Ana səhifə

Baba emzirmesi Mehmet Yapıcı


Yüklə 12.95 Kb.
tarix06.05.2016
ölçüsü12.95 Kb.
BABA EMZİRMESİ

Mehmet Yapıcı
myapici@aku.edu.tr

Emzirme sürecinin, çocuğun fiziksel, duyuşsal ve bilişsel gelişiminde yaşamsal bir öneme sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu gerçeğin aktörleri olarak da sadece anne-bebek ikilisinden bahsedilir. Bu yanlış da değildir. Ama eksiktir. Bu sürecin bir diğer aktörü de babadır. Yani aslında, emzirme Anne-Bebek-Baba üçlüsünden oluşan bir kompozisyondur. Bu kompozisyonda babanın rolü ve işlevi çoğunlukla kültürden gelen geleneksel değerler nedeniyle yok varsayılır. Ve üstelik öyle görünmektedir ki, kültürün geçmişten gelen bu geleneksel gücü, eğitim yoluyla bile, pek değiştirilememektedir.

Çocuk gelişimi alanındaki güncellenen bilgiler, emzirme sürecinin fiziksel gelişim yanında, çocuğun temel özgüven yeterliliğini kazanmasında da önemli bir öğe olduğunu göstermektedir. Anne-bebek arasında oluşacak olan güçlü paylaşım ve duygusal bağın temellerinin emzirme sürecinde özellikle 0-1 yaş arasında atıldığının bilinmesi, günümüz modern çekirdek ailenin algılarını da değiştirmeye zorlamaktadır. Bu algı değişmelerinin en büyüğü de babanın rol ve statüsünde yaşanmaktadır.

Geleneksel aileden gelen kültürel değerler nedeniyle, hamilelikten itibaren ve doğumu takip eden 1 yıl içinde, dışarı itilen baba, modern topluma geçişte rolünü yeniden sorgulamak ve kurgulamak zorunda kalmıştır. Modern toplumun çekirdek ailesinde, dölleme işlevi dışında bir rolü olduğunu da fark eden baba, bebeğin fiziksel duyuşsal ve bilişsel bir paylaşım sürecinin sonucunda oluştuğu bilincine erişmiş ve yüzyıllardır, kendisinden mahrum edilen, hamilelikte başlayan ve bebeklikte devam eden sürece yeniden katılmaya başlamıştır. Bu katılım, hamilelikte, hamilelik psikolojisinin gerektirdiği davranış kalıplarından haberdar olmadan, bebeğin doğumuna katılarak eşine destek olmaya kadar devam etmiştir. Bunlar çekirdek aile adına sevindirici ve yüreklendirici gelişmelerdir. Ancak hala, emzirme sürecinde babanın rolü tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Bu rolün gerekleri, aşağıda bebeğin gelişim aşamalarına uygun olarak betimlenmektedir.



0-1 ay arası baba: Doğumla birlikte, bebeğin emzirilmeye başlanması çoğu annenin yaşadığı en büyük kabuslardan birisidir. Sütün yeterince ve hemen gelmemesi bir çok anneyi duygusal olarak olumsuz etkilemekte ve bu olumsuz duygusal travma, süt salgı bezlerinin de doğal performansını olumsuz etkilemekte ve bir çok anne bebeğin aç kaldığını düşünmekte ve bundan dolayı kendini suçlamaktadır. Oysa bu gerçek değildir. Bebek ve anne bir kompozisyondur. Bu kompozisyonun uyum ve başarısı, emzirme sürecini de olumlu veya olumsuz etkilemektedir. Bebek emdikçe süt salgı bezleri harekete geçecek, süt salgı bezleri harekete geçtikçe, bebek emme de ustalaşacaktır. Ne kadar bilinçli olursa olsun, doğum sürecinin annenin hormonları aracılığıyla yarattığı duygusal yoğunluk, annenin bu süreçte mantıklı düşünmesini bastırabilmektedir. Onun mantığını öne çıkarabilmesinde babaya önemli rol düşmektedir. Bu sürecin işleyişi konusunda bilgi ve beceriye sahip olan baba, annenin en büyük destekçisi ve moral kaynağıdır. Bebeği anne kucağına taşıyacak, onları yüreklendirecek ve rahatlamalarını sağlayacaktır. Bölünen gece uykularında, sürecin bir parçası olacak, bebeğe yatağından annenin kucağına, kucaktan yatağına taşıyarak, bebekle güçlü bir duygusal bağın temellerini atacaktır. Bu süreçte, bebekle kurulan duygusal bağ, anne üzerinden gerçekleşmektedir. Anne rahatladıkça, bebekte rahatlayacak ve gelişecektir.

  1. 1-3 ay arası baba: Kritik öneme sahip 1. ayın sonunda, bebeğin fiziksel gelişiminde meydana gelen gelişmeler, bütün duyu organları ile babayı da algılamasını sağlayacaktır. 0-1 ay arasında bebeğin baba ile ilgili almış olduğu uyarıcılar, bebek açısından annenin yanına ikinci bir güçlü duygusal destek eklemiş olacaktır. Baba, annenin yanında bebeğin bakımına ortak olarak, bu duygusal bağın giderek daha da güçlenmesini sağlar.

  2. 3-6 ay arası gelişim: Bağışıklı sistemi geliştikten sonraki bu dönemde, eğer, ek besinlere geçiliyorsa (ki çoğunlukla geçilmektedir ama şart değildir), baba da ilk defa aktif bir rol üstlenmeye başlamaktadır. Daha önce öğrendiği alt yapı bilgileri doğrultusunda (özellikle bebeği kucakta tutma becerisi), baba emzirmesini gerçekleştirebilir. Bebek için hazırlanan biberonu, annenin emzirme pozisyonunda bebeği tuttuğu şekilde tutarak onu sevgi, şefkat duyguları ile emzirir. Ninniler söyler, bebeği tuttuğu eliyle onu usulca sıvazlar. Kucağına alıp biberon aracılığıyla emzirdiği bebeğinin gelişimine ellerinde hisseder. İşte, anne ile kurulan duygusal bağın benzeri baba ile de kurulmuştur. Gerçek baba emzirmesi ve babalık duygularının hissedildiği anlar, bu anlardır. Yaşamasını bilen için bu anlar, eşsiz ve tektir.

  3. 6-12 ay arası gelişim: biberonun yanı sıra kaşıkla besleme de devreye girmeye başlamıştır. Bu süreçte de baba, zaman zaman onu beslemeye ve bakımına zaman ayırmaya devam eder. Böylece, hemen hemen yıkılması olanaksız bir duygusal bağ kurulmuş olur. Bu duygusal bağ, gelecekte çocukla ilgili karşılaşılabilecek muhtemel sorunların çözümünü kolaylaştıran bir alt yapıya dönüşür.

Kazanımlar  

  1. Baba emzirmesi, çocuğun temel özgüven duygusunun gelişimini ve hızını artıracaktır. Bu gelecekte, çocukla anne-baba arasındaki ilişkinin otorite-çocuk ilişkisi şeklinde değil, paylaşım ve anlamaya dayalı bir kurguya ulaşmasını sağlayabilecektir.

  2. Anne ile baba arasındaki ilişkinin ya da bir diğer deyişle evlilik kurumunun direnç ve kalitesini artırarak, sevgi, güven ve paylaşmaya dayalı bir aile bağı oluşturacaktır.

  3. Bebek üzerinden kazanılan duygusal yoğunluk, yaşama ve insanlara karşı da yumuşak, hoşgörülü, empatik bir anlayış ve duyarlılık kazanılmasını sağlayabilecektir.

  4. Çocuk ve çocukluk üzerine bir farkındalığın kazanılmasını sağlayacaktır. Bu farkındalık, insana ve yaşama karşı pozitif bir bakış kazanılmasını sağlayabilecektir.

  Sonuç

Çoğunlukla geleneksel toplumlarda erkekler tarafından, bebeğin 0-1 yaş arası dönemi göz ardı edilir. Oysa, çok büyük bir hızla gelişen (fiziksel, bilişsel ve duyuşsal olarak) bebek, yaşamının en önemli aktörlerinden biri olan baba figüründen yoksun olarak bu dönemi geçirir. Bu dönemde, temel özgüven duygusunun kazanıldığı ve bu kazanımdan diğer bilişsel ve duyuşsal niteliklerin oluştuğu düşünüldüğünde; bir bebeğe yapılacak en büyük kötülük onu baba ve onun yarattığı uyarıcılardan yoksun bırakmaktır.



Modern toplumun erkek modeli, henüz istenilen düzeyde olmasa da, geleneksel toplumun kendine yüklediği, ekonomik ve koruyucu bir otorite figürü olma rolünden sıyrılarak, sevgiyi üreten ve paylaşan bir figüre dönüşmektedir.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət