Ana səhifə

Billur Köşk Masalları Сказки Хрустального замка


Yüklə 148.73 Kb.
tarix06.05.2016
ölçüsü148.73 Kb.
Billur Köşk Masalları

Сказки Хрустального замка
Книгу адаптировала Алла Кельменчук
Метод чтения Ильи Франка


BİLLUR KÖŞK İLE ELMAS GEMİ

ХРУСТАЛЬНЫЙ ЗАМОК И АЛМАЗНЫЙ КОРАБЛЬ
Bundan yüzlerce yıl önce (до этого сотни лет назад) bir hükümdar vardı (один правитель жил: «был»). Bunun her yönden talihi iyi olduğu halde (несмотря на то, что во всех отношениях судьба его хорошей была; her yöndenс каждой стороны), evlat yönünden bahtı kapalıydı (что касалось детей несчастлив он был; bahtı kapalıнесчастный: «с удачей закрытой»). Çocukları yaşamıyorlardı (дети его не выживали).
Bundan yüzlerce yıl önce bir hükümdar vardı. Bunun her yönden talihi iyi olduğu halde, evlat yönünden bahtı kapalıydı. Çocukları yaşamıyorlardı.
Hayli çocuğu öldükten sonra (многих детей его смерти после) nihayet dünyaya bir kız evladı geldi (наконец на свет дочка его появилась), memleket şenliklere boğuldu (страна в радости потонула), herkes yeni doğan çocuğa (все новорожденному ребенку) uzun ömürler diliyordu (долгой жизни желали). O zamanın doktorları (того времени врачи) ve onlardan daha nüfuzlu olan hocalar (и чем они более опытными являющиеся наставники) bu küçük çocuğun yaşaması için (этого маленького ребенка жизни ради) padişaha türlü çareler tavsiye ediyorlardı (падишаху различные средства советовали).
Hayli çocuğu öldükten sonra nihayet dünyaya bir kız evladı geldi, memleket şenliklere boğuldu, herkes yeni doğan çocuğa uzun ömürler diliyordu. O zamanın doktorları ve onlardan daha nüfuzlu olan hocalar bu küçük çocuğun yaşaması için padişaha türlü çareler tavsiye ediyorlardı.
Bunlardan birisi hükümdara dedi ki (из них один правителю сказал):

— Padişahım! (падишах мой!) Kızının yaşamasını istiyorsan (дочери твоей жизни хочешь если), ona (ей = для нее), dünya gürültüsünden uzak (от мирского шума далеко), yer altında bir mağara yaptıralım (под землей пещеру сделать прикажем-ка), orada büyüsün (там пусть растет).


Bunlardan birisi hükümdara dedi ki:

Padişahım! Kızının yaşamasını istiyorsan, ona, dünya gürültüsünden uzak, yer altında bir mağara yaptıralım, orada büyüsün.


Hükümdar bu sözü kabul ederek (правитель эту речь его принимая; kabulпринятие), derhal (сразу) içinde insana yaşaması için (внутри нее человеку жить чтобы; yaşamaпроживание) gerekli olan bütün şeylerin bulunduğu (необходимыми являющиеся все вещи находятся где) bir mağara yaptırdı (пещеру подготовить приказал). Bu iş, birkaç gün içinde tamamlanmıştı (эта работа в течение нескольких дней завершена была).
Hükümdar bu sözü kabul ederek, derhal içinde insana yaşaması için gerekli olan bütün şeylerin bulunduğu bir mağara yaptırdı. Bu iş, birkaç gün içinde tamamlanmıştı.
Çocuğu mağaraya koydular (ребенка в пещеру положили) ve onun yemesine, içmesine bakacak bir hizmetçi tayin ettiler (и за его едой, питьем следящего слугу назначили; tayin — определение, установление).
Çocuğu mağaraya koydular ve onun yemesine, içmesine bakacak bir hizmetçi tayin ettiler.
Günler, aylar, seneler geçiyor (дни, месяцы, годы проходят); kızcağız bu mağarada (бедная девочка в этой пещере) umulmadık bir şekilde büyüyüp serpiliyordu (неожиданным образом росла-подрастала; umulmakстрад. от ummakнадеяться). Öyle ki on beş yaşına geldiği zaman (так что, возраста пятнадцати лет достигла она когда) sanki bir genç kadın olmuştu (словно молодая женщина стала). Özellikle güzelliği (в особенности красота ее) gözleri kamaştıracak bir dereceye ulaşmıştı (ослепительной степени достигла: «глаза ослепляющей»).
Günler, aylar, seneler geçiyor; kızcağız bu mağarada umulmadık bir şekilde büyüyüp serpiliyordu. Öyle ki on beş yaşına geldiği zaman sanki bir genç kadın olmuştu. Özellikle güzelliği gözleri kamaştıracak bir dereceye ulaşmıştı.
Günün birinde (в один из дней) kızın canı sıkılmıştı (девушка заскучала; canı sıkılmakскучать, томиться; «душа ее заскучала»). Birkaç sandalyeyi üst üste koyup (несколько стульев друг на друга поставив) mağaranın camlı tavanını kırarak (пещеры стеклянную крышу разбив) etrafına bakındı (по сторонам огляделась она). Gördüğü şeyler (увиденные ею вещи) onu hayran bıraktı (ее поразили; hayran bırakmakпоражать, изумлять: «удивленным оставлять»). Mağaranın dört duvarı arasında (пещеры четырех стен посреди) büyüyen bu kız (выросшая эта девушка), birdenbire yeryüzündeki (внезапно на земной поверхности) denizi, yeşillikleri görünce (море, зелень увидев), kendi kendine söylenmeye başladı (самой себе говорить начала):
Günün birinde kızın canı sıkılmıştı. Birkaç sandalyeyi üst üste koyup mağaranın camlı tavanını kırarak etrafına bakındı. Gördüğü şeyler onu hayran bıraktı. Mağaranın dört duvarı arasında büyüyen bu kız, birdenbire yeryüzündeki denizi, yeşillikleri görünce, kendi kendine söylenmeye başladı:
— Ya! (О!) Demek bu dünyanın (значит, у этого мира) altı olduğu gibi üstü de varmış (как и низ, так и верх есть). Hem üstte (и наверху) alttan daha iyi şeyler var (чем внизу более хорошие вещи есть)!

Bu esnada hizmetçi kız gelmişti (в тот момент служанка пришла); kırılan camları görünce (разбитые стекла увидела только; görünce — увидела как только, görmek — видеть: -(y)ınca — деепричастие, в предлож. — обстоятельство времени: как только, только лишь), kıza sordu (девушку спросила):


Ya! Demek bu dünyanın altı olduğu gibi üstü de varmış. Hem üstte alttan daha iyi şeyler var!

Bu esnada hizmetçi kız gelmişti; kırılan camları görünce, kıza sordu:
— Hanımefendi (госпожа!)! Bu camlan kim kırdı (эти стекла кто разбил)?

— Ben kırdım (я разбила). Eğer beni buradan çıkarmazsanız (если меня отсюда не выпустите), kendimi de öldürürüm (себя тоже убью).


Hanımefendi! Bu camlan kim kırdı?

Ben kırdım. Eğer beni buradan çıkarmazsanız, kendimi de öldürürüm.


Hizmetçi, küçük hanımın bu sözü üzerine (служанка маленькой госпожи этих речей после) hemen gidip padişaha meseleyi anlattı (сразу пошла, падишаху проблему описала). Padişah vakit geçirmeden (падишах времени не теряя) doktorları çağırttı (врачей созвать повелел) ve bu konudaki fikirlerini sordu (и этой темы касающиеся мысли их спросил). Doktorlar kızın yanına gidip (врачи к дочери его отправившись) onu muayene ettikten sonra (ее осмотрели после того как; muayene — осмотр), babasına dediler ki (отцу ее сказали):
Hizmetçi, küçük hanımın bu sözü üzerine hemen gidip padişaha meseleyi anlattı. Padişah vakit geçirmeden doktorları çağırttı ve bu konudaki fikirlerini sordu. Doktorlar kızın yanına gidip onu muayene ettikten sonra, babasına dediler ki:
— Padişahım! (Падишах мой!) Kızınızı yeryüzüne çıkartın (дочь вашу на земную поверхность вывести прикажите). Fakat önce gözü alışıncaya kadar (однако, сначала, глаза ее привыкнут пока), onu orada biraz gezdirin (ее там немного поводите), tekrar mağaraya koyun (снова в пещеру поместите), sonra büsbütün yukarı çıkarınız (затем полностью наверх выведите).

Padişah hizmetçiye (падишах служанке), kızının yukarı çıkarılmasını (дочь его наверх вывести), ferahlı ve güzel bir yerde gezdirilmesini (в просторное и красивое место вывести на прогулку) tenbih etti (посоветовал; tenbih — совет).


Padişahım! Kızınızı yeryüzüne çıkartın. Fakat önce gözü alışıncaya kadar, onu orada biraz gezdirin, tekrar mağaraya koyun, sonra büsbütün yukarı çıkarınız.

Padişah hizmetçiye, kızının yukarı çıkarılmasını, ferahlı ve güzel bir yerde gezdirilmesini tenbih etti.
Hizmetçi, hemen koşarak (служанка сразу побежав), mağaradan kızı çıkardı (из пещеры девушку вывела).

Deniz kenarında bulunan güzel bahçelerden birisine götürdü (в один из на морском берегу находящихся садов привела). Orada kız, denizi görünce neşelendi (там девушка, море увидев, обрадовалась). Onun manzarası o kadar hoşuna gitti ki (его вид настолько понравился ей, что), hemen babasının yanına gidip (сразу к отцу своему отправившись):

— Babacığım! Dedi (папочка! — сказала она). Senden bir arzum var (к тебе: «от тебя», одно желание мое есть). Bana şu denizin üstünde (для меня на этом море: «на этого моря поверхности») billurdan bir köşk yaptırın (из хрусталя замок построить прикажите), eğer bu istediğim olmazsa (если это желаемое мною не сбудется) kendime kıyarım (себя погублю).
Hizmetçi, hemen koşarak, mağaradan kızı çıkardı.

Deniz kenarında bulunan güzel bahçelerden birisine götürdü. Orada kız, denizi görünce neşelendi. Onun manzarası o kadar hoşuna gitti ki, hemen babasının yanına gidip:

Babacığım! Dedi. Senden bir arzum var. Bana şu denizin üstünde billurdan bir köşk yaptırın, eğer bu istediğim olmazsa kendime kıyarım.


Padişah, biricik kızının bu dileğini (падишах единственной дочери своей это желание) yerine getireceğine söz verdi (исполнить слово дал; yerine getirmek — выполнять, исполнять: «на место принести»), ertesi gün (на следующий день) ülkenin camcılarını ve kuyumcularını çağırtarak (страны стекольщиков и ювелиров созвать повелев) köşkün bir an önce yapılmasını emretti (замок как можно быстрее построить приказал). Ustalar da saraydan ayrılınca (мастера же, дворец покинув), büyük bir çalışmaya başladılar (великую работу начали).
Padişah, biricik kızının bu dileğini yerine getireceğine söz verdi, ertesi gün ülkenin camcılarını ve kuyumcularını çağırtarak köşkün bir an önce yapılmasını emretti. Ustalar da saraydan ayrılınca, büyük bir çalışmaya başladılar.
Bir sene sonra köşk tamamlandı (через год замок завершен был). Çok güzel olmuştu (очень красивым получился). Denizin ortasında (моря посреди) bir güneş gibi parlıyordu (солнце словно сиял). Öyle ki, ona bakanların gözleri kamaşıyordu (и так, что на него смотрящих глаза слепило).

Hanım Sultan bunu görünce (госпожа султанша, это увидев), babasının elini öperek teşekkür etti (отца руку поцеловав, поблагодарила).


Bir sene sonra köşk tamamlandı. Çok güzel olmuştu. Denizin ortasında bir güneş gibi parlıyordu. Öyle ki, ona bakanların gözleri kamaşıyordu.

Hanım Sultan bunu görünce, babasının elini öperek teşekkür etti.
Babası onun yanına (отец ее ей: «к стороне ее») birkaç hizmetçi kız vererek (несколько служанок дав), bu köşke gidip (в этот замок отправиться) orada yerleşmesini söyledi (там поселиться ей сказал: yerleşme — поселение /как действие/).

Hanım Sultan, hizmetçileriyle beraber (госпожа султанша со служанками вместе) bu köşke giderek (в этот замок отправившись), gece gündüz (днями и ночами: «ночь-день»), eğlenmeye başladılar (развлекаться начали).


Babası onun yanına birkaç hizmetçi kız vererek, bu köşke gidip orada yerleşmesini söyledi.

Hanım Sultan, hizmetçileriyle beraber bu köşke giderek, gece gündüz, eğlenmeye başladılar.
Billur köşkün adı (хрустального замка название), gittikçe tüm ülkelere yayılıyordu (постепенно по всем странам распространилось). Öyle ki (так, что), her gün (каждый день) çeşitli ülkelerden (из различных стран) gezginler, meraklılar geliyor (путешественники, любопытные приходили), bu eşine az rastlanır binayı seyrediyorlardı (это равное себе редко встречающее строение созерцали; eş — пара).
Billur köşkün adı, gittikçe tüm ülkelere yayılıyordu. Öyle ki, her gün çeşitli ülkelerden gezginler, meraklılar geliyor, bu eşine az rastlanır binayı seyrediyorlardı.
O zaman Yemen padişahın (в те времена у йеменского падишаха) yetişkin yaşta genç bir oğlu vardı (во взрослом возрасте молодой сын был). Gelen tüccarlardan (от приезжих торговцев) bu köşkün haberini alınca (об этом замке весть получив), soluğu babasının yanında aldı (не теряя времени к отцу отправился; soluğu birinin yanında almakбыстро добраться (куда-л.): «дыхание рядом с кем-л. брать»):
O zaman Yemen padişahın yetişkin yaşta genç bir oğlu vardı. Gelen tüccarlardan bu köşkün haberini alınca, soluğu babasının yanında aldı:
— Sevgili babacığım! Dedi (дорогой папочка! — сказал он). İstanbul hükümdarı (правитель Стамбула), kızına denizin üstünde bir köşk yaptırmış (для дочери своей на моря поверхности дворец приказал построить), görenler onun güzelligini anlata anlata bitiremiyorlar (видевшие, о его красоте рассказывая, не могут закончить; anlata anlata — рассказывая, anlatmak — рассказывать: -(y)a — удвоенное деепричастие, передает значение повторяемости, многократности действия). Bana izin verin (мне разрешение дайте) de gidip orasını göreyim (и поехав, то место посмотрю). Dört ay sürmez gelirim (четыре месяца не пройдет, приеду).
Sevgili babacığım! Dedi. İstanbul hükümdarı, kızına denizin üstünde bir köşk yaptırmış, görenler onun güzelligini anlata anlata bitiremiyorlar. Bana izin verin de gidip orasını göreyim. Dört ay sürmez gelirim.
Oğlunu çok seven Yemen padişahı (сына своего очень любящий йеменский падишах), evladına izin verdi (ребенку своему разрешение дал), emrine de birkaç adam vererek (и в распоряжение его несколько человек дав), kendisine büyük bir gemi hazırladı (для него большой корабль подготовил).

Ertesi gün (на следующий день) gemi, yelkenlerini şişirerek (корабль паруса свои раздувая) Şap denizinden (по Соленому морю) İstanbul sularının yolunu tuttu (в стамбульские воды направился; «дорогу свою взял»).


Oğlunu çok seven Yemen padişahı, evladına izin verdi, emrine de birkaç adam vererek, kendisine büyük bir gemi hazırladı.

Ertesi gün gemi, yelkenlerini şişirerek Şap denizinden İstanbul sularının yolunu tuttu.
Bir aylık kadar (одного месяца около) deniz yolculuğundan sonra (морского путешествия после), İstanbul'un binaları gözükmeye başladı (стамбульские постройки виднеться начали). Hele bunların içinde bir bina vardı ki (в особенности среди них одно строение было, что), uzaktan pırıl pırıl parlıyordu (издалека ослепительно сверкало; pırıl pırıl — яркий, ослепительный).
Bir aylık kadar deniz yolculuğundan sonra, İstanbul'un binaları gözükmeye başladı. Hele bunların içinde bir bina vardı ki, uzaktan pırıl pırıl parlıyordu.
Gemiden bunu gören Yemen şehzadesi (с корабля его увидевший йеменский царевич), yanındakilere sordu (рядом находящихся спросил):

— Acaba Billur Köşk dedikleri bu mu (интересно, то, что называют хрустальным дворцом, это ли)? Kaptan (капитан):

— Evet Sultanım! Dedi (да, султан мой! — сказал).
Gemiden bunu gören Yemen şehzadesi, yanındakilere sordu:

Acaba Billur Köşk dedikleri bu mu? Kaptan:

Evet Sultanım! Dedi.
Bunun üzerine Yemen şehzadesi kaptana emretti (на это йеменский царевич капитану приказал):

— Öyle ise (раз так), tam onun karşısında demir atalım (прямо напротив него якорь бросим).


Bunun üzerine Yemen şehzadesi kaptana emretti:

Öyle ise, tam onun karşısında demir atalım.


Akşam olunca (вечер наступил когда), gemi orada demirledi (корабль там стал на якорь). Ertesi gün (на следующий день), sabah havasını almak için (утренним воздухом подышать чтобы: «утренний воздух взять чтобы») Billur köşkünün balkonuna (хрустального замка на балкон) çıkan Hanım Sultan (вышедшая госпожа султан), yabancı bir geminin köşkü önünde durduğunu görünce (когда увидела, что напротив дворца стоит незнакомый корабль: «незнакомого корабля дворца напротив стояние увидела когда»), hayret etti (удивилась).
Akşam olunca, gemi orada demirledi. Ertesi gün, sabah havasını almak için Billur köşkünün balkonuna çıkan Hanım Sultan, yabancı bir geminin köşkü önünde durduğunu görünce, hayret etti.
Acaba bu gemi kimindir (интересно, этот корабль чей)? Neyin nesidir (что такое)? diye düşünürken (говоря, думала она когда) geminin güvertesinde (на палубе корабля) genç, güzel, yakışıklı (молодой, прекрасный, красивый), giydiği sırmalı elbiselerden (по надетой на него шитой золотом одежде) bir şehzade olduğu anlaşılan (принцем явно являющийся) bir delikanlının durduğunu gördü (увидела, что стоит молодой человек: «молодого человека стояние увидела»).
Acaba bu gemi kimindir? Neyin nesidir? diye düşünürken geminin güvertesinde genç, güzel, yakışıklı, giydiği sırmalı elbiselerden bir şehzade olduğu anlaşılan bir delikanlının durduğunu gördü.
Bu genç (этот юноша) Hanım Sultanın o kadar hoşuna gitmişti ki (госпоже султанше настолько понравился, что), bir süre balkonda onun güzelliğini seyretti (одно время на балконе его красотой любовалась она). Bu esnada (в этот момент), Yemen padişahının oğlu da (сын йеменского падишаха тоже) onu görmesin mi (ее не увидит разве)? Bakışları birbirine değince (взгляды их друг друга встретились как только: «соприкоснулись»), ikisinin kalbinde (в сердцах обоих) büyük bir aşk doğuverdi (великая любовь родилась).
Bu genç Hanım Sultanın o kadar hoşuna gitmişti ki, bir süre balkonda onun güzelliğini seyretti. Bu esnada, Yemen padişahının oğlu da onu görmesin mi? Bakışları birbirine değince, ikisinin kalbinde büyük bir aşk doğuverdi.
Şehzade, aşkından düşüp bayıldı (царевич от любви упав, потерял сознание), Hanım Sultan da kendisinden geçti (госпожа султанша тоже упала в обморок: «вышла из себя»). Şehzade kendine gelince (царевич в себя пришел когда) âşık olduğu kıza tekrar baktı (на девушку, в которую он влюбился, снова посмотрел). Kız balkondan ayrılıp (девушка с балкона удалившись) pencereye gelmişti (к окну подошла). Şehzadeyi ilk gördüğü yerde göremeyince (царевича на прежнем месте не увидев; ilk gördüğü yerde — на месте, где она впервые увидела его) ağlamaya, inlemeye başladı (плакать, стонать начала). Şehzade baktı ki (царевич посмотрел, что), Hanım Sultanın gözleri ağlamaktan kızarmış (госпожи султанши глаза от плача покраснели), kederli duruyordu (печальная стояла).
Şehzade, aşkından düşüp bayıldı, Hanım Sultan da kendisinden geçti. Şehzade kendine gelince âşık olduğu kıza tekrar baktı. Kız balkondan ayrılıp pencereye gelmişti. Şehzadeyi ilk gördüğü yerde göremeyince ağlamaya, inlemeye başladı. Şehzade baktı ki, Hanım Sultanın gözleri ağlamaktan kızarmış, kederli duruyordu.
Yemen şehzadesi (йеменский царевич), ülkede yabancı olmak dolayısıyla (в стране иностранцем был так как), daha fazla şüpheyi çekmemek için (еще больше подозрений не вызывать чтобы: «не тянуть»), oradan ayrıldı (оттуда удалился).

Ertesi gün erkenden (на следующий день пораньше) pupa yelken doğru Yemen'e hareket etti (кормовой парус прямо на Йемен двинулся; hareket — движение). Sultan hanım (госпожа султанша), bir görüşte aşık olduğu (в которого она влюбилась с первого взгляда) Yemen şehzadesinin İstanbul'dan ayrılışından birkaç gün sonra (йеменского царевича из Стамбула отъезда несколько дней спустя), gözleri iki çeşme (горько плача: «глаза — два источника»), doğru babasının yanına geldi (прямо к отцу пришла: «к стороне отца»).


Yemen şehzadesi, ülkede yabancı olmak dolayısıyla, daha fazla şüpheyi çekmemek için, oradan ayrıldı.

Ertesi gün erkenden pupa yelken doğru Yemen'e hareket etti. Sultan hanım, bir görüşte aşık olduğu Yemen şehzadesinin İstanbul'dan ayrılışından birkaç gün sonra, gözleri iki çeşme, doğru babasının yanına geldi.
Padişah (падишах), kızının bu kederli halini görünce (дочери своей это печальное состояние увидел когда) merakla sordu (с беспокойством спросил; merak — беспокойство):

— Hayır ola kızım (доброе утро, дочка), bir derdin mi var (у тебя горе есть)?


Padişah, kızının bu kederli halini görünce merakla sordu:

Hayır ola kızım, bir derdin mi var?


Hanım Sultan (госпожа султанша) babasının dizleri üzerine oturarak (на отцовские колени сев):

— Güzel babacığım! Dedi (дорогой папочка! — сказала она). Senden (от тебя) saf elmastan yapılmış (из чистых бриллиантов сделанный), kamarası mücevherden (с каютой из драгоценных камней) sütunları mercandan (с колоннами из кораллов) bir gemi isterim (корабль прошу). Bunun tayfası (его команда) yirmi yaşını geçmemiş (двадцати лет не достигших) beyaz ve güzel gençlerden (из белых и красивых молодых людей) kırkı kız, kırkı oğlan olacak (сорок из которых девушки, сорок из которых юноши будут). Şayet bu arzum yerine gelmeyecek olursa (если это желание мое невыполненным будет: «на свое место не придет»), beni bir daha bu dünyada göremezsin (меня еще раз на этом свете не увидишь).


Hanım Sultan babasının dizleri üzerine oturarak:

Güzel babacığım! Dedi. Senden saf elmastan yapılmış, kamarası mücevherden, sütunları mercandan bir gemi isterim. Bunun tayfası yirmi yaşını geçmemiş beyaz ve güzel gençlerden kırkı kız, kırkı oğlan olacak. Şayet bu arzum yerine gelmeyecek olursa, beni bir daha bu dünyada göremezsin.


Padişah biricik kızının bu arzusunu da (падишах единственной дочери своей это желание также) yerine getirmekten başka çare bulamadı (исполнить кроме как другого способа найти не смог: yerine getirmek — исполнять: «на его место приносить»). Hazinesinden büyük paralar döke döke (из казны сильно деньгами соря: «большие деньги выливая»), bu gemiyi meydana getirdi (этот корабль создал: «в поле зрения принес»). Onu güzel bir döşedikten sonra (после того, как его прекрасно обставил), içine yirmi kız, yirmi oğlan olmak üzere (внутрь его двадцать девушек и двадцать юношей было чтобы) kırk kadar genç ve güzel tayfa doldurdu (числом сорок молодую и красивую команду погрузил: «заполнил»). Ve bunların başlarına (и во главе их: «и на их головы») denizden iyi anlayan (в море хорошо смыслящего) tecrübeli bir kaptan getirdi (опытного капитана назначил: «принес»).
Padişah biricik kızının bu arzusunu da yerine getirmekten başka çare bulamadı. Hazinesinden büyük paralar döke döke, bu gemiyi meydana getirdi. Onu güzel bir döşedikten sonra, içine yirmi kız, yirmi oğlan olmak üzere kırk kadar genç ve güzel tayfa doldurdu. Ve bunların başlarına denizden iyi anlayan tecrübeli bir kaptan getirdi.
Hanım Sultan (госпожа султанша), geminin her şeyi bittikten sonra (после того, как корабль был готов: «после того, как все вещи корабля завершились»), gidip babasına teşekkür ederek (пошла отца поблагодарив), hava değişimi için (обстановку поменять чтобы) bir müddet bu gemi ile (какое-то время на этом корабле) başka memleketlerde (в других странах) gezmesine müsaade istedi (путешествовать позволения попросила). Babası, buna da "pekâlâ" diyerek (отец ее на это «превосходно», — сказав) kızına izin verdi (дочери своей разрешение дал). Vezirleriyle beraber kalkıp (с визирями вместе встав) kızını gemiye bindirdi (дочь свою на корабль посадил).
Hanım Sultan, geminin her şeyi bittikten sonra, gidip babasına teşekkür ederek, hava değişimi için bir müddet bu gemi ile başka memleketlerde gezmesine müsaade istedi. Babası, buna da "pekâlâ" diyerek kızına izin verdi. Vezirleriyle beraber kalkıp kızını gemiye bindirdi.
Gemi yelkenlerini şişirip (корабль, паруса свои раздувая) boğazdan çıktı (из пролива вышел). Yemen'e doğru yol aldı (в Йемен прямо направился: «дорогу взял»). Rüzgar uygun geldiğinden (ветер попутный дул так как: «шел так как») birkaç hafta zarfında (нескольких недель в течение) Yemen'e vardılar (в Йемен прибыли они). Gemi Yemen'in San'a iskelesinde demirledi (корабль в Йемене в Сане на пристани бросил якорь). Bunu gören hükümet bakanlarından birisi (это увидевший из правительственных министров один), hayret ve merak içinde (с удивлением и любопытством: «удивления и любопытства внутри») hemen saraya giderek (сразу во дворец отправившись) oranın padişahına haber verdi (тамошнему падишаху сообщил: «весть дал»).
Gemi yelkenlerini şişirip boğazdan çıktı. Yemen'e doğru yol aldı. Rüzgar uygun geldiğinden birkaç hafta zarfında Yemen'e vardılar. Gemi Yemen'in San'a iskelesinde demirledi. Bunu gören hükümet bakanlarından birisi, hayret ve merak içinde hemen saraya giderek oranın padişahına haber verdi.
— Aman padişahım (Боже: «пощады», падишах мой), bizim sulara öyle bir gemi geldi ki (в наши воды такой корабль пришел, что), ömrümde böylesine görmedim (в жизни своей такого не видел). Baştan aşağı mücevherattan yapılmış (полностью из драгоценных камней сделан; baştan aşağı — полностью, целиком: «с головы донизу»), görülmeğe layık bir şey (быть увиденной достойная вещь).

Padişah, bakanına oraya gidip (падишах, министру своему туда отправившись), gelen gemiyi görmesini (пришедший корабль увидеть) ve kime ait olduğunu anlamasını tembih etti (и кому он принадлежит, узнать приказал; ait — принадлежащий, относящийся к кому-л., чему-л.).


Aman padişahım, bizim sulara öyle bir gemi geldi ki, ömrümde böylesine görmedim. Baştan aşağı mücevherattan yapılmış, görülmeğe layık bir şey.

Padişah, bakanına oraya gidip, gelen gemiyi görmesini ve kime ait olduğunu anlamasını tembih etti.
Bakan, yerlere kadar eğilerek (министр до земли поклонившись):

— Baş üstüne padişahım! Deyip (слушаю и повинуюсь, падишах мой! — сказав), bir kayığa bindi (в лодку сел) ve gemiye doğru yol aldı (и к кораблю прямо направился: «дорогу взял»).

Bu esnada (в это время), güvertede duran Hanım Sultan (на палубе стоящая госпожа султанша), bakanın kayıkla geldiğini görünce (министра на лодке приближение увидев только), hemen geminin tayfasına (сразу корабельной команде) baştan aşağı (с головы до ног; baştan aşağı — полностью, целиком: «с головы донизу») kırmızı elbiseler giymelerini tembih etti (красные одежды надеть приказала; tembih — приказ).
Bakan, yerlere kadar eğilerek:

Baş üstüne padişahım! Deyip, bir kayığa bindi ve gemiye doğru yol aldı.



Bu esnada, güvertede duran Hanım Sultan, bakanın kayıkla geldiğini görünce, hemen geminin tayfasına baştan aşağı kırmızı elbiseler giymelerini tembih etti.
Birkaç dakika içinde (нескольких минут в течение), geminin bütün denizcileri (корабля все моряки), kırmızı elbiseler giyerek (красные одежды надев) saf oldular (строем стали). Bu sırada (в это время) gemiye ayak basan Yemen padişahının bakanını (на корабль ногой ступившего йеменского падишаха министра), tatlı şarkılarla karşılıyorlardı (приятными песнями встречали).
Birkaç dakika içinde, geminin bütün denizcileri, kırmızı elbiseler giyerek saf oldular. Bu sırada gemiye ayak basan Yemen padişahının bakanını, tatlı şarkılarla karşılıyorlardı.
Bakanı, hemen (министра сразу), geminin kaptanının huzuruna çıkardılar (корабельному капитану представили: «в присутствие корабельного капитана привели»). Hanım Sultan (госпожа султанша), erkek kıyafetinde olduğu için (в мужской одежде была так как) kimse farketmemişti (никто не отличил).
Bakanı, hemen, geminin kaptanının huzuruna çıkardılar. Hanım Sultan, erkek kıyafetinde olduğu için kimse farketmemişti.
Bakan (министр), gemi kaptanına (корабельному капитану) "safa geldiniz" dedikten sonra («стройся», — сказал после того как):

— Affedersiniz (извините)! Beni şah yolladı (меня шах направил). Sizin kim olduğunuzu (вы кем являетесь) ve nereden geldiğinizi (и откуда приехали) öğrenmek istiyor (узнать хочет), diye sordu (говоря, спросил)...

Kaptan tebessüm ederek (капитан улыбнувшись; tebessüm — улыбка) cevap verdi (ответ дал):

— Ben gayet zengin bir tüccarın oğluyum (я очень богатого торговца сын). Seyahate çıktım (в путешествие отправился)...


Bakan, gemi kaptanına "safa geldiniz" dedikten sonra:

Affedersiniz! Beni şah yolladı. Sizin kim olduğunuzu ve nereden geldiğinizi öğrenmek istiyor, diye sordu...



Kaptan tebessüm ederek cevap verdi:

Ben gayet zengin bir tüccarın oğluyum. Seyahate çıktım...


Bakan, müsaade isteyerek (министр, позволения попросив) oradan ayrıldı (оттуда удалился) ve hemen padişahın huzuruna çıkarak (и сразу у падишаха аудиенцию получив: «в его присутствие войдя»):

— Padişahım! Dedi (падишах мой! — сказал). Bu gelen (этот прибывший), zengin bir tüccarın gemisidir (богатого торговца корабль), kaptanı bıyıksız, sakalsız (капитан его безусый, безбородый) gayet güzel bir delikanlıdır (очень красивый юноша). Geminin tayfası da (а корабельная команда) onun gibi tüysüz gençlerdir (как он, неоперившаяся молодежь). Ama gemi gerçekten görülmeğe değer bir şeydir (но корабль, действительно, быть увиденной достойная вещь).


Bakan, müsaade isteyerek oradan ayrıldı ve hemen padişahın huzuruna çıkarak:

Padişahım! Dedi. Bu gelen, zengin bir tüccarın gemisidir, kaptanı bıyıksız, sakalsız gayet güzel bir delikanlıdır. Geminin tayfası da onun gibi tüysüz gençlerdir. Ama gemi gerçekten görülmeğe değer bir şeydir.


Padişah meraklanarak (падишах заинтересовавшись), hemen yedi çifte kayığına binip (сразу в лодку с семью парами весел сев; yedi çifte kayık — лодка с семью парами весел) gemiye hareket etti (к кораблю направился: «двинулся»).

Hanım Sultan (госпожа султанша), bunu görünce (это увидев только), hemen tayfasına sarı elbiselerini giymelerini emretti (сразу команде желтые одежды надеть приказала).



Kendisi de iskelenin yanında durarak (сама же у пристани стоя: «у стороны пристани»), padişahı karşıladı (падишаха встречала).
Padişah meraklanarak, hemen yedi çifte kayığına binip gemiye hareket etti.

Hanım Sultan, bunu görünce, hemen tayfasına sarı elbiselerini giymelerini emretti.

Kendisi de iskelenin yanında durarak, padişahı karşıladı.

Здесь только небольшой фрагмент книги.

Полный текст книги можно купить на сайте www.franklang.ru в соответствующем языковом разделе (Турецкий язык), в подразделе «Тексты на турецком языке, адаптированные по методу чтения Ильи Франка»



Мультиязыковой проект Ильи Франка www.franklang.ru


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət