Ana səhifə

1. BÖLÜM: japonyada tekstil ve boyamanin tarihsel geliŞİMİ


Yüklə 460.78 Kb.
səhifə1/5
tarix12.05.2016
ölçüsü460.78 Kb.
  1   2   3   4   5
1.BÖLÜM:

JAPONYADA TEKSTİL VE BOYAMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ
Japonya’da tekstil boyamanın tarihsel süreç içinde gelişim, değişim, ve güncellenmesini irdeleyebilmek için elimizde bir anlamda arşivi de yapılmış olduğu söylenebilecek ve geleneklere dayalı kaynakların bulunduğunu belirtmeliyiz. Bu kaynaklar genellikle Japon dinsel yapılanmaları içinde bulunmaktadır, böylece tapınaklar ve mezarlar bu konuda temel referans kaynaklarımız olmaktadır.
‘’ Naradaki Shosoin tapınağı Asya’nın tarihinde 12.yüzyıl ortalarına uzanan bir zaman kapsülüdür. Nicelik ve nitelik açısından bu koleksiyon hayret verici niteliktedir. Sadece tekstil örnekleri düşünüldüğünde 180 binin üzerinde örnek vardır. Bunlardan başka daha sayımı ve arşivlenmesi gereken örnekler olduğu bilinmektedir. Çok geniş envanter kayıtları ve yazıları tekstillerin pek çoğunun zamanı ve kullanım şekilleri hakkında bilgi vermektedir. Bunlara ilaveten zamanın tekstil ve tasarım terminolojisi hakkında çok değerli bilgilerde mevcuttur.
Milattan sonra 745 senesinde Japonya’da tarihi boyunca teşebbüs edilmiş en tutkulu projelerden birine dayalı olarak binanın yapımı başlamıştır. ‘’1i Doğunun büyük tapınağı Todaiji tapınak kompleksi bir taraftan bu tapınağın Japonya’daki anlamını diğer taraftan da Budist dünyasının doğu ucundaki Japonya’nın Budist dünya anlamındaki önemini ifade etmektedir. Buradaki dev bronz Budist heykelin ( Daibutsu ) yapımında gerekli olan malzeme ve iş gücü kaynaklarının temini için bütün ülke seferber edilmiştir. Bu heykel (Daibutsu) 752 yılında tamamlanmıştır. Bu tarih aynı zamanda Budizm’in Japonya’daki 200 senesini belirlemektedir. Açılış törenine Hindistan gibi uzak ülkelerden bile din görevlileri gelerek katılmışlardır.
“ 749 yılında “Tödai-ji” eyaletinde bulunan İmparator “Shömu”, Nara’daki büyük Budist tapınağının içinde bulunan çok büyük ölçekteki bronz Buda heykelinin açılışıyla ilgili törenler için gerek heykel gövdesinin gerekse de bu gövdenin üzerinde oturduğu büyük bronz Lotus’un giydirilmesi gereksinimini duydu. Burada diğer bütün saray asilleri, bakanlar, dini, sivil ve askeri görevliler ile birlikte İmparator, Buda heykelinin önünde kuzeye bakar şekilde yer alıyorlardı. Böylece egemen gücün önünde ona tabi bir kişiliğin dinleyici konumundaki yeri temsil edilmiş oluyordu. İmparatorluk sarayının bakanlarından biri burada Buda’ya İmparator’un adına hitap ederek ve İmparator’u Buda’nın bir hizmetkarı olarak tanımlayarak o sırada Japonya’da bulunmuş olan altın yatakları dolayısıyla Buda’ya teşekkür ediyor ve söz konusu keşfi kutlu bir işaret olarak adlandırıyordu. Aynı yıl 24 yıllık bir hükümranlıktan sonra İmparator dinsel yeminlerle birlikte tahtan çekildi ve onun ölümünden sonra 756 yılında İmparatoriçe, İmparator’un sarayındaki bütün varlığı ve kişisel eşyalarını “Todai-ji” eyaletine bağışladı. Bütün bu bağışlananlar “Shösö-in” adı ile bilinen ve bugün de varlığını koruyan bir ahşap yapı içinde depolandı. Bunların arasında Japonya’nın nemli ikliminin verebileceği zararlardan korunmuş olarak depolandığı görülebilen eserler Japon rezerv boyama tekniğinin en erken örnekleridir “2
Şhoso genel olarak Japonya’da pirinç depolanması için kullanılan depo binalarının adıdır. .Bu Todai kompleksindeki Shoso in ise 756 yılında ölen Shomu’nun kişisel eşyalarının saklanması için inşa edilmiştir. Bugün depo fonksiyonunda kullanılmayan bu bina hala ayaktadır. Söz konusu bina kiremit çatı altında ve ağaç konstrüksiyon olarak yapılmıştır. Yaklaşık olarak 300 m genişliğindedir, yüksekliğinde yine yaklaşık olarak 14 metredir. Shoso İn tekstilleri bugün hala bu depo binasının kuzey , orta veya güney bölümleriyle ilişkili olarak ele alınmalıdır. Böylece her tekstilin zamanı ve kökenleri hakkında bilgilenmek mümkün olmaktadır.Bunun yanında bazı tekstillerin üzerinde yazılı bilgide mevcuttur.
Shoso-in den alınan ilk örnekler ölen imparator Shomunun eşi tarafından seçilip bağışlanan ve bu İmparatora ait olan yaklaşık 650 objeden oluşmaktadır. Bu parçalar halen bugünde mevcut bulunan bir envanterde kayıtlıdır. Bundan sonraki iki sene içindede bu İmparatoriçe tarafından bazı ek bağışlar yapılmış ve bunlarda ilave envanterlerle kayıt altına alınmıştır. Bu ilk bağışlar imparator ailesinin kontrolü altında saklanmış, ve Shoso-in in kuzey bölümünde saklanmışlardır. İmparator ailesinin bu gözetimine rağmen gelen yüzyılda bazı parçaların (ödünç alındığı) ve geri verilmediği bilinmektedir. Bazı durumlarda da alınan parçalar yerine başka nesneler geri verilmiştir.Bu türden nedenlerle kuzey bölümde bulunan örneklerin bazılarının orijinal envanterden kayıtlı olanlardan farklı olmaları doğal görülmelidir.
‘’10. yüzyılın ortalarında Todaiji kompleksinin başka bir bölümünde olan tahrip olmuş bir deponun muhtevası shoso-in binasının güney kısmına nakledilmiştir. Bunlar genel olarak Budist ritüel malzemeleri tekstil örnekleri olup doğrudan imparator Shomu ile ve Daibutsu için yapılan 752 . senesindeki törenle ilişkilendirilmektedir. Bu guruptaki malzemeler tapınağın kontrolü altında kalmış ve fakat envanterleri bir şekilde kaybolmuştur.’’3 Güney bölümündeki objeler zaman içinde imparatorluk ailesindeki kontrolündeki kuzey bölgesine yönlendirilmiş ve böylece 12. yüzyılda Todaiji ye ait en önemli hazineler imparatorluk kontrolü altına girmiş ve daha sonrada Shoso-in in orta bölümüne nakledilmişlerdir. Böylece orta ve güney bölümlerde buluna objelerin çoğu kullanımlarına ait bilgi ve tarih içeren yazılarla tanımlanmış bulunmaktadırlar, bunlar arasında 753 ve 768 seneleri arasındaki törenlerde kullanılan kostümler, sancaklar sunum elbiseleri ve diğer objeler bulunmaktadır. Diğer bir gurup objede sanatçılara ait alet ve elbiselerden Todaijinin yapımı sırasında yapılmış yazışmalardan ve dini tekstlerin tercümelerinden oluşmaktadır
1868-1912 Meiji dönemi ve Japonya’nın modern çağının başlamasıyla birlikte Shoso-in in tekstil varlıklarının kompozisyonunda bazı değişiklikler oldu 1870 ler’de Todaiji Shoso in üzerindeki bütün hakimiyetini kaybetti, bu durum dinsel kuruluşları otoritelerinin zayıflatılması konusunda yürütülen imparatorluk politikasının bir sonucu olarak görülebilir. Böylece İmparatorluk malalarını koruyan kurum ve çeşitli hükümet bakanlıkları bu koleksiyonun nezaretçileri haline geldiler. 1876 da Nara’nın dış bölgelerinde bulunan Horyuji tapınağında bulunan objelerin( bu tapınak 7.yüzyıl da kurulmuş olan bir tapınak ve Japonya’nın en önemli Budist tapınak kompleksidir.) Shoso in in tamir etmek üzere İmparatorluk mallarını koruma kuruluna devredilmiş. Birkaç bin tekstili ihtiva eden Horoyuji mallarının transferi 1882 ye kadar tamamlanamadı. Sonunda bu mallar Tokyo İmparatorluk müzesinde yer almıştır. Bu arada geçen 6 sene boyunca transit işlemleri sırasında bu mallar Shoso in de depo edildi, ve bunların bazıları deponun arka tarafında kaldı. Bu transfer işleminin sonucu olarak Shoso-in e giren tekstiller pek muhtemel orada saklanan tekstillere göre daha önceki tarihlerdir çünkü bu depo 8.yüzyıl ortalarında inşa edilmiştir. Oysa Horuyuji bulunan pek çok tekstil bu tapınağın başlangıç dönemi olan 7.yüzyıla doğru tarihlenebilir.
‘’Modern çağda bir başka gelişme Shosho indeki tekstil muhtevasını etkilemiş ve bunlar içindeki bazı parçalarında yok olmasına sebep olmuştur. 1000 yıldan daha fazla bir zaman yayılan gelişme sonucunda eski depodaki tekstillerin pek çoğu bozulmuş ve kalıtı halinde iki parçalar indirgenmiştir. Bu parçaların bazıları 3 cm gibi ufak boylara inmiştir.(Bu durum depodaki tekstil adedinin çok fazla sayıda olmasının nedenlerini de açıklamaktadır. Bunlardan bazıları tamamen kaybolmuş ve saklandıkları raflarda toz dönmüştür.1876 da İmparatorluk mallarını koruma kurulu Shosho-in tekstillerinden kalan pek çok parçayı muhafaza eden 3 imparatorluk müzesinin elindeki parçaları değerlendirmesine karar vermiştir.’’4
“Shösü-in”de görülen üç rezerv tekniği, süreç içinde en gelişmiş olanı balmumu(Rozome,rökechi) ve mengenelenmiş ahşap bloklar (İtajime,kyökechi) kullanılarak yapılan tiptir ve bu örnekler kuşkusuz anakara kökenlidir. Bunlar “Nara” dönemine ait kayıtlarda sıklıkla belirtilmiş olmakla birlikte sonraları bu tekniğe ait atıfların seyrekleştiği ve söz konusu tekniğin kullanımdan çekildiği bilinmektedir. 720 yılında basılmış olan “Nihon Shoki” Japon kayıtları Japon İmparatoru tarafından yabancı elçilere hediye edilmiş bulunan çeşitli nesneler arasında 19 top “Kechi” rezerv boyama kumaşı saymaktadır. Bu da belirtilen böyle eski bir zamanda Japon rezerv boyama kumaşların yüksek bir teknik ve estetik seviyeye ulaşmış bulunduklarının açık delilidir. Bununla birlikte üzere Çin rezerv tekniklerinin doğası, yaygınlığı ve genel üretim hacmi içindeki rolü bugün tarafımızdan tam olarak anlaşılmış olmayıp hala bir spekülasyon konusu olarak kendini belirlemektedir. Bu dönemde Çin ve Japonya’da giyilmiş olan elbiselerdeki desenlerin karşılaştırmalı bir araştırması yapılırsa bu alana büyük katkı sağlayabilir.
‘’ Atsana bölgesindeki mezarlarda çok sayıda heykelcikler de bulunmuştur. Bunlar güzel renklerle boyanmış olup bazılarında elbisenin bir kısmı gerçek kumaştan yapılmıştır. Bu heykeller arasında “T’ang” hanedanından siyah dolgun saçlı iki hanımın heykelleri de bulunmaktadır. Bunların elbiseleri uzun bir etek, sıkı bir yelek ve kalçanın bir tarafına bir kemer ile tutturularak omuzları saran bir şaldan oluşmaktadır. Her iki heykelciğin şalları rezerv boyama ile boyanmış olup desen olarak küçük yuvarlanmış (Meyui) üçlü guruplar halinde düzenlenmiştir. Bu iki hanımın elbiseleri 8.yüzyıl sıralarında Japon Sarayındaki hanımlar tarafından benimsenmiş stilden pek az farklılıklar gösterdiği için ilginçtir. Bu parçaların büyük kısmı, kumaşın çeşitli kısımlarını yukarı çekip bağlayarak desen yapılmıştır. Munsterberg, Kitamura’ nın vermiş olduğu bilgiye göre dikiş yoluyla yapılan rezerve tekniğine ait sadece iki örnek bulunduğunu söylemiştir. Bağlayarak yapılan parçalardan birinde yukarı çekilen kumaş sadece bir yerden bağlanmış olup bu teknik rezerv bir daire elde etmesiyle sonuçlanmıştır. İki yerden bağlananlarda ise iki aynı merkezli daire elde edilmiş bulunmaktadır. ‘’5


Resim 1: Bağlama SHIBORI, Kırmızı İpek, “Yedi Işıklı” Desen, 8. Yüzyıl,

Tokyo Ulusal Müzesi
Bu örneklerin birinde her iki tür bağlamada gösterilmektedir. Böylece her motifi eş merkezli daha küçük daire tarafından çevrelenmiş olan eş merkezli çemberlerden oluşmaktadır. Bu desene yedi ışıklar adı verilmektedir. Buradaki büyük birim güneşi temsil etmekte; bunu çevreleyen 6 daire de ay ve gezegenleri anlatmaktadır. Bu rezerv dairelerin niteliği kumaşın aynı cins bir çekirdek tarafından sarıldığını akla getirmektedir. “Kitamura”ya göre burada bambu kullanılmıştır.
11.-12. yüzyıl kayıtları Shibori konusunda pek çok atıflar içerir. “İtö’nun” “Tsujigahana zome” kitabında belirtildiği üzere shibori tekniği ile renklendirilmiş desenli kumaşların bütün sınıflar tarafından giderek yaygın şekilde kullanıldığına dair çok sayıda örnek vardır. Bu kumaşların yapım süreçlerine ait pek çok farklı işlemler kazandığına dair bilgiler mevcuttur.
‘’ Heian toplumu hakkında güçlü ve duygulu gözlemleri olan yazar Murasaki Shikubu dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen “(The Tale Of Genji) Genji hikayesi” adındaki bu romanda Ishiyama Budist tapınağına ziyarete gelen bir gurup saray mensubunun tanımlanmasında , bu insanların (damask) Şam kumaşlarından ve Shibori tekniği ile desenlendirilmiş seyahat elbiseleri giydiklerini yazar. Bu romandaki başka bir bölümde yazar adak yerlerini örten kumaşların fevkalade güzel Shiboriler olduğunu ve boyama tekniğinin ender bir nitelik arz ettiğini belirtmektedir.’’6
‘’Kamakuro’ nun ardından kurulan Muomachi hanedanlığı (1333-1575), Aristokratik Heian hanedanlığının otoriter, seçkin askeri tavır ile yeni idealleri, Zen Budizm’in sanat biçimlerini bir araya getirdi. Konumların renklerle ifade edildiği müşkülpesent saray sistemi bozulmuştu. Kadınların giysilerinde kısa kollu kimono iç giyimi olan “Kosode” hem halk hem de elit sınıf tarafından ortak olarak giyiliyordu. Statüyü kumaşlar ve desenlerde kullanılan yapım teknikleri belirliyordu. ‘’ 7
İç savaşların, ödenmeyen borçların getirmiş olduğu sıkıntılar sebebi ile azalan yerli tekstil üretimi kendini dış etkilerden yalıtan Japonya’nın tekrar kapılarını dış dünyaya aralamasına sebep olmuştur. Çin’in Ming hanedanıyla yenilenen ilişkiler ipek, kabartma örgülü Brokarlar olan “Kinran”,kumaşların tekrar Japon saraylarında görülmesine sebep olmuştur. Bu dönem oldukça görkemli bir dönemdi, Feodal lordları, samurayları kale mimarisinde ve iç mekandaki ipek üzerine yapılmış tablolardaki ihtişam bu dönemin beğenilerini tanımlar.
Temeli 7. yüzyıllarda atılan anlamı “akan dünyanın resimleri” olan resim sanatı okulu “Ukiyo-e”, 1600 lerde kurulan Edo döneminde Tokyo kentinde gelişti. Edo döneminde insanlar rahat yaşamları tercih etti, ve lüks tüketime yöneldiler. Yeni kurulan bu yönetim neredeyse bütün yabancı ilişkileri dışlayan bir politika izledi,ve bunun sonucu olarak 1800 lere kadar Japonya kültürel yalıtım içinde gelişti. Geç Edo dönemi boyunca Yüzen, Katazome, Tsutsugaki, Bingata, Kasuri, gibi teknikler ve bunların çeşitleri kullanılmıştır.
1877 den sonra geniş reform hareketleri başlamış ve pek çok sanat alanında olduğu gibi tekstil alanı da batı normlarını benimsenmiştir. Bu dönemin ilk 20 yılında Japon sanatlarında batı normları benimsendiğinden giyimde uyulması zorunlu bazı özel kanunların kaldırılmasından sonra bile 19 yüzyıl ortalarında günlük yaşamda kullanılan kumaşlar hala renk kullanımı ve desenlerin seyrekliğiyle iç sıkıcıydı. Batı dünyasıyla ilişkilerini yeni başlatan bir ülke olarak Japonya ihraç için yaptığı müşkülpesent tasarımlarla zıtlık oluşturuyordu.
Japonyanın batılılaşmasına karşı başlayan tepkilerin başında, geleneksel sanatlara yeniden dönülmesi gelir. Geleneksel Sanatların canlanmasında önemli bir adım olarak kurulan Japonya Güzel Sanatlar Akademisinde geleneksel sanatlar ele alınıp yeniden tanınmaya başlamıştır. Akademide sanatçılar geleneksel konulara çağdaş yorumlar getirerek romantik bir yaklaşım sergiler.
20 yüzyıla girildiğinde batının ve Japon sanat eserlerinde her iki eğilimin etkilerinin birlikte geliştiği görülür.Geleneksel çekmeli tezgahların yerini alan yarı otomatik jakar tezgahlarında olduğu gibi müslin ve yün kumaşlar hem batı tarzı giysilerde, hem de kimonolarda ipek krepten daha popüler hale geldi. Japonya’nın batıya etkisi 19 yüzyıl sonları ve 20 yüzyıl başlarının İngiliz, Avrupa ve Amerikan modasında’da görülürken, dış ilişkiler Japon tekstil dağarcığına da sentetik boyarmaddelerin kullanımı, yeni grafik biçimleri ve temalar getirmiştir.
En doğudaki Ryukyu adalarının (bügünkü Okinawa) rengarenk bağlama shiborili kumaşları, özgün desenleri, farklı aplike teknikleri ve japonyanın geleneksel tekstiline ve boyamalarına batının ilgisi başlamıştı. İkinci dünya savaşını takip eden yıllarda Japonya’da batı tarzı moda ve alışkanlıkların yaygınlaşmasıyla tekstil üretimi bu yönde gelişti. Japon avangard moda ve tekstil tasarımcıları, Avrupa’nın giyim malzemesi yapım alışkanlıklarını ve kumaşların içeriğini neyin belirlediğini sorguladılar.

Tekstil firmaları okullar küçük müzeler özel koleksiyoncular bazıları albümlere yapıştırılmış olan tekstil parçalarını bilgiye sunmuşlardır. Yamanaka & co. Firması ( antika firması ) bu tekstil parçalarını satmak için yeniden toparlamaya başlamıştır. İmparatorluk mallarının koruma kurulu mevcut koleksiyonlardan satış yapma kararının sonuçu olarak bazı parçalar Amerika Birleşik Devletlerindeki müze koleksiyonlarının önemli parçası olmaktadırlar.



1. Japonya’da, Tekstil Boyamacılığında Kullanılan Lifler
Tekstil lifleri 4000-5000 yıldır kumaş yapımında kullanılmaktadırlar. İlk kimyasal lifin ticari olarak üretildiği 1880'li yıllara kadar, lifler sadece bitki ve hayvanlardan elde edilmiştir.
Doğu kültüründe bilinen en eski tekstil malzemelerinden olan pamuk ve ipek yapılan arkeolojik kazılarda da görüldüğü gibi geleneksel Japon boyama rezerv uygulamalarında sıklıkla kullanılan tekstil malzemesi olmuştur. Günümüzdeki tekstil lif teknolojilerinin gelişimleri, boyarmadde çeşitliliğinin artması bizlere bu alandaki çalışmalarda çeşitlilik kazandırıyor.
‘’Japon boyama ve dokumada iki ana çeşit malzeme kullanılmıştır. Sentetik lifler Japonya’da ilk 1884 yıllarında kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonraları ise doğal liflerden türemiş bitki liflerinden kağıt dut ,mor salkım, Japon ıhlamuru, rami, hayvansal lif olarak ta yün ve ipeği kullanılmaya başlanmıştır. İpeğin 3. asırda Çin’den getirildiği söylenir, bununla birlikte ipek böcekçiliği ile ilgili ileri teknikler ve boyama, dokuma teknikleri Asya’dan gelen göçmenler tarafından 5.- 6.yüzyıllarda getirilmiştir. Japonya’da 16. yüzyıla kadar kullanılan temel lifler ipek ve Ramidir. 16.yüzyılın sonlarında o zaman kadar yurt dışından getirilen pamuğun Japonya’da yetiştirilmeye başlanmasıyla pamuk günlük giysi yapımında kullanılamaya başlamıştır. ’’8
Hokkaidonun yerli halkı olan Ainular, Ohyo (Bu bir nevi karaağaç cinsidir). kabuğundan yapılan bir iplik kullanmışlardır. Okinawa’da da Basho (Japon muzu) lifleri sıklıkla kullanılmıştır. Japon kağıdı olan Washi den yapılma tekstil ipliklerinin ipek rami ve pamuk ile birlikte kullanılmış olduğunu da biliyoruz. Kağıt lifinden yapılan elbiselerde kağıdın kendisi boyanmıştır.
Geleneksel olarak Japon rezerv tekniği uygulamalarında Protein esaslı liflerde (İpek Tussah,Yün),ve protein içeren selüloz liflerde (Pamuk, Keten, Rami vb) boyama kalitesinin yüksekliği, ve katlanıp bağlanıp büzüldükten sonra yapılan boyamada kumaşın üç boyutluluğunu koruması açısından bu lifler tercih edilmesinin yanı sıra günümüzdeki lif ve boya teknolojisinin gelişimi bu tekniğin uygulanış malzemesine çeşitlilik getirmiştir. Tekstil liflerinin fiziksel, mekanik ve kimyasal özellikleri bu liflerden üretilen ipliğin, dokunan kumaşın veya örgü yüzeyinin özelliklerini belirleyen en önemli faktörlerin başında gelir

Temelde lifler doğal veya yapay olmaları kökenine dayanan bir sistem ile iki ana grupta sınıflandırılır. Doğal lifler tamamen doğadan elde edilen grubu oluşturur ve kaynağına göre hayvansal, bitkisel ve mineral lifler olmak üzere üç alt grupta toplanır:

Japon boyama ve dokuma olgusu deniz aşırı etkilerin altında gelişmiştir. Zui (581-618) ve Tang 618 bunların başına Çin hanedanının Sui ve Tang dönemleri Japonya’yı Asuka (552-646) Hakuho (646-710) ,ve Nara (710-794) dönemlerinde etkilemiştir. Çin’deki ve Güneydoğu Asya’daki Ming (1368-1644) dönemi Muromachi 81336-1573) Momayama (1573-1615) dönemlerin ile batıdaki gelişmelerde aynı şekilde Meiji dönemini etkilemiş bulunmaktadır.
Başka bir deyişle boyama ve dokuma kültürleri giyim kültürünün bir parçası olduğundan ve bu kültürde doğal ve iklimsel koşullarla bütünleştiğinden Japonya kendisini çevreleyen denizler sayesinde diğer ülkelerin işgalinden kurtularak kendisine has orijinal ve ileri bir tekstil kültürünü benimsemeye olanak bulabilmiştir.


    1. Doğal Lifler

‘’ Doğada meydana gelmiş, yeterli incelik, uzunluk ve dayanıklılığa sahip, yumuşak eğrilmeye, sarılmaya ve katlanmaya elverişli olan tüm lifler doğal lif olarak tanımlanır.’’9

Doğal lifler tamamen doğadan elde edilen grubu oluşturur ve kaynağına göre hayvansal, bitkisel ve mineral lifler olmak üzere üç alt grupta toplanır:

Doğal lifler isminden de anlaşılacağı üzere tabiatta hazır halde bulunurlar. Kendi aralarında da temin edildikleri kaynaklara göre 2 gurupta toplanırlar.


Protein esaslı bitkisel Lifler: Pamuk, Keten, Kenevir, Rami Jüt, Manila keneviri( abaka), Sisal Bambu, Coco, Basho vs.
Protein esaslı hayvansal lifler : İpek, Tussah, Yün dür.
1.1.1.1. Doğal Bitkisel Lifler
Bitkilerden edilen liflerdir. Bitkilerinin yapıtaşının selüloz olması nedeniyle bitkisel elyafa selülozik elyaf da denir. Bitkilerden elde edilen ve doğrudan tekstil hammaddesi olarak kullanılabilen lifler bu sınıfta yer alır, bu grubun yapı taşı olan selülozun özellikleri, bitkisel liflerin özelliklerinin daha iyi kavranabilmesi için önemlidir. Bitkisel lifler yapılarında % 60-90 oranın da selüloz içerdiklerinden bunlara ‘‘selülozik elyaf ‘‘ da denir. Bitkilerden elde edilen bu lifler , bitki üzerinde bulundukları yerlere göre ayrıca sınıflandırılırlar.
Bu lifler bitki tohumunun üzerinde bulunur, bunlar da tek bir lifçik ve bir tek hücreden ibarettir. Bu bakımdan ‘‘ tek hücreli elyaf ‘’ olarak da isimlendirilir. Pamuk ve kapok bu tip elyaflardandır.
Bitki gövdesinden elde edilen elyaf basit elyaf olarak da anılır. Bir tek lif birkaç bitki hücresinden oluşmuş bir demettir. Bu yüzden ‘‘ çok hücreli elyaf ’’ da denilir. Keten, kenevir, jüt ve rami bu gurubun örneklerindendir.
Bitki yaprağından elde edilen elyaflar geniş yapraklı tropikal bitkilerden elde edilir. Sisal, kendir, Manila keneviri (abaka) palmiye, bambu, ananas, yukka ve Yeni Zelanda keteni de bunlara örnektir.
Bitki meyvesinden elde edilen elyaf. Örnek : Hindistan cevizi meyvesinden koko elyafı elde edilir.
1.1.1.1.1 Pamuk
Tekstil maddesi olarak kullanılan birçok lif vardır. Ucuz olması ve çok üretilebilmesi, üretim kolaylığı bakımından çok eski dönemlerden beri Doğuda ve Orta Doğuda birinci derece tekstil maddesi olarak kullanılan pamuk lifinden üretilmiş kumaşları estetik bakımından daha güzel ve zevkli hale getirmek için çeşitli boyama teknikleri ile renklendirilmiştir. Japon rezerv boyama teknikleri içinde pamuk lif özelliği bakımından oldukça uygundur. İpeğin pahalı olmasından dolayı Japon halkının alt kesimi pamuğu yoğun olarak giysilerinde kullanmıştır.
5000 yıldır dünyanın en fazla kullanılan elyafı olan pamuğun M.Ö. 3000 yılına ait Hindu mezarlarında materyal örneklerine rastlanmıştır. Hindistan M.Ö. 1500 ve M.S. 1500 yılları arasında dünyanın pamuk endüstri merkezi idi. M.S. 800 yıllarında pamuk Hindistan’dan Çin ve Japonya’ya geçmiştir. 1271 yılında Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirilmiştir.
Pamuk ipliği üretim kademelerini ve bunun sonucunda oluşan ipliği etkileyen bazı parametreler sıralandığında

1) Lif uzunluğu

2) Lif inceliği

3) Lif mukavemeti

4) Lif olgunluğu

5) Yabancı madde miktarı

6) Lifin kıvrımlığı

7) Lifin rengi

8) Lifin yumuşaklık ve sertlik derecesi

9) Liflerde rutubet

10) Liflerde yapışkanlık önem taşır.
Bu etmenlerden ilk beş tanesi iplik üretiminde hayati önem taşımakla birlikte diğer etmenler de üretilen ipliğin kalitesini etkilemektedir. Pamuk inceliği ve uzunluğu arasında doğru orantı vardır. Lif uzadıkça incelir, elastikiyeti ve mukavemeti artar. Pamuk lifinde selüloz miktarı arttıkça kalitesi ve nem çekme özelliği yükselir. Pamuğun inceliği, nem çekme ve mukavemet özelliği Japonya da yapılan rezerv boyama teknikleri için yapılan işin kalitesini artırıcı özellikleridir.

1.1.1.1.2. Keten
Keten ilk çağlardan beri yerleşik toplumlarca bilinir. Keten elyafı bitkinin sapından elde edilir.Tarih öncesi devirlere ait ketenden yapılmış materyallere, İsviçre’nin göl kıyılarındaki yerleşim bölgelerinde ve eski Mısır mezarlarında rastlanmıştır.
Bu bitki tohumu ve lifi için yetiştirilir. Tohumundan bezir yağı olarak bildiğimiz boyacılıkta kullanılan yağ elde edilir.tohumlarından geriye kalan küspe hayvan yemi olarak değerlendirilir. 55-90 cm uzunluğundaki elyaflar parlak, sağlam, dayanıklı, değişik kalınlıkta açık sarı veya gümüşi renktedir.
Bu bitkinin hasadı kesilmeden topraktan elle yolunarak yapılır. Bitki sapındaki elyaf demetçiklerini zedelemeden çıkarmak için saplar çürütülür. Çürütülen saplar kurutulur. Sert kısımlar kırılır, kırılan odunsu parçalar sıyrılır ve taranarak elyaf demetleri temizlenir ve iplik yapımına hazırlanır. Mukavemetlidir, kaynar su güneş ve deterjandan etkilenmez elastikiyeti azdır. Tabii bir parlaklığı vardır. Çabuk buruşur, nem çekme özelliği pamuktan oldukça iyidir nemi taşıdığı halde bile kuru hissi verir, soğuk bir tutumu vardır, rengi sarımtırak beyaz renkte hafif mavimsidir, iyi kasarlanmış ise rengi kar gibi beyazdır. Ketenin ince ve uzun olanı tercih edilir.
Lif uzunlukları ve kalınlıkları bitkinin boyuna ve yetişme şartlarına göre değişir. “Bir tek lif birbirine yapışık birçok hücreden ibarettir, bu nedenle keten lifleri uzunlamasına kolayca ayrılır. Keten liflerinin esnekliği az olduğundan çabuk buruşur. Yüzeyin düzgün oluşundan dolayı parlaktır.”10 Genellikle serin tutması açısından yazlık dış giyimde kullanılır. Gömlek, ceket, ev tekstilinde , kaliteli kağıt yapımında vb kullanılır.

Temelde lifler doğal veya yapay olmaları kökenine dayanan bir sistem ile iki ana grupta sınıflandırılır.


  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©anasahife.org 2016
rəhbərliyinə müraciət