler. Aralarındaki sıkı akrabalık bağlarının ve erkanın Anadolu’nun bir çok yöresinde aynen sürmesi bunu kanıtlamaktadır. Merhum Nejat Birdoğan’a bu konuda bu yazısından sonra telefonla ve mektupla bilgi vermiştim.Ne yazık ki hastalığı nedeniyle bu konuya bir daha değinememiş ve kısa zaman sonra da Hakka yürümüştü .Ruhu şad olsun.

Tekirdağ’ın Muratlı ilçesine bağlı Aydın köyünde yaptığımız araştırmalar sırasında Bulgaristan’da Alvanar ormanlarının en yüksek yerinde bulunan Gözcü Ali Baba makamı vardır .Ali Koçluların pek çoğu bu Gözcü Ali baba ya Seyit Ali Sultan olarak bilmektedir . Bu yanlıştır .Gözcü Ali Baba ayrı bir Alp erendir .

Anadolu ve Balkanlarda aynı eren veya evliyanın birden fazla makam mezarının bulunması da bu tezimizi güçlendirmektedir. Ancak Birdoğan aynı araştırmasında bir başka noktaya da değinir ki bu tamamen bir bilgi yanlışlığını oluşturmaktadır:

“ Demir baba soyundan gelen Koç Ali Baba adlı erenin bugün Kırklareli Kofcaz (Kofcağız) köylerinde yol oğulları vardır”.4 İfadesi gerçek bilgilerle çelişmektedir. Hasan Demir Baba Velayetnamesi’nde Ali Koç Baba ile ilgili bilgi aynen şöyle geçmektedir:

“Bir gün Mumcular’dan Koç Ali isminde bir abdal gelmiş”

(........)

“Bu sırada Demir Babanın intikal vakti yaklaşmış olmakla acele avdet etmişler. Abdalların içinde üç Ali varmış birine Koç Ali, birine Çöyen Ali, birine Köçek Ali derlermiş. Batavalı Köçek Ali’yi kendi aş evine aşçı başı yapmış ve ondan sonra hilafet vermiş, usul-i seccâdesine geçirmiş, kendi meydanına post-nişin yapmış . Kendi intikâl eylediği zaman Koç Ali tekke-nişin imiş. Ondan sonra Koç Ali elinden Kara Cafer yerine oturmuş.” (sayfa: 9-10) 5

Velayetname ve Hasan demir Baba’nın yaşadığı dönem dikkatle incelendiği zaman burada sözü edilen kişiler 16. yüzyılda yaşamış kimselerdir. Oysa Ali Koç Baba 14. yüzyılda yaşamış bir kimsedir. Çünkü söylencelerin tamamında Ali Koç Baba’nın Seyit Ali Sultan’la birlikte Rumeli’ye geçtiğine dair bilgiler bulunmaktadır. Koçu Baba, Koyun Baba, Koç Baba ve Koç Ali Baba isimli Anadolu ve Rumeli’de bir çok kutsal ziyaret yeri bulunması ve sözlü gelenekte bunların zaman zaman birbirinin içine girmesi son derece olağandır. Ancak Ali Koç Baba ile ilgili sözlü geleneğin yalnızca sözlü bir gelenek olarak sürmemesi, halen ritüellerinin ve süreğinin de bütün canlılığı ile devam etmesi Ali Koç Baba ile ilgili olarak 14. yüzyılda yaşayan ve Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğu öne sürülen Ali Koç Baba tezini daha güçlü kılmaktadır.

Bizim görüşümüzü destekleyen bir başka nokta ise cemlerde okunan gülbank ve nefeslerle ilgilidir. Bu gülbanklerde bilindiği gibi atıflar bağlı olunan ocağın ilk temsilcisine kadar gider. Araştırmamızın yer aldığı bölümde yazılı bir gülbank ve 1970 yılında kayda alınmış nefeslerde Seyit Ali Sultan hiç tartışmasız yer almaktadır. Sözlü gelenekten gelen ve yukarda da belirttiğimiz bilgilerde Ali Koç baba’nın Seyit Ali Sultan’ın oğlu olduğu öne sürülmektedir.

Ali Koçluların Balkanlarda en büyük yerleşim birimi olarak Alvanar geçmektedir. 1805’na ait Şumnu’da Hafız Baba Tekkesine ait bir belgede de bunu görüyoruz. 6 Ahmet Hezarfen tarafından Osmanlı arşivlerinden bulunarak dergimizin geçmiş sayılarında yayınlanmış olan belgedeki (Bunlara Osman Pazarı Alvanar köyü ileri gelenleri de dahildir) kaydı sonradan Ahmet Hezarfen tarafından ilave edilmiş olmasına rağmen bölgede Alvanar’da geniş bir Ali Koçular topluluğunun yaşadığı görülmektedir.Belgenin aslında Alvanar ismi geçmemektedir .

Bunların hiç biri Ali Koçluların Seyit Ali Sultan’ın soyundan geldiğini ortaya koyan bir belge olarak görünmemektedir. Ancak yaptığımız alan araştırmalarında halen Trakya’da yapılan bazı törenler ve bu törenlerde okunan nefesler bize Ali Koçlularla, Rumeli’ye geçiş arasında ciddi bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Kızıldeli Sultan Ocağı’na bağlı Edirne Bölgesi Bektaşileri 8 Ağustos gününü bir “Yayla Günü” olarak kutlamakta ve bu şenliklerde aşağıya aldığımız nefesi okumaktadırlar.

Dertliyim kapına geldim

Mürüvvet senden Ali Koç Baba

Cümle küstahlığı özümde buldum

Mürüvvet senden Ali Koç Baba

Sana arzu çeker nice aşıklar

Merhamet bâbının kilidi yoktur

Sende mihman üçler yediler kırklar

Mürüvvet senden Ali Koç Baba

Eşiğin taşına yüzümü sürsem

Baba çeşmesinden nûş edip kansam

Çerağın şem’ine pervane dönsem

Mürüvvet senden Ali Koç Baba

SELİM ‘in kusuru çoktur yanında

Senin muhabbetin saklar canında

Pirin huzurunda Hak divanında

Mürüvvet senden Ali Koç Baba

Bu nefes aynı zamanda Cahit Öztelli’nin Bektaşi Gülleri isimli eserinde de yer almıştır.7 Nefes’in devamında Ali Koç Baba’nın Niğbolu’da yattığı kaydı bulunmaktadır ki bu bilgilerin birleşmesi sonucunda Ali Koç Baba’nın 14. yüzyılda yaşayan bir Eren olduğu ortaya çıkmaktadır:

Yine Hüseyin Maragoz’ Babadan8 derlediğimiz aşağıdaki nefeste Ali Koç Baba ile ilgili bazı bilgilere rastlıyoruz.

Bektaşi Veli ’den aldık el etek

Kabul et dergahta ettiğimiz dilek

Külli kusurumuzu af ede felek

Dergâhı mübarektir Koçlu Baba’nın

Azm-i rah eyledim meydan-ı pirden

Dileğim kesmezem gerçek veliden

Sıtk ile dilerim can-ı gönülden

Dergâhı mübarektir Ali Koç Baba’nın

Erenler seyreder gönülden arşı

Koçlu Baba onun öz karındaşı

Seyit Ali Sultan erenler başı

Dergâhı cennettir Koçlu Baba’nın

Uyardın çerağını ayan eyledin

Erenler buyruğunu gönülden eyledin

Mürşidin derdini can ile duydun

Dergâhı cennettir Ali Koçlu Baba’nın

Rehberin izni ile cem e gireriz

Dest-i def olup semah ederiz

Mürşidimizden dilek dileriz

Dergâhı mübarektir Koçlu Baba’nın

Kuruldu muhabbet gülbang çekildi

Erenlerin aşkına dolu içildi

Erkan-ı Ali de suçtan geçildi

Dergâhı mübarektir Ali Koç Baba’nın

Dergahı mübarek makamı Ali

Sırrını faş edenin nic’olur hali

Kıyamet günü söylemez dili

Dergâhı cennettir Koçlu Babanın

Derviş Hoca ider şehitler serveri

Kereminden dur eyleme bu kemteri

Meydan-ı Ali’dir pirlerin Piri

Dergâhı cennettir Koçlu Babanın

Ancak yukarda da belirttiğimiz gibi Anadolu’da bir çok Ali Baba, Ali Koç veya Koç Ali Baba Koçu baba adıyla kutsal ziyaret yeri bulunmaktadır. Bunların hepsinin birbiri ile ilişkisini belirlemek mümkün değildir. Bu yüzden bazı nefesler de birbirine karışmış veya Ali Koçlu Baba’dan çok sonra yaşamış olan Pir Sultan Abdal’ın yazdığı bazı şiirler nefes olarak Ali Koç Baba’ya mal edilmiştir. Bu son derece normaldir. Çünkü bir çok nefesin aslında Şah Hatai’ye, Yunus Emre’ye, Pir Sultan Abdal’a mal edildiği bilinmektedir. Aşağıya alacağımız nefes de Ziya Baba Karaşar İnanç Eğitim ve Hayır Vakfı’nın derlediği “Erenlerden Nefesler” isimli kitaptan alınmıştır:

İndim Koç Baba’yı tavaf eyledim

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Mübarek cemâlin seyran eyledim

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Biri beyaz idi biri kırmızı

Onlarda seçerdi baharı yazı

Aynen Zülfikâr’a benzer boynuzu

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Alnın ortası yazılı Kur’an

Hiç mahrum kalır mı cemâlin gören

Yarın mahşer günü şefaat uman

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

Yağmur yağar çiselenir izleri

Elham Suresine benzer gözleri

Ay ile gün gibi parlar yüzleri

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar

PİR SULTAN’ım biz çekeriz yasları

Dört kapıdan beyan olur sesleri

Aşıklarda söyler bu nefesleri

Bu gün yaylımdır geliyor koçlar


  1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət