Ana səhifə

1. Ulusal Radyoloji Teknisyenleri Sorunları sempozyumu ‘’ab yolundaki Türkiye’de radyoloji gerçEĞİ’’


Yüklə 47.9 Kb.
tarix04.05.2016
ölçüsü47.9 Kb.



1.Ulusal Radyoloji Teknisyenleri Sorunları SEMPOZYUMU

‘’AB Yolundaki Türkiye’de RADYOLOJİ GERÇEĞİ’’

(11 Kasım 2006, KOCAELİ)

SONUÇ BİLDİRGESİ

Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (TÜMRAD-DER) tarafından, 11 Kasım 2006 tarihinde gerçekleştirilen “AB Yolundaki Türkiye’de RADYOLOJİ GERÇEĞİ Sempozyumu” Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Konferans Salonu’nda (Kocaeli) yapılmıştır. Sempozyum, ülkemizde bu alanda düzenlenen ilk sempozyum olma özelliğini taşımaktadır.

Yazışmalara rağmen Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu(TAEK)’in temsilci göndermediği sempozyum, 3 açılış konuşması, 1 konferans, 7 sunum ve 137 ‘si Radyoloji, Nükleer Tıp ve Radyoterapi Teknisyeni olmak üzere toplam 152 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir.

Sunumların büyük bir çoğunluğu Türkiye’de Radyoloji Teknisyenlerinin Sorunları ve Meslek Eğitimi ‘meslek sorunları ve çözüm önerileri’ üzerine yoğunlaşırken, bir kısmı da ‘’Sağlıkta Dönüşüm Proğramı, Sağlıkta Dönüşüm Proğramı’nın Sağlık Çalışanlarına ve Radyoloji Çalışanlarına Etkisi’’ konularını içermektedir.

Aşağıda bu bildiriler ve sunumlar sonunda oluşan temel görüşler ve öneriler toplanmıştır.
RADYOLOJİ TEKNİSYENLERİNİN SORUNLARI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:
Günümüzde insan yaşamının önemi ve insan sermayesine verilen değer arttıkça sağlık hizmetlerine ve sağlık hizmeti sunan sağlık personeline duyulan ihtiyaç daha da artmaktadır. Röntgen teknisyeni, nükleer tıp teknisyeni ve radyoterapi teknisyeni genel anlamıyla hepsini kapsayan Radyoloji ve Radyoloji Görüntüleme Teknisyeni/Teknikeri sağlık hizmetlerinin olmazsa olmazı konumundadır. Gelişen tıbbi teknoloji radyolojide belirgin bir şekilde her geçen gün kendini daha da hissetirmektedir. Bu baş döndürücü gelişmeler yanında ülkemizde ara eleman olarak tanımlanan yardımcı sağlık personeli (radyoloji teknisyeni) ihtiyacı da aynı şekilde artarak devam etmekte ve özellikle kamuda radyoloji teknisyeni istihdamı taleplerin/ihtiyacın çok gerisinde kalmaktadır.

Ülkemizde Sağlık Meslek Liseleri ve Sağlık Meslek Yüksekokulu bünyesinde yetiştirilen radyoloji teknisyenliği eğitimi ise tıbbi teknoloji ile aynı paralelde olmadığı bilinen bir gerçektir.



TÜRKİYE’DE RADYOLOJİ GERÇEĞİ / MEVCUT DURUM



Eğitim programları: Sağlık meslek liseleri ve iki yıllık (önlisans) sağlık meslek yüksekokulu radyoloji , nükleer tıp ve radyo terapi proğramları

İkinci Öğretim Durumu: yok

Bu programlardan mezun olan öğrenciler; Çeşitli üniversite hastanelerinde, devlet hastanelerinde, özel hastanelerde, sağlık merkezlerinde, dispanserlerde, çalışabilme olanağına olmaktadır.

Türkiye’deki Radyoloji Teknisyenleri Sayısı: Gerek kamu gerekse özel sektörde radyoloji eğitimini almış radyoloji teknisyenliği/teknikerliği diploması olan kişilerin yanında radyoloji ile ilgili hiçbir eğitim almamış ehliyetsiz kimselerin de bu mesleği icra etmesi ve İl Sağlık Müdürlükleri ile Sağlık Bakanlığına sadece diplomalı teknisyenlerin bildirilmesi nedeniyle Türkiye’de radyolojide çalışan ve teknisyenlik yapan kişi sayısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu rakamın 12 bini devlet hastaneleri ve üniversite hastaneleri 3 bini özel sektörde olmak üzere 15 bin olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye nufüsu 75 milyon olarak kabul edildiğinde 5 bin kişiye bir teknisyen düşmektedir. Bu rakam Avrupa ülkelerinin çok üzerindedir. Avrupa Birliği ülkelerinde bu rakam 2 bin 800 ile 3 bin 100 arasında değişmektedir.

Yine büyük bir bölümünü diplomalı olmayan ehliyetsiz kişiler olmak üzere yaklaşık 3 bin - 3 bin 500 dolayında dozimetresi olmayan teknisyen bulunmaktadır.

Cihazların % 44 ‘ü Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından onaylanmış değil ve bu cihazların % 60’ı Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde geri kalanı da üniversite ve özel sağlık kurumlarında faal olarak çalıştırılmaktadır.



SORUNLAR


Meslek Tanımımız Yapılmalıdır.

Sayısı yüz binleri bulan sağlık personeli(hemşire, laborant, anestezi vb) gibi radyoloji teknisyenliği/teknikerliği de henüz meslek olarak kabul edilmemiş ve yardımcı sağlık personeli sıfatını / statüsünü taşımaktadır. Görev tanımları bile net olarak bilinmemektedir. Bu durum iş yerlerinde karışıklığa neden olmakta olup mesleki dayanışma, eğitim ve geliştirme konularında ciddi sıkıntı ve engellere neden olmaktadır. Meslek Oda’mızın olmayışı mesleki konularda söz hakkımızın da olmayacağı olarak değerlendiriyoruz. Mesleki organizasyonlarda meslek odası varlığı önemli faktördür.



İvedilikle tüm sağlık personelinin meslek tanımı ve görev tanımları yapılamalı odalaşma gibi mesleki örgütlerin oluşturulması için engeller kaldırılmalı ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

İstihdam ve Personel Eksikliği:

Başta Sağlık Bakanlığı’na bağlı kamu hastaneleri olmak üzere, üniversite hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarındaki radyoloji teknisyeni ihtiyacı/eksikliği had safhadadır. Son yıllarda KPSS sınavları ile istihdam edilen teknisyen sayısı ihtiyacın çok gerisinde olmuştur. Gerek kamu gerekse özel hastaneler bu ihtiyaçlarının bir bölümünü radyoloji eğitimi almamış ehliyetsiz kişileri(sağlık memuru, hemşire, hastabakıcı vb.) görevlendirme ile kapatmaya çalışmaktadır. Bu durum radyolojide kaliteyi direk etkileyen en önemli husustur. Radyoloji eğitimi almamış kişilerin radyoloji teknisyenliği yapması ile ilgili derneğimizin Marmara Bölgesinde yapmış olduğu bir araştırmaya göre devlet hastanelerinde % 32, özel sağlık kuruluşlarında ise % 46’dır. Sadece Kocaeli ili baz alındığında özel ve kamuda toplam 196 kişi radyoloji teknisyenliği yaparken İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre bunların 132’si radyoloji teknisyenidir.



Dozimetre ve Koruyucu Önlemler:

Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği, radyoaktif maddelerle uğraşanlara ve radyasyon altında çalışanlara dozimetre taşıma zorunluluğu getirmiştir. Bu dozimetreler aylık yada 2 aylık peryodlar halinde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK)’e gönderilip alınan radyasyon miktarının ölçülmesi ve sonuçların muhafaza edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde halen fiilen radyasyon altında çalışan teknisyen yada radyasyon görevlisinin 1/4(dörtte biri)‘nin (yaklaşık 3 bin 500 kişi) dozimetresi yoktur. Bunların büyük bir bölümünü radyoloji teknisyeni olmayıpta radyolojide teknisyenlik yapan kişiler oluşturmaktadır. Sonuçların muhafaza edilmesi ise bir çok sağlık kuruluşunda hiç yapılmamakta yapanlarda istenilen düzeyde yapmamaktadır. TAEK tarafından değerlendirilen dozimetre sonuçları ise radyoloji teknisyenleri nezninde pek güvenilir bulunmamaktadır.

Radyasyon Güvenliği Yönetmeliğine göre Radyasyon üniteleri, zemin kat ve dış mekanlara yakın mahallerde kurulmalı,ünitelerin duvarlarında dolgu tuğlaların kullanılması duvarların radyasyon geçirgenliğinin hesaplanarak 0.5-1 yada 2 mm kurşun plakalarla kaplanmalı, sekonder radyasyon alanlarında 1.5 mm’lik primer radyasyon alanlarında ise 2 mm kurşun plakalar kullanılmalı, çalışanların koruyucu bariyerinin 2 mm’lik kurşun plakalarla kaplı olması, iyi bir havalandırma sistemi ile zemine yakın kesimde emici tavana yakın kesimde ise üfleyici sistemlerle havalandırılmanın sağlanması, röntgen teşhis cihazlarının bulunacağı odalar, tek tüp tek masa cihaz için 15 metrekare, çift tüp çift masa cihazlar için ise 25 metrekareden küçük olmamalı, röntgen ünitelerinin çevre duvarları 29 cm dolu tuğla veya 20 cm betondan yapılması gibi standartlarda olması gerekirken ülkemizde hizmet veren röntgen birimlerinde bir çok röntgen ünitesi kurşunla kaplatılmış değil, kurşunla kaplatılmış olanların önemli bir bölümü de duvarlar defalarca tadilat gördüğü için kurşunlar koruyuculuk vasfını yitirmiştir. Bu durum röntgen odasının bitişiğindeki odalara radyasyon sızıntısı olmasına sebep olmaktadır. Nitekim İstanbul Topçular Dispanseri’nde röntgen odasının duvarlarında kurşun olmadığı için 5 tane eczacı kalfasının kansere yakalanmasına 2’sinin ölümüne neden olmuştur. Buna benzer nedenlerle kansere yada değişik hastalıklara yakalanarak tedavi gören yada hayatını kaybedenlerin sayısı bilinenlerin aksine oldukça fazladır.

Yine ilgili yönetmelik gereğince radyoloji ünitelerinde kurşun önlük, kurşun eldiven, gözlük, tiroid koruyucu(boyunluk), gonad koruyucu vb. zorunlu olarak bulundurulması gereken aparatlar iken bir çok ünitede kurşun önlük dışında bunların hiç biri bulunmamaktadır.(%15’nde kurşun bile önlük yok). Kurşun önlükler ise yırtık, eskimiş koruyuculuk vasfını yitirmiş durumdadır.



Teknisyenlerin de kurşun önlükleri giyme konusunda gerekli hasasiyeti gösterdiği söylenemez.

Yine ilgili yönetmelik gereğince radyasyon görevlilerinin yılda iki kez rutin kan testlerinin ve sağlık taramalarının yapılıp sonuçların kayıt edilmesi gerekir. Kişide ilerde ortaya çıkabilecek meslek hastalıkları vb sağlık problemlerinin nedeninin tespiti için büyük önem arz etmektedir. Bu konuda gerek idarecilerin gerekse radyoloji teknisyenlerinin gerekli hasasiyeti gösterdiğini söylemek mümkün değildir.



Cihazlar Eski, Bakımsız ve Lisansı(Çalışma Belgesi) Yok.

Gerek Türkiye Atom Enerji Kurumu Kanunu gerekse radyoloji ile ilgili kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince radyasyon yayan cihazların, ithali, çalıştırılması TAEK bilgisi dahilinde yapılmaktadır. Bu cihazların, TAEK yetkililerince test edilip lisans belgesi verilmedikçe kullanımı yasaktır. Ülkemizde diş hekimlerinin muayenehanelerinde kullandıkları röntgen cihazları ile birlikte 27 bin dolayında x-ışını üreten cihaz olduğu varsayılmaktadır. Son yıllarda özel sağlık merkezlerinin SSK, Bağkur, Emekli Sandığı ve Özel Sağlık Sigortaları ile yapılan sözleşmelerde cihazın TAEK tarafından lisansının alınması zorunluluğu olması nedeniyle özel sağlık kurumlarında faaliyet gösteren cihazların büyük bir bölümü TAEK’çe kayıt altına alınırken (yinede lisansı olmayan cihaz sayısı azımsanmayacak derecede) kamu hastanelerinde ise durum çok daha vahim ve çarpıcıdır. Mevcut cihazların % 44’nın lisansı yok ve bunların % 60’ı Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet hastanelerinde. Geri kalan kısımda üniversite hastaneleri ve özel sağlık kuruluşlarında faaliyet vermektedir.

Kamu hastanelerinde cihazların rutin bakımları ve kalibrasyonları ise neredeyse (arıza hariç) hiç yapılmamaktır. Tıbbi teknoloji’de başdöndürücü gelişmeler yaşanırken özellikle kamu hastanelerinde ise 1975’li tarihten kalma ilkel cihazlar çok yaygın olarak önemli yer tutmaktadır. Özel sağlık kuruluşlarının teknolojiyi kullanma ve cihaz bakımı konusunda kamu hastanelerinin birkaç adım önünde olduğu söylenebilir.
MESLEKİ EĞİTİM:

Radyoloji teknisyenliği/teknikerliği eğitimi Sağlık Meslek Liselerinde ve önlisans düzeyinde Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Radyoloji, Nükleer Tıp ve Radyoterapi Proğramları düzeyinde verilmektedir.

Gerek sağlık meslek lisesi gerekse sağlık meslek yüksekokullarında verilen eğitim; Genel eğitim sistemimizin de en önemli sorunu olan ezberciliğe dayanan eğitimdir. Herşeyden önce bu okullardan sağlık personeli yetiştirildiği unutulmamalıdır. Buralardan mezun olan kişiler insan sağlığından direk veya dolaylı olarak sorumlu olacaklardır. Bu nedenle eğitimin önemi kat kat daha artmaktadır.

Bu okullarda ki eğitim müfredatında pratikte kullanılmayan dersler, konular ve bilgiler çok yoğun olmakla birlikte öğrencilerin en çok zorlandığı konuların başında mesleki derslerin aksine bu konulardır.

Radyoloji teknisyenliği eğitiminde teorik eğitim kadar pratik (uygulama) eğitimde çok önemlidir. Teknisyen yetiştiren okullarımızın önemli bir bölümünün yeterli donanıma ve alt yapıya sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Sağlık meslek yüksekokullarında yeterli akademisyen ve öğretim görevlisi olduğu söylenemez. Günümüzdeki mevcut sistemle bu okullardan mezun olan öğrencilerin Akciğer Grafisi çekmenin (BT ve MRG cihazına hiç dokunmadan) ötesinde mesleki bilgileri sıfır denecek kadar acı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Çözüm / öneri: Sağlık meslek liselerinin radyoloji teknisyenliği bölümleri ve Sağlık meslek yüksekokulu radyoloji, nükleer tıp ve radyo terapi proğramları kapatılmalıdır. Lisans düzeyinde eğitim veren Sağlık Yüksekokulları bünyesinde 3 yıl teorik eğitim + 1 yıl intörn radyoloji teknisyeni /teknikeri(uygulama) eğitimi verilmesi ve radyoloji alanında öğretim görevlisi, akademisyen yetiştirilmelidir. Yada 2 yıllık eğitim sonunda BT , MRG, Radyoterapi cihazları kullanabilmek için en az 1 yıl daha eğitim alma zorunluluğu sağlanmalıdır.

Özellikle kamu hastanelerin hizmet içi eğitim proğramları neredeyse hiç yapılmamaktadır. Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlükleri, TAEK Ve Meslek Örgütleri işbirliği ile eğitim proğramları yaygınlaştırılmalı ve bu eğitimlere katılım zorunlu kılınmalıdır.
Özlük Haklarımız Tırpanlanıyor:

‘’Radyoloji Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname” mevzuatı gereğince ‘’radyolojide çalışanlar günde 5 saatten fazla çalıştırılamaz ve 5 çalıştıktan sonrada hastanenin hiçbir yerinde kullanılamaz’’(mad. 21 ve 22) ve radyolojide çalışanlara normal izinlerine ek olarak yılda 4 hafta (1 ay) düzenli olarak izin kullandırılmalıdır.

Ülkemizde radyoloji teknisyeni ihtiyacının karşılanmaması nedeniyle pratikte mevcut teknisyenler 5 saat değil 7-8 özel sektörde ise 10 saat ve üzerinde çalışmaktadır. Devlet hastanelerinde çalışanlar 30 günlük şua iznini düzenli olarak kullanabilirken, üniversite hastanelerinde kısmen kullanılmakta olup özel sağlık kurumlarında ise hiç kullanılmamaktadır. Bu konuda yasal düzenlemeye ihtiyaç yoktur, sorun yetkililerin mevzuata uygun davranmamasından veya mevzuatı uygulamamasından kaynaklanmaktadır. Gerek 5 saat çalışma gerekse 30 günlük şua izni konusunda sayısızca Yerel (Bölge) ve Danıştay Mahkemelerinin Kararları olmasına rağmen halen en ciddi ve öncelikli sorunumuz olarak yer almaktadır.

Yine ilgili mahkemelerin 30 günlük şua izinlerinin bu mesleğin özelliğinden kaynaklandığını ve ’şua izni sırasında döner sermaye ve ek ödemelerde kesinti yapılamaz’’ şeklinde kararlarına rağmen Sağlık Bakanlığı’na kurumlarda şua izinlerinde radyoloji çalışanlarının döner sermaye ve ek ödemelerinde kesintiler yapılmaktadır.



Şua izni sırasında döner sermaye ve ek ödemelerde kesinti yapılmasıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasına ihtiyaç vardır.
Fiili Hizmet Konusu:

Üniversite Hastaneleri başta olmak üzere devlet hastanelerinde de kısmen meslektaşlarımızın erken emekli olmalarını sağlayan (radyasyon altında çalışmaktan kaynaklı) fiili hizmetlerinin yatırılmaması ile ilgili sıkıntılar olmaktadır.



Bu konuda da sorun mevzuatta olmayıp yöneticilerin mevzuatı uygulamasından kaynaklanmaktadır.

7,5 SAAT YASA TASARISI:

Avrupa Birliği müktesabatına uygun bir şekilde yeniden yasal düzenlemeler yapmak isteyen Sağlık Bakanlığı 1939 yılında çıkarılan ve 52 madde’den oluşan“Radyoloji Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname” (Tüzük)’nin iki maddesinde (21. ve 22. maddeler) değişiklik yaparak radyoloji çalışanlarının çalışma saatlerini 5 saatten 7,5 saate çıkarmak için hazırladığı Yasa Tasarısı Sağlık Aile ve Sosyal İşler Komisyonlarından geçtikten sonra TBMM gündemine gelmiştir.

Yukarıda belirtildiği gibi ülkemizdeki radyoloji ünitelerini ve radyoloji çalışanlarının durumunu karşılaştırdığımızda, ülkemizin Avrupa ve OECD ülkelerinin çok gerisinde olduğu açık açık ortadadır. Gerek Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu gerekse radyoloji ile ilgili diğer Kanun Tüzük ve Yönetmelikler mevzuat yönünden önemli farklılık olmazken uygulamada çok ciddi farklar olduğu açıktır.

Somut olarak Avrupa ülkelerinde kullanılan cihazlar ülkemizdeki gibi eski teknoloji olmadığını kabul etmek gerekir. Radyoloji ünitelerinde alınan güvenlik önlemleri, teknisyen sayısının nufüsa oranı, radyoloji çalışanlarının 6 aylık peryodlarda sağlık taramasından geçirilmesi ve en önemlisi dozimetrelerin düzenli bir şekilde değerlendirilmesi-kayıt edilmesi ülkemizdeki durum ile kıyaslanamaz. Hiçbir dünya ülkesinde ülkemizdeki kadar cihazlar lisansız ve bakımsız değildir.

Sağlık Bakanlığı’nda bugün Türkiye’de kaç tane röntgen cihazı olduğu kaçının faal olarak çalıştığı, kaçının atıl durumda yada arızalı olduğu, radyoloji ünitelerinde çalışan kaç teknisyenin bulunduğunu, kaçının ehliyetsiz olduğu, bugüne kadar kaç kişi meslek hastalığına yakalanmış kaçı tedavi görmekte, kaç cihazının lisanlı olduğu bilgileri maalesef mevcut değildir. Bu acı verici bir tablodur. Çünkü Sağlık Bakanlığının radyoloji üniteleri ile ilgili yapmış olduğu ciddi bir envanter çalışması yoktur. Varsa neden kamuoyu ile paylaşılamıyor?. Bu iddalarımız neden yalanlanamıyor?.

52 madde’den oluşan 1939 yılında çıkarılan “Radyoloji Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname” de AB mevzuatı ile uyuşmayan sadece iki madde midir? (21. ve 22. maddeler – çalışma saatlerini belirleyen maddeler) Geriye kalan 50 madde AB mevzuatına uygun mudur? Bu soruların Sağlık Bakanlığı’nca cevaplandırılması gerekir.

Radyasyon görevlilerinin (radyoloji teknisyenlerinin) mesai saatinde ‘’birim zamanda yapılan iş’’ önemsenmelidir. Avrupa ve OECD ülkelerinde bir radyoloji teknisyeni günlük mesai saatinde 20-25 hasta ort. 50-60 expojur(şutlama) yaparken ülkemizde ise bir teknisyen ort. 75-80 hastaya ort.250 şutlama yapmaktadır.
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROĞRAMI VE RADYOLOJİ:

Sağlıkta Dönüşüm adı altında uygulanan Performans Sistemi tüm sağlık hizmetleri içerisinde en çok radyolojiyi etkilemiştir. Performans Sistemi ile radyolojik tetkiklerde ve radyoloji çalışanlarının iş yükünde %150-200’lere varan artışlar olmuştur. Bunların içerisinde tanı ve tedaviye katkısı olmayan (gereksiz) tetkikler önemli yer tutmaktadır.

Sağlıkta Dönüşüm Proğramı ile radyoloji ünitelerinde kuyruklar daha da artmış personel ve cihaz eksikliklerinden kaynaklanan sıkıntılar, halkın sağlık hizmetlerine ulaşmasını daha da zorlaştırmıştır. Sistemden kaynaklanan bu aksaklıklardan dolayı sağlık personeli ile halk karşı karşıya getirilmiş ve istenmeyen şiddet olayları ile sonuçlanmıştır.

Sağlıkta Dönüşüm Proğramı ile Sağlık Bakanlığı’na Genel bütçeden ayrılan pay azaltılmış dolayısı ile sağlıktaki yatırımlar minimal düzeylerde seyretmiştir. Hastanelere kaynak aktarılmayarak dönersermaye ile döndürülmesi dayatılmış bazı devlet hastaneleri ve üniversite hastaneleri kapısına kilit vurma gelmiştir.

İMF’nin dayatmasıyla sağlıkta tasarruf yoluna gidilmiş (1 Temmuz 2006) halkın sağlık hizmetine ulaşmasını daha da zorlaştırmış özellikle Araştırma Ve Eğitim Hastanelerinde bilimsel çalışmalar durma noktasına gelmiştir.

Proğram kamu hastanelerine kaynak aktarımını asgari düzeye indirirken özel sağlık kuruluşlarına aktarılan pay artırılmıştır. Başta radyoloji hizmetleri olmak üzere laboratuvar hizmetleri olmak üzere hizmet satınalma yoluyla özel sektöre devredilmeye başlanmıştır. Bu durum beraberinde kuralsız çalışma ve hizmetlerin kalitesinde düşmeye neden olmaktadır.


SONUÇ:
1- ‘’ Üç Yıl Önce Böyle Değildi, Üç Yıl Sonra Daha da İyi Olacak’’ sıloğanlarıyla bilboardları süsleyen ve hastanelerin girişlerine asılan büyük afişlerle anlatılan Sağlıkta Dönüşümün Proğramı, (Radyoloji çalışanları açısından) anlatılanların aksine ‘’Sağlıkta Yıkım’’ getirmiştir.

2- Radyoloji Teknisyenleri herkese ‘’ücretsiz, ulaşılabilir, kaliteli sağlık hizmeti’’ verilmesini savunur.

GSS ile halkın bu hizmetleri alabilmek için extra sağlık primi ödeme yerine her Türk vatandaşının bu hizmetler için T.C Nufüz Cüzdanının yeterli olduğunu savunur.

3- İMF’nin dayatmaları ile uygulanan sağlık politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Bunun yerine Sivil Toplum Örgütleri’ninde içinde olduğu bir platform ile Ulusal Sağlık Politikaları belirlenmeli-oluşturulmalıdır.

4- Genel olarak TAEK mevzuatı AB mevzuatı ile uyumludur. Sorun mevzuatı gözardı eden, yönetmeliklere uygun hareket etmeyen idareci ve yöneticilerden kaynaklanmaktadır.

5- Sağlık Bakanlığı en kısa sürede Radyoloji Envanteri çıkarmalıdır. Bunun sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmalıdır.

6- Radyoloji eğitimi ile ilgili olarak YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı eşgüdümü ile müfredat yeniden gözden geçirilmeli ve radyoloji eğitimi Sağlık Yüksekokulları bünyesinde LİSANS düzeyinde eğitim verilmelidir.

7- Radyoloji teknisyenlerinin çalışma koşullarının AB ve OECD ülkelerindeki standartlara getirilmesi için çaba gösterilmelidir. Bu süre zarfında çalışma saatlerimizi 5 saatten 7,5 saate çıkartmayı amaçlayan Yasa Tasarısı geri çekilmelidir. Bu konuda radyoloji teknisyenlerini temsilen dernek, sendika, meslek örgütleri vb etkin ve söz sahibi olması sağlanmalıdır.

8- Lisansız cihaz çalıştırılmasına yasal yaptırımlar uygulanmalı 1 yıllık süre içerisinde tüm cihazların kayıt altına alınması amaçlanmalıdır.

9- Kamuda radyoloji teknisyenlerinin sahip olduğu tüm sosyal ve özlük haklara özel sağlık kurumlarında çalışan meslektaşlarımız içinde uygulanması için yasal düzenlemeler yapılmalı mevzuata uymayan kurumlara cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

10- Hizmet İçi Eğitimler koordineli bir biçimde peryodik olarak yapılmalı personelin katılması zorunlu kılınmalı ve zaman zaman meslek içi sınavlarla mesleki bilgiler TEST edilmelidir.

11- Radyoloji Teknisyenliği Meslek Tanımı yapılmalı, görev sınırları belirlenmeli yardımcı sağlık personelinin mesleki birliklerinin(Meslek odası) kurulması için yasal düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.



Tertip Komitesi Adına

Heybet ASLANOĞLU

Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

www.tumrad.net








Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət